Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

"Bak Şu Konuşana!.."
M. Nuri Bingöl

Huyum da değil, yazma kaidem de… Şuna ya da buna nazire yapmayı hem beceremem, hem de nev-i şahsına münhasır olması gereken üslup anlayışıma ters bulurum.
Fakat geçende bir “refik” ve “eski” dostun kalem emeği beni düşüdürdü ve onun namına da sevindim.
Ergenekon meselesini, daha düne kadar bırakın dâva açılması, alenen konuşulmasının bile “netameli konu” diye kapatılan ve “bağımsız yargı” tarafından da iddianameleri kabul edilen demokrasiye, yani “sivil ve milli iradeye” darbe davasında ifrata da, tefrite de kaymadan dengeli bir tavırla “yorumlamanın” ne manaya gelebileceğini (!) izah buyuruyordu.
Bir mevkutedeki “şahane” yazı dizisi okununca ( tek ölçü o dizi ya!) “ konu” - şıppadanak- , gereksiz ( Allahi Allah, cami bombalamak, müslümanı katliama uğratmak, sivil iradeyi rafa kaldırmak demek ki gereksiz ve…) detaylardan arındırılmış şekilde, anahatlarıyla ve özüyle kavrayacakmışız! Mâlum dizi- mübarek- turnusol kağıdı mübarek, biz de ( bidon kafalı, karnını kaşıyan cahil oy çoğunluğu) camid ve kimyevi artıklar!
Hele şu satırlara “hayran” olmamak elde değil, Ergenekoncular ve onlara selam yollayan adında “demokrat” kelimesi bulunan 28 Şubatçılar, mumla bile arasaydılar, böyle bir avukatı bulamazlardı- neleri kaybettiklerinin farkında bile değil adamlar, analar ne “cevher”ler doğuruyormuş demek ki!
“ Ayrıca, önce Ergenekon meselesinde sergilenip daha sonra anayasa paketi ve referandum gibi konulara da taşınan ölçüsüz tarafgirlik veya aleyhtarlığa; herşeyi akla karaya sıkıştırıp ara renkleri red ve inkâr eden ve nüanslara hayat hakkı tanımayan bir toptancılığa; adeta psikolojik harp yöntemleriyle yürütülen propagandalarla kendi dediğini hakim kılmaya uğraşan bir hegemonyacılığa ve üstelik bütün bunların “demokratlık adına” ortaya konulmasındaki garipliğe prim vermeyen dengeli bir yaklaşımın ipuçlarını bulacaksınız.” ( Malum gazete, 24.10.2010, ilgili siteler)
Ne diyor Nur Üstad (RA):
“Bir fırka kendisine bir imtiyaz taksa, herkesin en hassas nokta-i asabiyesine daima dokundura dokundura zorla herkesi meşrutiyete muhalif gibi gösterse ve herkes de onların kendilerine taktığı ism-i meşrutiyet altında olan muannid istibdada ilişmişse, acaba kabahat kimdedir?” (Divan-ı Harb-i Örfî, Eski Said Dönemi Eserleri, s. 143)

Said Nursî’nin, istibdada karşı meşrutiyeti savunma iddiasıyla ortaya çıkıp, zaman içinde, özellikle de iktidar gücünü ele geçirdikten sonra meşrutiyetçiliği tekellerine alarak, kendileri dışındaki herkesi meşrutiyet karşıtı olarak gösteren ve üstelik meşrutiyete tamamen aykırı baskıcı uygulamalara yönelen bir kısım İttihatçılar için dile getirdiği bu tesbit, yakın geçmişte aksi yönde sergiledikleri tavırları “unutarak” şu günlerde demokrasi bayraktarlığına soyunan ve bu işi kimselere de bırakmayan ve adında “demokrat” kelimesi bulunan, İttihad ve Terakki isimlerini kendine perde yapan Düvel-i Muazzamayı “Sultan-ı Veli, Sultan-ı Masum” gibi bir “Emirelmüminin” ( Bu sıfatı kullanan iki sultandan biridir Abdulhamid) sultandan mahrum edip yıkılmasına vesile olanlara tam olarak uyuyor.
Bunlara karşı, yine Bediüzzaman’ın şu ifadesini de, önemle altını çizerek tekrarlamak gerekiyor:
“Meşru hakikî meşrutiyetin müsemmasına (isminin mânâsına uygun içeriğine) peyman (yemin) ettiğimden, istibdat ne şekilde olursa olsun, meşrutiyet libasını (elbisesini) giysin ve ismini taksın, rast gelsem sille vuracağım.” (a.g.e., s. 136)
Demek ki, sadece “Demokratım ve özgürlükçüyüm” demekle demokrat ve özgürlükçü olunmuyor. Bu iddiaların parelelindeki fiillerle de hemal olup, 27 Mayıs darbesinin kopyesi 12 Eylül’cülere mahkeme kapısını işaretleyecek bir değişiklik taslağına “hayır” deme kararını almaması, Silivri’deki “vatanperver”lere “ selam” yollanmaması, milletin er ikisinden birinin oyunu alan bir iktidarı “yok” saymaması lazım. Üstad’ın Son Dersindeki “ Daha azamüşşerden kurtulmak için…” kaydının ne mânaya geldiğini – korkmadan ve vicdanla- düşünmesi lazım geliyor. “ Aksi halde inandırıcılık problemi ortaya çıkıyor.”
“Meslek-i hakikat” ve “hakikatperestlik sıddıkiyeti” güme gidiyor yoksa; haberiniz ola…
Yine o eski dostun “hakperest” sesine kulak verelim:
“ Oysa demokratlık kimsenin tekelinde değildir. Hele geçmişleri bu konuda inanılmaz defolarla – 28 Şubatçılık gibi- dolu olanların bugün demokratlık şampiyonluğuna soyunmaları hiçbir şekilde inandırıcı olamaz.” ( Yeni Asya, 24.10.2010, Güleçyüz Kâzım)
Not: Okuyucu ve diğer yazar- mütefekkir kardeşlerimden özür diliyorum. Kabul edersiniz ki bazı meselelere ciddi cevap vermek “hakikata hürmetsizlik” demektir. Bazı “sulu” tabirleri kullanmam, bu “lafları” Üstad namına demelerine ciddi karşılık vermek de o Zat-ı Müceddid-i Zaman”a hürmetsizlik olacak bence.
Eklenme Tarihi: 25.07.2010   Okunma: 300

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: Serhad Akdoğan    188.58.1.... ....  Tarih: 05.08.2010
Muhterem Kardeşim, evet, o gazetenin "iç şura"sı hayırcı cepede, bunu yakinen biliyorum. Hükumetin her yaptığını tasdik, demokratik anlayışa sığmaz ve hiç kimse öyle bir şeye tevessül etmez. Dediğiniz bütün engellemeleri yapan Akp içine sızdırılmış tek parti-ergenekon zihniyetidir, parti değildir, buna da kaniyim. Hassasiyetimiz " Üzümün çöpü, armudun sapı" diyerek meşruti hükumetin, dolayısıyla "meşveret"in düşmanlarını arttırarak, hakiki meşrutiyete giden yolu kapamak isteyenlerin terazisine ağırlık yapmamaktır.
Yorumlayan: a.kadir ceylan    88.231.1.... tmail.com....  Tarih: 
Sayın Serhat Akdoğan bey Yeni Asya takip ettiğim kadarıyla hayırcı cephede yer almıyor böyle yansıtmaya çalışmanızın sebebini pek anlayamadım.Yeni Asya paketi yetersiz ve eksik bulduğu için pek önemsemiyor ki bu tavır normaldir.Bir de anlayamadığım husus adeta herkes bu hükümetin her yaptığını desteklemek zorundadır gibi bir hava verilmeye çalışılıyor.Bu tür davranma yanlıştır.Elbette ister hükümet olsun ister başkaları olsun doğru yaptıkları desteklenir yanlışları eleştirilir.Ama maalesef ekseriyetle milliyetçi muhafazakarların kontrölünde olan medyamız hükümetin hiçbir yanlışını eleştirmemektedir.Mesela hükümet kürt sorununun çözümü noktasında tamamıyla milliyetçi çizgiye kaydı.Ama kimse bunu eleştirmiyor.Ve kürt sorunu nedeniyle yüzlerce gencimizin fidanlarımızın kürt türk fark etmez cenazeleri gelmeye devam ediyor.Köyler bile yakılıyor cenazeler parçalanıyor.Ama en ufak bir araştırma ve soruşturma bile yapılmıyor.Neden hükümetin bu konuya gereği kadar el atması için eleştiride bulunmuyoruz.Selamlar
Yorumlayan: Serhad Akdoğan-Urfa    193.140..... ....  Tarih: 04.08.2010
“ Hayır”cı kanatta bulunan bir dost gazeteyi 467 gün kapalı tutan, gazete sahibini “Deprem İlahî ikazdır.” dediği için içeri atan zihniyet, yargılanmasının önündeki mâniaların kaldırıldığı bu anayasaya “hayır” diyen tek parti – Ergenekon- zihniyetidir. Şaşılacak, hatta eseflenecek hal, 12 eylül 1982’de açıktan hayır oyu atan bu grubun bir kanadının, açıktan “12 eylül anayasasına evet” mânasındaki “hayır” oyu atacak hale gelmiş olmasıdır. Ah, minel-siyase; sen nelere kadirsin!
Yorumlayan: M. Nuri Bingöl    188.58.1.... ....  Tarih: 26.07.2010
" 50 SENELİK BİR ÖMR-Ü BAKİYİ KAZANDIRAN" BERAT KANDİLİNİZİ TEBRİK EDER, HAYIRLARA VESİLE OLMASINA VE 12 EYLÜL REFERANDUMUNDA %60'LIK BİR ORANLA DARBECİLERE DUR DEMESİNİ NİYAZ EDERİM.

..::KISA DUYURU::..

   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 232 / Dün: 597 / Toplam: 339.841
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -