Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

KENDİ KALEMİNDEN HÜSEYİN YILMAZ

Hüseyin Yılmaz, Adıyaman vilayeti, Gerger kazasına bağlı Çobanpınar Köyü doğumlu... Nüfusa kaydı, 01/01/1960 diye düşülmüş. Doğru mu? Belli değil... Belli değil, çünkü ilk okulu bitirirken kaydını kendisi yaptırır. Evden kulağına 1960 doğumlu olduğu fısıldanmıştır. Günün ne ehemmiyeti var, yılbaşı en rahat akılda kalanı. Bölge insanın ekseriyeti de aynı gün doğumlu değil mi? Hiç değilse hemşehrileriyle kayıtta bir birlikteliği var.

İlk okulu köyünde bitirir. Köyde elektrik yok, yol yok, su yok. Güzel bir tabiattan başka ne vardı ki zaten? Hâlâ öyle... Tek fark, haşarı çocukların kafasını andıran yara bere içinde bir yol, elektrik, bir de telefon.
İlk okul dördüncü sınıfta Kitaplık Kolu Başkanlığına seçilince küçücük okul kütüphanesine adımını atar . Elinin uzandığı ilk kitap, Binbir Gece Masalları. Gördüğü ilk kıza vurulan köylü çocuğunun ilk sevgilisidir Binbir Gece.

Gerger Orta Okulu’nda arkadaşları arasında ilk öne çıktığı ders edebiyat olur. Kompozisyonda her zaman sınıf birincisidir. Hocasının da teşvikiyle küçük küçük denemeler, hikâyeler, hâtıralar karalamaya başlar.

Lise tahsili için Adıyaman’a gelir. İkiz kardeşi ile birlikte Adıyaman lisesine yakın bir yerde tek göz bir oda kiralar. Yarı aç yarı tok tam üç yıl. Ömrünün en güzel demleri olması gereken üç yıl sefâlet içinde geçer.

Lise yılları izm’lerin cirit attığı yıllar. Yılmaz ‘ın da arayışları olur... Kısa sürelerle teknesini farklı farkyı limanlara yanaştırır. Bu arayışlar onu daha çok okumaya, daha çok düşünmeye sevkeder. Lise son sınıfta bir İstanbul gazetesinde ilk yazıları neşredilir. Dünün taşra çocuğu artık gazete sayfalarında ismini okumakta, alışık olmadığı vaadler dünyasına kanat çırpmaktadır.

Bahtına Üniversite İmtihanlarında iş olsun kabilinden yazdığı Bursa İktisat Fakültesi düşer. Tek tesellisi hülyâlarıının şehrine gidecek olmasıdır. Bursa’yı ne kadar bilir, bilir miydi? Hayır... Sadece coğrafya dersinde yeşil bir şehir olduğunu okumuş ve kelimenin büyüsüne kapılmıştır.

Bursa yılları, yazarlığını pekiştirdiği yıllardır. Muhtelif gazete ve dergilerde yazıları daha sık görülür.Bir ara okulu dışardan bitirme düşüncesiyle, aldığı bir dâvete de uyarak, İstanbul’a kapağı atar. Kabiliyetlerinden faydalanılmak için çağrıldığı gazetede sadece dokuz ay kalabilir. Bizans yadigârı entrikaların tezgahı İstanbul’da fazla tutunamayınca okulunu bitirmek için Bursa’ya döner.

1986’da askerliğe gitmeden kısa bir süre önce ve beş parasızken evlenir. Meriç kıyılarında bir köy karakolu komutanı olarak askerî vazifesini yaparken bir taraftan da kitap yazmaktadır. İlk kitabı “Hüzün Çiçeği”nin mühim bir kısmı Sarıcaali Köyü karakolunun Meriç’in muhteşem manzarasına bakan bahçesinde yazılır. Yazar ilk kitabına nakış nakış Bursa’yı işler...

Askerlik sonrasında İstanbul’a yerleşir. Üç yıla yakın bir kısmı Zaman gazetesi olmak üzere beş yıl kadar gezetecilik yapar. İyi bir araştırmacı ve iyi bir yorumcu olarak dikkat çeker. Fakat dik başlılığı bir harami gibi sürekli yolunu kesmektedir. O da eğilmesinin beklendiği her yerde kapıyı çarpıp çıkmayı tercih eder. Bu ruh hâli belki de ona yetiştiği coğrafyanın mirasıdır.

1992 yılında bütün hedef ve ideallerine sırt dönüp bir ticâri tezgahın başına geçtiğinde henüz otuziki yaşındadır. Arkasında dokuz kitap, bir yığın yazı, konferans ve televizyon programı ve kendi çapında şöhret bırakmıştır.

Ben ne yaptım, deyip uyandığında arkasına bir on yıl daha atmıştır. Kısmen dünyayı kazanmış, ama bu onun ruh dünyasını tatmin etmemiş, acılarını dindirmemiştir. Düşünmek için yaratılmış olduğunu düşünenyazar, zaman zaman bir ilk mektep mezunun ticarî başarılarının arkasından şaşkınlıkla bakmıştır. 92’de bıraktığı yere dönmek için kolları sıvar, ama on beş kayıp yılı vardır. Tek tesellisi kitapların yol göstericiliği yerine bu onbeş yılda hayatın kılavuzluğundan ders almış olmasıdır. Küçücük bir teselli, yoktan iyi...

..::KISA DUYURU::..

STV HABER'DE REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ..  Bayramın birinci günü, saat 11:15'de STV Haber canlı yayınında referandum dair düşüncelerimi ifâde edeceğim. Dost ve ehibbaya duyurulur... H.Y / 08.09.2010
BAYRAM TEBRİĞİ...  Başta siz muhterem okuyucularım ve dâvâ arkadaşlarım olmak üzere bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayır ve saâdetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hüseyin Yılmaz / 08.09.2010
   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 294 / Dün: 329 / Toplam: 340.844
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -