Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Mustafa Özcan
Mustafa Özcan

Mustafa Özcan (2)

1962 yılında Bolu'da doğdu. Erken yaşlarda Arapça ve İslami ilimler öğrendi. Talebelik yıllarında çeşitli Avrupa ülkelerine bilhassa Almanya'nın Kiel şehrinde ailesinin yanında ikamet etti. Eğitimine daha sonra Kahire el-Ezher Üniversitesinde devam etti. Bazı arkadaşlarının delaletiyle Arapçasını ve İslami ilimlerini ilerletmek maksadıyla Şam'a gitti. Burada bir taraftan Fethü'l-İslam gibi klasik medreselerde İslami ilimler öğrenirken diğer taraftan da Daru's-Selam adlı devlet okulunda modern Arapça eğitimi aldı. 1982 yılına kadar Ezher Üniversitesi bünyesinde şer'i ve dini ilimleri tahsil etti. 1982 yılında Türkiye'ye döndü.
Zafer, Girişim, İslam Dergisi, Kodaya Ed-Düveliyye gibi yerli ve yabancı birçok mevkutelerde makaleleri yayınlandı.
Milli Gazete, Zaman, Yeni Şafak, ve Yeni Asya gazetelerinde dış haberler servisini yönetti.
Yerli ve yabancı onlarca dergi ve gazetede yazıları ve makaleleri yayınlandı. Çeşitli güncel araştırma kitapları kaleme aldı. Yurt içi ve yurt dışında değişik konferanslara, birçok televizyon programlarına katıldı. Evli ve dört çocuk babası.

Cuma, 03 Haziran 2011 17:54

Şefika ve refika

Yazan Mustafa Özcan

AHMET Hakan’ın naklettiği tekvando fetvasından sonra yabancı basını tararken konuyla ilgili bir çok haber ve değiniye rastladım. Konunun üzerinden ‘mururu’l kiram’ dendiği gibi geçmek ve meseleyi görmezden gelmek arzusundaydım. Fakat konu ve haberin yankıları beni konu üzerine eğilmeye zorladı. Zira mesele bir hocaefendinin fetvasından öte anlamlar taşıyor. Kaldı ki kadının nefsi müdafaa sadedinde kocasını dövebileceğine dair ilk fetva Muhammed Hüseyin Fadlallah’ın 28/10/2007 tarihinde yani bundan tam bir yıl önce vermiş olduğu bir fetvaydı.

Olmert, Kur’ân-ı Kerim’i tasdik ediyor. Nasıl oluyor diye sormayın. Basbayağı oluyor. Fazilet o ki, düşman dahi teslim ede denilir. Dolayısıyla beşer tav’an veya kerhen nasıl Allah’a muti ise aynı oranda Kur’ân-ı Kerim’i de ihtiyarî veya gayri ihtiyari yani ister istemez bir surette tasdik ediyor. Bu tasdik elbette ki iz’an düzeyinde veya boyutunda değil. Buna ızdirarî boyut dersek daha doğru olur. Daha doğrusu Kur’ân-ı Kerim’e inanmıyor, ama tasdik ediyor.

Tuyan Tasarım