Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Seçim değil, ya fecir, ya da fetret!

Seçim değil, ya fecir, ya da fetret! Vurgulanmış

İsmi seçim, mahiyeti esâret veya hürriyete çıkış olan vakt-i merhuna sadece iki gün kaldı. Sonrası ya yeni yeni varlığını hissetmeye başladığımız parlak bir hürriyet saâdeti, ya da bir asır duvarlarına zincirlendiğimiz, hayvanlar kadar bile itibar görmediğimiz, bütün haklardan mahrum bırakıldığımız, geçen asrın başlarında küfür cephesinin Ankara’da inşa ettiği Kemalist rejimin esaret zindanlarına yeniden atılmak ve imhâ edilmektir.


Sineklerin ısırmasından korunmak için yılanların dehlizine giren, akıllı değil, şuursuzdur... Sokak köpeklerinden korunmak için aslanların arenasına dalan, müntehirdir. Dünyevî hayatı gibi, uhrevî hayatını da kaybeder.


 

Çatısının altındaki zayıf direği değiştirmek isteyenin öncelikli işi, çatının altına daha sağlam bir direk koymakdır. Sağlam direği çatının altına koymadan zayıf veya zayıfladığını düşündüğü direği çekenin başına çatı çöker, altında kalıp gebermeye de müstahak olur. Farzediniz ki, Erdoğan ve AK Parti zayıflamış veya hoşunuza gitmeyen direktir. Yerine kimi koydunuz ki, onları alaşağı etmek için ellerinizi ovuşturuyorsunuz? Rezil bir ahlâksızlık içinde memura küfredip, her gün Cuma kıldığını söyleyen İnce’yi mi? FETÖ ile aynı yolun yolcusu olduğunu gizleme ihtiyacı bile duymayan Akşener’i mi? Yoksa PKK ile ülkeyi tehdid eden Demirtaş’ı mı? Kimi?..


Erdoğan ve Ak Parti’yi tenkid sadedinde söylenecek çok sözünüz, çok haklı sebepleriniz olabilir. Benim de var, ikaz ve tenkidden hiçbir zaman da geri kalmadım. Bundan sonra da kalacak değilim. Ama bizim tenkid ve ikazdan muradımız, daha iyi olmalarını temin etmekdir; imhâ ve yıkmak değil. Oysa Erdoğan’ın şahsında bu millet, ülke ve İslâm dünyasını hedef alıp kuvvetli bir şer cephesini kuranların muradı; topumuzu imha etmek, hayatımızı söndürmek, yer yüzünde nefes alabileceğimiz bir toprak parçası bırakmamakdır. İslâm ülkelerini ne hâle getirdiklerini görmüyor musunuz? Bir asra yakındır zavallı Filistinlilerin nasıl inim inim inletildiklerinin şahidi değil misiniz? Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de Müslümanlara yaşattıkları dehşeti görmediniz mi?


Dost ve müttefik, diye bağrımıza bastığımız Amerika’nın aleni düşmanlığı, İsrail’in büyük küstahlığı, Fransa ve Almanya’nın gemi azıya alan adaveti size hiç mi bir şey söylemiyor? Erdoğan’ı prangalayıp aç canavarların arenasına atmak için çığlıklar atan Batının küstahlığı hiç mi haysiyetinize dokunmuyor? Onlarla aynı safta yer almaktan hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Bu birliktelikte dehşetli bir yanlışın olabileceğini düşünmek, hiç mi aklınıza gelmiyor? Bu kadar mı körleştiniz, bu kadar mı şuur ve ferâsetinizi kaybettiniz?


İstiklâl Mahkemesi adı altında bu milletin en dindar ve en nadide evlâdlarının kellerini olgun başaklar gibi biçen Kemalist diktanın bânisi ve bekçisi CHP’ye alkış tutmak, nasıl bir cinnettir? Daha düne kadar hayatlarının baharında sırf başları örtülü olduğu için inim inim inletilen, üniversite kapılarından dehlenen, göz yaşları ile dalga geçilen, “ikna odaları”nda ruh ve mâneviyatları mahvedilen kızlar, sizin çocuklarınız değil miydi? Vatan müdafaasında yaralanıp Gata’da yatan asker oğlunu, sırf başörtülü olduğu için ziyaret edemeyen kadın, sizin anneniz değil miydi? “Bu kadına haddini bildirin!” diye seksen yaşında kükreyen, ateşinin bol olmasını temenni ettiğim Kemalist Ecevit, CHP’nin başında değil miydi? Merve Kavakçı’ya had bildirmesinin sebebi başındaki örtü, yâni dini, yâni İslâmiyet değil miydi?


Kamal Atatürk’ün, başka bina bulamadığı için mi Ayasofya’yı müze yaptığını düşünüyorsunuz? Bu dehşetli cürmün kaybedilmiş bir dâvânın mührü, imhâ edilmiş medeniyetinizin mezar taşına düşmanın astığı bir zafer takı olduğunu bilmiyor musunuz? CHP’nin bir çok camiyi ahır ve depoya çevirmesinin yegâne sebebinin yer darlığı olduğuna emin misiniz? Bediüzzaman ve emsâllerinin çok kötü oldukları için CHP tarafından inim inim inlettirildiklerine gerçekten inanıyor musunuz?


Yapmayın!.. Basra’yı harâb eder veya harâb edilmesine seyirci kalırsanız, üstünde yaşamayı değil, gözyaşlarınızı dökebileceğiniz bir parça toprağınız bile olmayacak. Emin olunuz ki, küfür cephesinin şimdi bize karşı hissettiği ve asla saklamadığı kin, nefret ve düşmanlık târihin hiç bir devrinde bu kadar tavan yapmamıştı. 24 Haziran’da aklımızı başımıza almazsak, bizim için sonrası çok elim ve çok uzun sürecek yeni bir fetret, yeni bir karanlık olacaktır.


Bir önceki makalemde siyasete bakış zaviyemi ve tavrımın ne olacağını ifade etmiştim, tekrara girmeyeceğim. Bahis mevzuu yazıyı linkte bulabilirsiniz. Ancak Nur Talebelerine son bir defa bir hatırlatmada bulunmaktan kendimi alamıyorum:


Siyasetten şeytandan kaçarcasına istiaze eden ve dünyanın bütün nimetlerine sırtını çeviren, şahsî hiç bir meselesi olmayan Bediüzzaman’ın ömrünün son on yılında üç seçimde de Demokrat Parti’ye oy vermesinin sebebi, bu partinin evliyalardan müteşekkil ve hayr-ı mahz olması değil, CHP’nin şeni iktidarına engel teşkil etmesidir. Şübhesiz bu ana omurgayı takviye eden diğer hususlardan bahsetmek kabil, fakat onların varlığı daha tâli ve daha sonraki adım ve merhaledir. Yâni Üstad’ın asla vaz geçmediği önceliği, CHP iktidarına fırsat vermemekdir. Bu nokta-i nazar itibariyledir ki, son nefesine kadar ehvenüşşer diye vasıflandırdığı Demokrat Partiyi desteklemiştir.


CHP ittifakını, DP’nin millet nezdindeki teveccühü %1’e düşen varlığı sebebiyle desteklediğini söyleyen Yeni Asya’nın idareci kadrosunun kendi tabanını iğfal etmesi, talihsizliğin ötesinde bir tertibin neticesidir. Yoksa hiçbir Nur Talebesi bilerek Üstad’ına ihanet etmez. Bu güruhun tabanına, bir kardeşleri olarak tavsiyem, Hz. Üstad’ın bu husustaki düşünce ve tavırlarına, gazetenin telkinlerini kulak ardı ederek tekrar eğilmeleridir. O zaman görecekler ki, getirmeye çalıştıkları muhtemel bir CHP iktidarı hâlâ âzamüşşer, AK Parti iktidarı ise onun gelişine mani teşkil eden ehvenüşşerdir.


Unutmayınız ki, Hz Muaviye’den sonra tamamen çöken İslâm devletinin bütün fazilet ve güzellikleri ile Kemalizmin yakın takibinden kurtulamamış AK Parti iktidarından kıyametin eşiğinde beklemek, insaf değildir. Bin bu kadar kusur, hata ve günahları olsa, daha iyileri onların yerini almadığı müddetçe bu kadroların muhafazasına çalışmakla mükellefiz. Siyaset ve siyasilerden hayr-ı mahz beklemek abesle iştigal... Ehvenüşşer olmaları tercih için kâfi sebebdir.


25 Haziran sabahı dehşete uyanmak istemiyorsanız, bir de böyle bakınız, demek istedim. Takdir sizin!


Siyaset zemininde hayr-ı mahz yok!

http://www.risalehaber.com/siyaset-zemininde-hayr-i-mahz-yok-20083yy.htm

Son değişiklik Perşembe, 21 Haziran 2018 15:08
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım