Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Erdoğan ve Heykelleri Yahut Ben olsaydım!

Erdoğan ve Heykelleri Yahut Ben olsaydım! Vurgulanmış


Bir kaç gün önce sosyal medyada gözüme iliştiğinde önce şaka sandım. Zirâ ne Erdoğan heykellerinin yapılmasına müsamaha gösterir, ne de onu sevenlerin bu kadar ilim ve irfândan uzak olmaları beklenilebilirdi. Meğerse şaka falan değilmiş. Kendini bilmez bir kaç budala veya Erdoğan’a yaranacağını sanan mürai, ciddi ciddi Reis-i Cumhur’un heykellerini dikmiş.


İşin vahâmetini farkedince bir kaç twitter mesajı ile tenkidlerde bulundum. Tenkidlerde bulunmakla kalmadım, Reis’in bu şuursuzluğu acil müdahale etmesi gerektiğini de ifâde ettim.


Neyse ki, beklediğim müdahale gecikmedi. Dün Belediye Başkanları toplantısında konuşan Erdoğan, uzun konuşmasında bir kaç cümle de bu mevzua ayırdı. Canlı dinlediğim hitabında şunları söylüyordu:



"Bazı belediyelerimiz şahsımın heykel veya benzer görsellerini yapmışlar. Ben bunu duyunca çok üzüldüm. Bu bizim değerlerimize terstir. Ben ne heykel istiyorum, ne masklar, ne bu tür görseller istiyorum. Bunları hemen kaldırttık zaten. Lütfen bu yanlışlara girmesinler. Heykel değil, hizmete yönelik eserler diksinler. Bunlar bizim değerlerimizle çatışıyor, asla bu yola hiçbir arkadaşım tevessül etmesin."


Yerinde ve zamanında bir müdahale!.. Daha iyi olabilir miydi? Evet... Yine de bu kadarı bile aptalca bir mürailik yarışı ile iğrenç bir heykel kirliliğinin önünü kesmiş oldu.


Mürailerde tezgâh ve oyun bitir mi? Hayır. Onlar ille de sefil tabiatlarının gereği her iğrençliği tecrübeye devam edeceklerdir. Bugün heykel, yarın başka bir şey ile kendilerini pazarlamanın bir yolunu bulmak için çırpınıp duracaklardır. Siyâsî arenan bu mürai gürûhuna taktığım en masum lâkab: “Lider ve dâvâ katilleri!” Şakası yok, bu dalkavuklar alayı her lideri körleştirmeye, her dâvâyı katletmeye muktedirdir; yapabilirler.


Onun için Erdoğan’ın yerinde olsam, sırası gelmişken meseleyi bu kadar kısa ve mübhem tutmaz, daha müdellel, daha mukni ve daha sarsıcı ifâdelerle sakîm şuurlarına çarpar, hasta ruhlarını tekmelerdim. Meselâ derdim ki:


“Heykel ve büstlerimi yapan budala!. Müslüman olduğumu, İslâmiyet’in her türlü suret ve heykeli hoş görmediğini, hattâ yasakladığını bilmiyor musun? Beni sevindirip gözüme girmene vesile olduğunu sandığın şey, inançlarıma hakarettir, ruhumu azâb içinde bırakıyor; şuursuz! Bu kaba putperestliğe şahsımı âlet ettiğin için sana hiçbir hakkımı helâl etmiyorum, çek git; bir daha da gözlerime görünme!


“ Madem ille de gözüme girecek, kendini bana gösterecek bir şey yapmak istiyorsun; sevdamı biliyorsun: Bu ülke ve millete hizmet etmeye hayatımı adadım. Sen de öyle yapsana!..


“Yok ama, basit bir heykel yapmak sana daha kolay ve ucuz geliyor. Peki diktiğin bu heykel ne işe yarayacak, kime ne fayda temin edecek; hiç düşündün mü? Yaptığın bir fabrika değil ki, istihdam sebebi olsun, fakir fukarayı iş sahibi yapsın ve emtia üretmiş olsun?


“Köprü veya yol değil ki, insanımızın hayatını kolaylaştırmış, bir yerden başka bir yere ihtiyaçlarını taşımaya, seyahat etmesine hizmet etmiş olsun?


“Diktiğin heykel, bırak top veya tankı, basit bir tabanca bile değil ki, vatan müdafaasında bir gün bir işe yarama ihtimali taşıyor olsun!


“Hatta diktiğin heykel bir ağaç bile değil ki, yorgun bir insan gölgesinde beş on dakika dinlenerek istifade etmiş olsun!


“Ulan geri zekâlı! Diktiğin heykel, yüz yıl orada kalsa hiç kimseye hiçbir faydası olmaz. En fazla kargaların üstüne tüneyip def-i hâcette bulunmasına sebep olur, iki de bir temizletmek mecburiyetinde kalırsın!..


“Ülkenin bütün meydan ve köşe başlarına heykellerimin dikilmesini netice verecek bir yarışı başlatıyorsun! Bu heykel kirliliğine, bu metâl soğukluğa, dahası bu aptalca putperestliğe sessiz kalabileceğimi, üstelik bunun beni sevindirip sana ikbal sağlayacağını nasıl düşünebilirsin? Bu kadar mı kuş beyinlisin? Bu kadar mı inanç ve değerlerime, düşüncelerime yabancısın? Senden belediye başkanı değil, kaz çobanı bile olmaz!”


Ama Erdoğan bunları söylemez tabiî, söylese de bu şekilde ve orada söylemez. Hususî bir zeminde söyler mi? Evet, söyler; daha fazlasını bile söyleyebilir.


En azından ben söylemiş olayım!



Son değişiklik Perşembe, 14 Eylül 2017 09:36
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım