Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Risâle-i Nur’da Tahrifat Var mı?

Risâle-i Nur’da Tahrifat Var mı? Vurgulanmış

Suale; evet veya hayır diye kestirme bir cevab vermek kırk yıllık bir tartışmanın devamına hizmetten başka bir şeye yaramaz. Evet de, hayır da delil, isbat ve iknaa bina edilmeli; yakışıksız bir tarafgir hissiyatına değil.

Fakir, kırk küsur yıldır Nurları heceliyor. Künhüne vâkıf olduğumu iddia edecek değilim, ama iyi bir âşinalığımın olduğunu söyleyebilirim. Bediüzzaman’ın muradı nedir, ifâde ona aid mi, değil mi; aşağı yukarı kestirebilirim.

Şu kadarını gönül rahatlığı ile ifâde etmek isterim ki, tahrifattır denen hususların tamamı bir araya getirilse külliyatın binden birine tekâbül etmez. Üstelik de tahrifat iddialarına mevzu teşkil eden bahisler, iman ve Kur’an dâvâsının esasatına değil, içtimâî, siyasî ve târihî bir takım meselelere bakan bahisler.

Bu satırlardan muradım, makaleye başlık olmuş suale cevab vermek değil; bu meselenin çözülmesi için bir çözüm yolu teklif etmekdir. Hulâsası şöyle:

Öncelikle bu meselenin hallî için, Nurcu olarak bilinen veya kendilerini Nurcu diye ifade eden her grubdan ehl-i ilim ve tahkikin iştirâkiyle olabildiğince geniş ve kalabalık bir heyet kurulmalı. O kadar ki, hiç kimse; bizim iştirâkimiz temin edilmedi, biz söyleyeceklerimizi söyleyemedik, demesin.

Sonrasında da heyet çalışmaları fevkâlede şeffaf ve her Nurcu’nun takibine açık olarak devam etmeli. Müzakereler safahatında, reyleri olmasa bile söyleyecek sözü olan her Nurcu, orada nokta-i nazarını serbestçe ifâde edebilmeli.

Bu heyet ne yapmalı ve nasıl çalışmalı?

Bir kere, kâfi miktarda bir zaman dilimi, nüshalar arasındaki farklılıkların tesbitine ve tahrifat diye iddia olunan hususların tasnifine ayrılmalı.

Nüshalar arasındaki farklılıkların bir kısmı, bir takım sehivlerden kaynaklanabileceği gibi, Osmanlıcadan Latinceye aktarılma esnasında yapılmış hatalardan da kaynaklanmış olabilir. Bunların bir kısmını zaman zaman ifâde etmiştim. En son Ömr-ü Sani, Ömer-i Sani meselesini tartıştığımızı hatırlayacatsınız. Bu ve buna mümasil bazı hataların olduğu sır değil. Bunların düzeltilmesinde nizaı gerektirecek bir şey olmadığından, halli en kolay kısmını teşkil edecekdir.

Nüshalar arasındaki farklılıkların mühim bir kısmı ise, Üstad’ın farklı zaman ve zeminlerde tashihini yaptığı nüshalar arasındaki farklılıklardır. Burada da yapılacak doğru şey, öncelikle tashihat kronolojisini çıkarıp, mümkün mertebe en son tashih edilmiş nüshaları esas almak suretiyle mesele halledilebilir. Şayet birileri son tashihatın Üstad’ın yaşlılık zamanına tekabül edib, beşerhi bir takım zayıflıklara bir hisse vermek isterse, işin bu tarafı da enine boyu konuşulmalı; hak ve hakikati bulma kasdı ile bir neticeye varılmalı.

Kısacası, öncelikle bu tahkik heyetinin üzerinde mutabık kaldığı hususlar düzeltilerek kayıd altına alınmalı. Üzerinde ittifak sağlanamamış meseleler, bu heyetin asıl mesaisini teşkil edecektir. Kılı kırka yarması gereken bu çalışmanın her hal ü kârda faydalı olacağı açıktır. Mânâ ve muradı bozmayan, elfâz farklılıkları en iyi kelimelerle müşterek bir kayda alınabilir.

Mânâ farklılığına sebep olan kısma ise Üstad’ın tashihatlarında bir çözüm bulunamıyorsa; kimin, hangi maslahat veya hangi su-i kasdla böyle bir tasarrufta bulunduğu tesbit edilmeli. Maslahat var zannıyla bile olsa Üstad’a aid olmayan müdahaleler, mutlaka aslına irca edilmeli. Su-i niyet ve su-i kasdı hatıra getiren müdahaleler varsa, onlar da sebebiyet verdikleri neticeler itibariyle araştırılmalı ve tasarruf sahibleri mutlaka teşhir edilmeli; kim olursa olsun.

Nihayet, hiç bir şekilde üzerinde ittifak temin edilemeyen elfâz ve bahisler olursa, onlar da nüsha farklılıkları ile aynı metinde yer almalı, gerektiğinde iştirâkçilerin şerhleri ile de tahkim edilmeli.

Nihayet, bu geniş heyetin elde ettiği netice ilân edilip, Nurları basan herkesin mutabık kalınmış bu nüshayı esas alarak neşriyat yapması temin edilmeli.

Kendisini Nurcu hisseden herkesten ricam, bu büyük maksadın tahakkuku için tahşidatta bulunmalarıdır. Bu vazife, Üstad’ın talebeleri hayatta iken halledilmiş olmalıydı, ama halledilmedi. Hiç değilse henüz Hüsnü Abi de hayatta iken bu mesele mutlaka halledilerek Nurla’rın üzerindeki bu çirkin, alçaltıcı ve vebal yüklü gölge kaldırılmalıdır. Aksi takdirde Nurları tahrif edilmiş, itibarsız eserler durumuna düşüren bu tartışmaların vebalini taşıyamayız. Yazıkdır, günahdır!..

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım