Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » BİR KASIM BU ÜLKENİN HAYATÎ GÜNÜDÜR...

BİR KASIM BU ÜLKENİN HAYATÎ GÜNÜDÜR... Vurgulanmış


Risâle-i Nurların eşiğinden geçerek İslâmî hayata adım attığımda, henüz orta mekteb talebesiydim. Bütün ve yegâne heyecan ve gayretimiz, milletimizin ferd ferd îmânını kurtarmak, taklidi îmânlarını tahkikî îmâna yükseltmek içindi. Düşünüyorduk ki, ferd ıslâh-ı nefs etse, önünü görecek şuur ve feraseti yakalasa, zamanla millet de, ümmet de, beşeriyet de kurtulur. Bu, insanı kazanmak, insandan hareket etmek metoduydu ve Bediüzzaman’ın geçtiğimiz asırda yeniden tahkim ettiği kadim bir çığırdı; Nebilerin açtığı çığır, semavî yol...


Devlet ile fazla meşgul değildik, devlete dair hiçbir plânımız yoktu; esasen devlet diye bir meselemiz de yoktu. Ferdin ıslâhının devletin ıslâhını netice vereceğinden emindik. Onun için yegâne işimiz ferdi kazanmaktı, bütün meselelerimiz orada düğümleniyor, orada çözülmeyi bekliyordu.



Yine de devletle bazı münasebetlerimiz, ona dair bazı ümid, temenni ve endişelerimiz vardı elbet. Her şeyden önce, ülke ve ümmetin baş belâsı telâkki ettiğimiz komünizm ve sosyalizm hareketinin ülkeye CHP’nin iktidarıyla hâkim olacağını düşünüyor ve bu partinin başa gelmesini ülkenin felâketi olacağına inanıyorduk. Onun için de sandıktaki rolümüz, öncelikle bu partinin iktidarına mâni teşkil edecek kitle partisine oy vermek şeklinde tecelli ediyordu.


CHP iktidarına engel olması, kitle partisinden beklediğimiz yegâne şey olmasa da en büyük şeydi. Bu kritik eşiği aştıktan sonra, kitle partisinin hizmetlerimize güçlük çıkarmamısını, İslâmî hayatın inkişafına mâni olmamasını ümid ve temenni ediyorduk. Onun içindir ki, Demokrat ve sonrasında Adalet Partisi’nin İslâmiyet ve İslâmî hayat lehindeki en ufak icraat ve beyanlarını cömertçe alkışlıyorduk.


Bu kadarla kalması gereken siyâsî temas ve meylimiz, eskilerin tabiriyle mürur-u zamanla farklı bir mahiyet kazansa da, bu hakikat dersini, umumî mânâda hiç unutmadık.


Zaten demokrat kitle partilerinin İslâmî hayat ve İslâmiyet’e destek ve hizmetleri de çok sınırlı, belki de oyalamaktan öteye gitmedi...


Ne zaman ki, önce Erbakan Hoca’nın, sonrasında AK Partinin iktidar devri başladı, o zaman dindar partilerin ülkenin sadece din ve diyanetine değil; dünyasına, ekonomik hayatına da büyük hizmetler edebileceklerini, bunun vaktinin gelmekte olduğunu farkettik. Esasen Üstad Hazretleri, Mehdiyet faaliyetlerini üç ayrı devre tasnif etmek suretiyle bu günlerin de geleceğini çok önceden haber vermişti. Hatırlamak gerekirse; önce îmân, sonra hayat, daha sonra da Şeriat diyordu.


Lozan’da bu ülkeyi işgâl eden ezelî düşmanımız Batı ittifakı, bir müddet AK Parti iktidarı da, Erdoğan’ı da, yeni devri de anlamakta güçlük çekti. Doğrusu Erdoğan ve ekibi de, uzun zaman ser verip sır vermemişlerdi. Ama ne olduysa Erdoğan’ın Ocak 2009’da Davos’ta Peres denen yaşlı Fir’avun’a “One minute!” çekmesiyle oldu. O güne kadar Erdoğan ve Ak Parti iktidarını sevk ve idare edebileceğini düşünen Batı, bunun bir rüyâ olduğunu farketmiş ve bir asırdır sömürdüğü bu büyük ülkedeki menfaatlerinin avuçlarının içinden kayıp gitmekte olduğunu görüp telaşa kapılmıştı.


O günden sonra sureta dostlukları devam etse de Ak Parti’yi yıkmak, Batı ittifakının birinci meselesi olmuştu. Nitekim dev dalgalar gibi gelen tertiplerin tamamı hükümeti yıkmaya dönüktü: 7 Şubat, Gezi Parkı,17-25 Aralık ve diğerleri. Bunların ilkleri olan 7 Şubat ve Gezi Parkı Tertibi doğrudan Erdoğan’ın irâde ve cesaretiyle akîm kalınca devreye Gülen ve ekibi de dahil edilerek 17-25 Aralık hamleleri yapıldı.


Gülen, başladığı gün de aynı yerden mi başlamıştı, sonra mı bilhassa İsrail ve Batı ittifakının güdümüne girmişti; bilmiyorum ama belli ki bu devir için ihalenin büyüğü ona verlimşti. Allah var, o da bütün gücüyle, hiçbir hak-hukuk ve sınır tanımaksızın taarruza geçmişti...


Gülen merkezli gelen hücumlar da yine Erdoğan’ın sarp iradesi ve muhkem cesareti karşısınıda kırılınca AK parti kendiliğinden ikinci sıraya düştü ve düşmanın bütün yıldırımları doğrudan Erdoğan ve âilesini hedef almaya başladı.


Batı ittifakı ile dahilî ittifak, 7 Haziran seçimlerinde ülkenin geleceğini tehdid altına soktuysa da bekledikleri neticeye ulaşamamıştı. Yine Erdoğan’dan gelen karşı hamlelerle hevesleri kursaklarında kalmıştı. Düşünün ki, sureta bile olsa, çeyrek asrını PKK düşmanlığı ile geçirmiş Gülen bütün medyası ve ekibiyle, CHP, MHP ve HDP; 7 Haziran seçimlerine büyük ve şaşırtıcı bir ittifakla girmişti. Rüyalarda bile görülmesi caiz olmayan bu ittifak tablosu, hakikat olarak tecelli etmiş, bu tuhaf ittifak yegâne hedef olarak Erdoğan’dan kurtulmayı esas almış ve bütün stratejilerini de ona göre yapmıştı. Bu, bugün için artık bedihî bir hakikattir.


Pazar günü, hedefleri itibariyle 7 Haziran’dan farkı olmayan yeni bir seçime gidiyoruz!.. Millet bu seçimde 7 Haziran’da kısmen düşürüldüğü tuzağa düşmeyecek, ümid ve temennisi içindeyim. Bu ülkenin vatanperver mü’min ve Müslümanları, geleceğimizi tehdid eden bu büyük şer arayışlarını durdurabilecek yegane gücün hâlâ AK Parti’nin çatısı altında biriktiğini görmeli ve oylarını tereddüdsüz bir şekilde AK Parti’ye vermeliler.


Düşmanımın düşmanı dostumdur, hükmüyle de olsa Erdoğan’a amansız düşman kesilmiş Batı küfür ittifakının gösterdiği doğru, Erdoğan’ın dostumuz olduğudur. Anlatılacak, hatırlatılacak çok şey var ama uzatmak abes olacak. Kısacası 1 Kasım seçimleri bu ülkenin kader çizgisinde bir kırılma olacak: Ya irtifa kazanacak, ya bir uçurumdan düşeceğiz. Düşmek istemeyenlerin adresi AK Parti olmalıdır.


İnşaallah ülkemiz, ümmet ve beşeriyetin mazlum kısmı için bu seçimlerden hayırlı bir netice çıkar da, 7 Haziran’dan beri görmekte olduğumuz koalisyon kâbusu ile iç savaş tehdid ve tehlikesi geçmiş olur.


Ülkem, milletim, ümmetim ve İslâm Âleminin geleceği ve selâmeti için oyumu AK Partiye vereceğimi tekrarla ilân etmek istedim...


Son değişiklik Çarşamba, 28 Ekim 2015 17:48
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım