Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » PKK ile Kürt Meselesi çözülebilir mi?

PKK ile Kürt Meselesi çözülebilir mi? Vurgulanmış

Kürt Meselesi, PKK memnuniyeti aranarak çözülebilir mi? Evet, çözülebilir... Hoşunuza gitmese bile, nerede ise Adana’dan Kayseri’ye kadar uzanıp Sivas’tan Karadeniz’e ulaşan geniş bir coğrafyayı PKK’ya Bağımsız Kürt Devleti olarak verirseniz; çözülür. PKK açısından bunun tartışılabilecek, esnetilebilecek tek ciheti var: Daha insaflı bir sınır çizimi, muhayyel ve arzu edilen sınırın yüzde on kadar vaz geçilmiş şekli belki...



PKK zâviyesinden bakacak olursanız Bağımsız Kürt Devleti, dünyanın üzerinde hemfikir olduğu tabiî bir hak ve kaçınılmaz neticedir... Ulusalcılık (kavmiyetçilik) miti ile hareket edecek olursanız, bence de öyle: Her kavmin kendi kendisini idare ve devletini kurma hakkı vardır...


Bağımsız Kürt Devleti’nin kurulmasını engelleyecek yegâne unsur, Türk Devletinin gücü değil, Kürt Halkının birlik iradesi göstermesidir. Kürt halkının birlik iradesi göstermesi bu saatten sonra kolay mı? Hayır...


Bir asırlık yakın geçmiş, Ankara’nın bölünme tehlikesi paranoyası içinde Kürt Halkına, inkâr ve asimilasyondan tutunuz, ağır tenkil ve katliamlara kadar her türlü zulüm ve haksızlığı reva gördüğünün belgeleriyle doludur. Bu zulüm ve haksızlıkları tâdâd etmenin gereği yok, yeri de değil...


Kürt Halkının birlikte yaşama irâdesi göstermesi, Ankara’nın asırlık bu zulüm ve haksızlıkları görmezlikten gelmesi değil, kabul ile üzerine gitmesine bağlı. Üzerine gidip de ne yapacak? Doğru... Kimse Dersim veya Zilan Vâdisi katliamını gerçekleştiren câni devlet ricâlinnin kemiklerinin toplattırılıp yakılmasını beklemiyor... Ama bunların zâlimce katliamlar olup, yapanların da katil olduklarının hiç değilse samimiyetle itirafını bekliyor. Bu kadar mı? Hayır...


Hayır, çünkü bu asırlık zulümleri netice veren zihniyetin düşünce umdeleri hâlâ devletin amentüsü mevkiinde duruyor. Sayın Başbakan’ın yüksek sesle ama mevzii olarak seslendirdiği, “Kürt halkı inkâr ediliyordu, biz kabul ettik; asimilasyonu reddettik.” yollu çıkışları netice alıcı bir dalgalanmaya sebep olmuyor. Zirâ en çok bilineninden hareket edersek, her insan için fıtrî bir hak olan anadilde eğitime bile maalesef Sayın Başbakan da kanî değil. Halbuki diller Allah’ın âyetleridir, her insan anadiliyle şekillenir, kimlik kazanır. Empati yapmaya cesaret ve samimiyetiniz varsa, Türk çocuklarının Kürtçe mecburî eğitimden geçirildiğini bir ân tahayyül ediniz... Yâni hayâlen olsun Kürtlerle bir ân için yer değiştiriniz...


Kürtlerle kardeş olduğumuzu söyleyip, kardeşlerimizi en tabiî haklarından mahrum etmeye devam edersek, inandırabilir miyiz? Eğer Kürtler bütünüyle şuur felci yaşamamışlarsa, kabul edersiniz ki, inanmayacaklardır...


Türkiye’yi bölünmeye götüren, Kürt Halkının ayrılma arzusu değil, devletin kaskatı ideolojik yapısıdır.


Sonra Kürt Halkının bütün haklarını vermeniz bile birlikte yaşamanın teminatı değildir, hele bu saatten sonra hiç değildir.


Peki, hâlâ bir çözüm imkânı var mı? Evet, var...


Ulasalcı (ırkçı, kavmiyetçi) çizgiyi red ile terk eder ve Ümmet çizgisini esas alırsanız hâlâ birlikte yaşama imkânı var. Geçmiş bin yıllık birlikteliğimizin zemini de büyük müşterek olan inancımızdır.


Ama biliyorum ki, “ümmet” kelimesi bile devlet ricâlinin mühim bir kısmının tüylerini diken diken etmektedir. Aptallığın, şuursuzluğun gereği yok...


Ya inancınızın esasını teşkil eden “mü’minler kardeştir” hükmüne gönüllü rıza gösterecetsiniz, ya da parçalanıp küçülmenizi dört gözle bekleyen, ağızlarında salyalar akıtarak çalışan, sözde dost, gerçekte ezeli düşmanlarınız olan Batılılara mağlûb düşüp bölüneceksiniz...


Yarı belimize kadar sarktığımız korkunç bir uçurumun başındayız!.. Ya uyanıp birbirimize sarılarak kurtulacağız, ya birbirimizi tekmeleyip şuursuzca müstahak olduğumuz uçurumun dibine düşüp birlikte geberip gideceğiz.


Mevcut şartlardan değil ama Allah’ın rahmetinden ümidimi kesmiyorum... İnşaallah bir îmân ferâseti devreye girer ve çok yakınımızdaki bu öldürücü tehlikeden kurtuluruz. Kürtler gibi, Türklerin de yakın ölümü birbirlerini perişan ettikten sonra birlikte ölmeleridir...


Allah, aynı kıbleye yönelen bu iki büyük kavme şuur ve feraset verip, düşmanlarının şer ve fitnelerinden muhafaza eylesin.


Bugün

Son değişiklik Cumartesi, 31 Ağustos 2013 08:18
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım