Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Ankara Aydını

Ankara Aydını

Bir firavunu da ben yıkmak isterim…
Türk aydını 1920’lerden beri ehram işçisi, işçi ama kulağına ehramın ustası olduğu fısıldanmış. Piramitlere taş taşıyan kölelerden farkı, ayaklarından değil midesinden zincirlenmiş olması. Midesi ve zevklerinden… Hem hayvaniyeti okşanmış, hem gururu. Millete rağmen kurulmakta olan ceberrut bir sistemin mîmarlığı pâyesini bir nişân-ı zişân gibi takmış göğsüne… Bir asra yakındır bir sarhoşun şuursuzluğu ile ehramın bekçiliğini yapması ondan…
Her istibdad yıkılmaya mahkûmdur. Ya kendisi gibi bir kaba kuvvetin hedefi olur, ya da mazlumların karşı konulmaz isyanları ile Cehennemi boylar. Ehramların aslî bekçisinin on yıllık periyodlarla yaptığı kanlı ve çirkin darbelerin de

hükümfermâ olamadığı bir devirde “Türk aydını” aynı şuursuzlukla devr-i saltanatının son bulmaması için çırpınıyor. Batmakta olan bir geminin gözcüsünün telaşı içinde SOS veriyor: “Yıkılıyoruz!..”

Şuursuzluğu ile milletin bir asırdır bu müjdeyi beklediğinin bile farkında değil. Doğru, ehramlar yıkılıyor. Milletin alın teri ve gözyaşlarına mal olmuş binlerce ehramın çöküş gürültüsü yankılanıyor “Türk aydını”nın âvazından.

Şurası muhakkak ki, ordu, yargı ve bürokrasi gibi “Türk aydını” da değişmeye, millet râm olmaya mecburdur. Ya büsbütün ölüp gidecek, ya da milletin değerlerine gönülden, mürâilik yapmadan, kafasında kırk tilki taşıma hevesine kapılmadan bağlanıp teslim olacaktır.

Bin yıllık irfân ve değerlerimizi paçavra gibi gazete, dergi ve televizyonlarında bir asırdır çiğneyen “Türk aydını”nı hiçbir nedâmet temizlemez, cürümleri o kadar büyük. Nineleri burnunu göstermekten hayâ eden bir milletin gencecik kızlarını ahlâksızlıklarının önü veya arkasına bir “yıldız” ilâve edip “porno yıldızı, film yıldızı” diyerek güyâ yükselttikten sonra teşhir edip, alkışlayan ve onların sırtından işkembelerini dolduran bu ahlâksız câmia er ya da geç milletin sillesine mâruz kalacaktır. Kalmalıdır…

Yüzünüz kızarmadan, utanmadan gazete sayfalarını çeviremiyor, ekranlara bakamıyorsunuz. Milletin değer ve inançlarını tahribe yönelmemiş dizi, zehir kusmayan makale yok… Din ve târih düşmanlığının ideolojik zemini kaybolmuş ama işkembelerini doyurma hırsı ile aynı pis bataklıkta yürümeye ve milleti süründürmeye devam ediyorlar…

 

Şuursuzlukla ifâdesi kãbil olmayan bu dehşetli ihâneti görmezlikten gelmenin dünyevî bir ceremesi yoksa bile bilinmeli ki, Cehennem sadece münker için değil, nehiyde bulunmayanlar içindir de. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın; sana ne be kardeşim, işine bak sen!” yollu hezeyânlar milletin böğrüne zehirli mızraklar gibi saplanıyor.

 

Hazîn olan, korkunç olan ölmek değil; haktan sapmak, doğruya düşman olmaktır. Alkollu bir vaziyette bir bekâr evinde son nefesini veren bir aktrise “azize” pâyesi verenlerin maksadı asırlık cürümlerini saklamaktır. Alçakça bir hakperstlik gösterisi… Ne kadar iyi niyet taşırsanız taşıyın, ne kadar müsamahalı bakarsanız bakın, söylenecek çok şey yok. En fazla, sarhoşken gittiğini söyleyebilirsiniz. Peki, sarhoşluk mazeret mi? Sarhoşun her haltı mübah mı? Adam öldürse, hırsızlık yapsa, çocuklara tecavüz etse kabul mü?

 

“Türk aydını” işte bu!.. Hâdi bir nebze yumuşatayım: “Ankara aydını!”.. Mısırlılar kendi firavunlarını devirdiler, benim firavunum ahlâksızlık ve edepsizlikte ölçü tanımayan “Ankara aydını”!.. Yıkabilir miyim, bilmiyorum. Ama yıkmak istiyorum. Desteğe ihtiyacım var, yanımda yer alırsanız sevinirim. Ama gelmezseniz yadırgamam… “Doğru”, başkaları destek veriyorlar diye sahiplenilmez; doğru olduğu için sahiplenilir. Ben de öyle yapacağım.

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım