Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Türkiye'nin Asıl Kabusu Sivil Otoriteye Teslim Olmayan Askerdir

Türkiye'nin Asıl Kabusu Sivil Otoriteye Teslim Olmayan Askerdir

29 Ekim Resepsiyonu çok tartışıldı. Maksadım herkesin konuştuğu bir mevzua bir kaç kelime ile iştirak etmek değil. Asker meselesi, çok köklü ve tehlikeli olmanın yanısıra, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük, içinden çıkılması zor ama halli de mutlak zaruret vaziyeti almış hayatî bir meselesi olduğunu ifâde etmek isityorum...

Türk askerinin subay sınıfı, maalesef Resneli Niyazi’den beri siyasetin zorba, küstah ve başına buyruk bir unsurudur. İttihat ve Terakki’nin büyük bir şuursuzlukla komitacılık ruhunu aşılayıp siyasetin göbeğine yerleştirdiği subaylar, bir daha asla asker olamamış, aslî vazifesini hatırlayamamış, kışlasına dönememiştir.

Bir devirde M. Kemâl Paşa’nın rütbeleri ile siyaset yapmak isteyen generalleri istifaya zorlamasının sebebi, askeri siyasetin dışına atmak değil, eski silâh arkadaşlarını kendisi için tehlike olmaktan çıkarmaktır. Daha rahat sevk ve idâre edebileceği bir askerle çalışmak istediği sonraki yılların seyri ile sâbittir.

 

Türk Genel Kurmayı, seksen küsur yıllık geçmişi itibariyle çok kirli bir karneye sahiptir. Darbe ve muhtıraların bu memleketin insanına maliyeti, en az bir asırlık bir saâdetin mahvıdır. Başbakanları, bakanları asılan, gencecik insanları darağaçlarında eften püften sebeplerle generallere kurban verilmiş bir memleketin çocuklarıyız. Ve trajedimizin suçlusunun asker olduğunu biliyoruz. Unutamayız...

 

Bugün millet ekseriyetinin oyu ile iktidara gelmiş bir partinin içinden çıkıp Cumhurbaşkanlığına oturan bir zâta eşinin başörtüsü sebebiyle başından beri askerin takındığı tavır çok yüz kızartıcı, çok çirkin ve çok küstahçadır. Dünyanın hiç bir ülkesinde askerin böyle bir vazifesi yoktur, halkın giyim kuşamı onu ilgilendirmez; sivil idârenenin memleketi idâre şekli de askerin meselesi değildir. Bütün bu garabetlerin tek vatanı: bahtsız ülkem!...

 

Cumhurbaşkanı’nın tertiplediği 29 Ekim resepsiyonuna iştirak etmemek için alternatif bir resepsiyon tertipleyen kurmay sınıfının milletten hürmet beklemeye hakkı yoktur. Cumhurbaşkanı ve Başbakana yakışan; bu yaşlı, bulunduğu şartları idrâk edemeyen, olup bitenleri anlamayan, intibak kabiliyetleri taşlaşmış ve darbe an’anesinden gelen gürûhu bir an önce azl ile tasfiye etmektir. Zirâ, herkes biliyor ki, alternatif resepsiyon, devletin başka hangi müessesinden gelse faillerin azil ve cezalandırılmalarını netice verirdi. Askerin elindeki silâhı hesaba katarak yutkunmak, onların cür’etlerini arttırmaktan başka işe yaramaz.

 

Kendi milletinin değerlerine bu kadar düşman, bu kadar saygısız bir sınıf ile başka bir ülkede karşılaşmanın imkânı yok. Bu dehşetli hastalık sadece bize mahsus. Çünkü Ankara zihniyeti başından beri milletin değerlerine, dinine, târihine ve hayat tarzına karşıdır. Karşı ne kelime, düpedüz düşmandır. Babalarının çiftliği vehmettikleri devlet, bütünüyle onların sakim düşünceleri istikametinde şekillendirilmiş, millet her zaman köle muamelesi görmüştür.

 

Bu taşlaşmış zihniyetin ıslaha kabiliyeti yoktur; ıslahına çalışmak vakit kaybıdır, emek israfıdır. Bunların değişen şartlardan, milletin taleblerinden haberleri bile yok. Devirlerinin çoktan kapandığını, son çanların onların mevtini ilan ettiğinin de farkında değiller. Olmayacaklar da...

 

Niçin söylemeyelim? Alternatif 29 Ekim Resepsiyonu, Yeniçeri Ocağı’nın kazan kaldırmasından daha büyük bir cürümdür. Güçlerinin yettiğini vehmettikleri anda darbeci seleflerinin izinden tereddütsüz yürüyebileceklerinin ilânıdır. Sivil otoriteye tâbi olmamayı kahramanlık sanmaları, milletin malı olan silâh ve nefer gücünün emirlerinde olduğuna inanmalarındandır. Halbuki artık bu da ham hayâldır, hezeyândır. Ne emir komuta zinciri ile, ne üç beş generalin sevki ile ordunun kahir ekseriyeti millete rağmen adım atar. Mustaf Kemâl olma rüyalarını sayıklayan bir avuç kurmayın dışında ordu da değişmiş, mensub olduğu milletin değerlerine yaslanmaya başlamıştır.

 

Lâfı uzatmaya gerek yok, asker meselesini halletmemiş olan Türkiye, başka hiçbir meselesini halledemez. Ne Kürt meselesi, ne Alevi meselesi, ne demokrasi, ne de diğerleri. Türkiye’nin asıl kâbusu sivil otoriteye teslim olmayan askerdir...

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net
Bu kategorideki diğerleri: « Baykal ve Ordu Hayat ve Ölüm »

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım