Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam
Perşembe, 02 Haziran 2011 15:12

Cübbeli

Yazan Hüseyin Yılmaz

Doksanlı yılların başlarında İstinye koyuna nâzır, muhteşem Boğaz manzarasıyla dost ve misafirlerimi büyüleyen bir dairede oturuyordum. Daire, merhum Hazım Oktay Başer’indi, kiracısıydım emekli vâlinin. Halis Toprak’ın TMSF mârifetiyle satılan köşküne tepeden bakan hâkim bir noktada idi. Ağanın haftalık misafir partileri bütün şâşaasıyla gözlerimizin önünde cereyân ederdi. Halis Ağa’ya bugün elem verip, hüzne garkeden o günleri bir ibret levhası gibi zihnimde taşıdığımı söyleyerek geçeyim.
Oturduğum binanın hemen arkasında müstakil bir bina, ya da villada da bugünün başka bir şöhretlisi oturuyordu... Geleni gideni mahallelinin dikkatini çeken, ateşin konuşması ve gençliğiyle sohbet mevzu edilen ünlü bir hoca:

Türkiye’nin bütün problemleri, bütün meseleleri, bütün rahatsızlıkları aynı kaynaktan fışkırıyor: Cumhuriyet devrinin kuruluş zihniyetinden... Millete rağmen, millete inad girilen yolda yürümenin güçlüklerini aşmak için millete karşı kurulan her mânia bir problemin, her barikat bir değil, bin güçlüğün sebebi.

Devrin Ankara zihniyetinin arkasındaki güç millet değil, Batılı güçler; daha dün habis çizmeleri ile gırtlağımıza basıp boğmaya çalışan Haçlılar. Jön Türklerden beri Batı’ya Perestiş eden zavallı Osmanlı aydınının en zayıf bakayâsı olanların ellerine geçen fırsatı o istikamette değerlendirmek istemelerinden tabiî ne olabilirdi? Öyle de yaptılar..

Perşembe, 02 Haziran 2011 15:08

Köylülük!..

Yazan Hüseyin Yılmaz

Upuzun bayram tatilini geçirmek üzere birâderle İstanbul’dan yola çıktığımızda benzerlerinin iyisi olduğu söylenen Türkcell’in Vınn’ın bizi mahcub edeceğini, tatil müddetince ihtiyaç duyduğumuz tek medeniyet nimeti internetten mahrum bırakacağını düşünmemiştik. Maalesef bulunduğumuz dağlar arasındaki vâdinin coğrafyası bu küçük cihazın bütün gayretlerini akîm bırakmış, onun üzerinden dünyaya bağlanama ümidlerimizi boşa çıkarmıştı. Dolayısıyla ne gazete okuduk, ne de internetin biteviye akan haber kaynaklarına göz atabildik. Televizyona da itibar etmedik.

Dolayısıyla bayram müddetince dünyada olup bitenden haberimiz olmadı... Kötü mü oldu? Hayır... Köylülerin dışarıdan bakıldığından o çok yeknesak, çok sıradan gibi görünen hayatına karışarak “köylülüğü” bir nebze yeniden

Perşembe, 02 Haziran 2011 15:07

Devlet Vesayeti ve Çocuklarımız

Yazan Hüseyin Yılmaz

Türkiye bir abesler panayırı... Başka memleketlerde en malûm addedilen meseleler, bizde içinden çıkılmaz garip meçhûller olarak yıllarca tartışılır; büyük kavgaların, meydan savaşlarının sebebi olur... Kimsenin başkasının sesini duymadığı, karşısındakini asla dinlemediği bu gürültühânede herhangi bir meseleyi halletmenin imkânı yok...

Dilleri unutturulan Babilliler gibiyiz... Mefhumlarda muayyeniyet yok. Her dimağda başka bir şekil, her dilde başka bir nağmeye dönüşen bu bukalemunlarla anlaşamayız. Dilleri gibi değerleri de tahrib edilmiş Cumhuriyet nesillerinin trajedisi, insanlık târihinin ender fâcialarındandır. Devlet eliyle ve bin türlü zorbalıkla değerlerine düşman yetiştirilmeye çalışlan nesillerle, köklerine bir şekilde sâdık kalmaya gayret edenler arasında bu dehşetli uçurumun açılması,

Sayfa 42 / 45

Tuyan Tasarım