Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam

Kadir Mısıroğlu, neslimin efsâne isimlerindendir. Kamal Atatürk ve Cumhuriyet târihine dair tenkidleri sebebiyle, gönül dünyamızın fâtihlerinden bir isim. Gözü pek, sözünü esirgemeyen, cesur ve gayretli bir şahsiyet. Öne çıkmış hemen her insan gibi, en zayıf tarafı, kendisinde hissettiği emniyet-i nefs!.. Bu zayıf taraf, bir taraftan mücadeleci ruhunu kamçılarken, öbür taraftan kendisinden daha büyükleri anlayıp takdir etmesinde sıkıntıya düşürüyor...


Şahsım itibariyle, Kamal Atatürk’ün mahiyetinin anlaşılıp daha rahat konuşulması noktasından cesaretiyle açtığı çığır sebebiyle, hürmet ve muhabbetimi muhafaza etmekte sebat ediyorum, edeceğim de. Hataları yok mu? Hangimizde yok ki?.. Beşeriz! Hata ve kusurlar, beşeriyet muktezasıdır. Bu umumî çerçevede Mısıroğlu’nun da hataları olabilir.


Çarşamba, 19 Temmuz 2017 10:18

Dilipak Ne Dediğinin Şuurunda mı?

Yazan Hüseyin Yılmaz

Kaynağından içmediğiniz hiç bir su hakkında bildikleriniz, hakikati ifade etmeyecektir. Zirâ kaynağından uzaklaştıkça her su bir parça bulanıp, bir parça kirlenir. Fışkırdığı kayalıktan billur şakırtılarla hayat saçan su, döküldüğü uzak denize karıştığı noktada bulanık ve kirlenmiş olabilir.

Bu kevnî hüküm, mânevî, ictimâî ve siyâsî meselelerde de câridir. Hattâ dinler için de öyle... İlâhî kaynaktan “hak” olarak nüzûl eden muharref Hırıstiyanlık ve Yahudilik, bugün sebeb-i necâd ve Cennet değil, sebebi helâket ve Cehennemdir. Şimdi bu durumda haşa sümme Allah’ı mı suçlayacağız, ululemr Peygamberlerini mi?

Çarşamba, 12 Temmuz 2017 20:33

Risâle-i Nur’da Tahrifat Var mı?

Yazan Hüseyin Yılmaz

Suale; evet veya hayır diye kestirme bir cevab vermek kırk yıllık bir tartışmanın devamına hizmetten başka bir şeye yaramaz. Evet de, hayır da delil, isbat ve iknaa bina edilmeli; yakışıksız bir tarafgir hissiyatına değil.

Fakir, kırk küsur yıldır Nurları heceliyor. Künhüne vâkıf olduğumu iddia edecek değilim, ama iyi bir âşinalığımın olduğunu söyleyebilirim. Bediüzzaman’ın muradı nedir, ifâde ona aid mi, değil mi; aşağı yukarı kestirebilirim.

Şu kadarını gönül rahatlığı ile ifâde etmek isterim ki, tahrifattır denen hususların tamamı bir araya getirilse külliyatın binden birine tekâbül etmez. Üstelik de tahrifat iddialarına mevzu teşkil eden bahisler, iman ve Kur’an dâvâsının esasatına değil, içtimâî, siyasî ve târihî bir takım meselelere bakan bahisler.

Perşembe, 06 Temmuz 2017 07:22

Sıddık Hoca Diye Biri!

Yazan Hüseyin Yılmaz

İsmini ilk duyduğumda sanırım henüz lise talebesiydim. Şöhreti Adıyaman kadar ulaşmıştı. Ne var ki, Nurculuğu ile birlikte bu şöhrete garib bir Kürtçülük iddiası da eşlik ediyordu. İşin tuhafı, bu ürkütücü iddiayı kendi aralarında seslendirenler de Nurculardı.


Yıllar sonra onunla bir ahbabın tavassutu ile bir dost evinde tanıştığımda daha genç bir gazeteci idim. Merhum İzzeddin Yıldırım ile misafir bulunduğu bir ahbabın evine dâvet edilmiştim. Kalabalık bir ders, bir sohbet olacağını düşünürken, iki onlar, iki biz, bir de ev sahibi ile beş kişi olduğumuzu farkettiğimde bu ziyaretin biraz da merkrezinde olduğumu ancak anlamıştım.


Sayfa 4 / 42

Tuyan Tasarım