Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: yargı

Devletlerin sebeb-i vücudu istinâd ettikleri millettir. Meşruiyetlerini de, güçlerini de bu istinâddan alırlar. Eski tâbirle mazruf değil, zarftırlar; mektubu olmayan zarf yok hükmündedir; millet istinâd etmeyen devlet de öyle…

 

Şurası muhakkak ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan beri millete istinâd etmedi. Millete istinâd etmedi, çünkü millete rağmen ve milleti arzu etmediği bir istikamette değiştirmek üzere Osmanlı’nın altıyüz yıllık hasımlarının telkin ve dayatmaları istikametinde kurulmuştu. Din ve târihin amansız münkiriydi…

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Perşembe, 09 Haziran 2011 12:23

Yüksek Yargı beyhude çırpınıyor!

Kürt meslesi ve terörün sürüklediği bir iç savaş ile bölünmenin uçurumundan sarmkamıza rağman hâlâ tehlikenin büyüğü: irtica. Devlete göre... Son bir asırdır devlet için bu öncelik hiç bir şartta ve hiçbir şekilde değişmedi...
Geçmişi, İttihad ve Terakki tertibi olduğu su götürmez olan 31 Mart Vakâsı’na kadar uzanan bu heyûla mefhumu lügatlar, “Gericilik, geriye dönüş..” diye târif ediyor. Tabiatiyle geriye dönüş arayışları içinde olanı da: “Mürteci!”

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 20:04

Yargı ve devlet terörü!

Korku, insandaki en zayıf damar... Terörü besleyen bereketli memba da o, korku damarı... Kitleleri korkutarak sevketmek, ikna ederek sevketmekten çok daha kolay. Terör, müşterekleri olan üç beş tarife sığdırılabilir; ama terörist, cemiyetin her sınıfından, her seviyesinden olabilir; menşei her yer olabilecek bir bukalemun. Bâzen bir teşkilât, bazen de bir müessesenin bağrında hayat bulabilir. Hattâ zaman zaman devlet de terörist gibi, terörle varlığını kabul ve idame yoluna girebilir. Devletin bir tedhişçi gibi davranması, yakın geçmişimizin nâdiratlarından değildir.

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 13:35

“YARGI”YI REDDEDİYORUM!..

Devletin sebeb-i vücudunda öncelik adaletindir. Fıtraten birlikte yaşamaya meyyal ve mecbur beşeriyetin karşısına, emeğe terettüb eden neticelerin becayişinde, adalet mutlak bir zaruret olarak çıkar. Marangoz ile terzi, demirci ile peynirci çalışmalarının neticelerini becayişle sair ihtiyaçlarını karşılama mücadelesi verirken birbirlerine zarar vermemeliler. Kuvvetli zayıfı ezmemeli, âlim câhili aldatmamalı; zekîlerin yanında ahmaklar da hayatlarını emniyet içinde devam ettirmelidirler.

Fertler arası sulhu temin edecek bir adalet mercii olmazsa, dünya, kuvvetli ve zekilerin zâlimâne saltanat diyârı, zayıf ve câhillerin ise mazlûmâne cehennemi olur. Adalat tevziinde karnesi zayıflarla dolu târih-i beşer buna şahittir...

Adalet kuvvetli ve zalimler için, çoğu zaman bir baş belâsı, mazlûm ve zayıflar içinse ayakta kalma, yaşayabilme teminatıdır. Binaenaleyh, mazlum için, hayatın kendisi kadar elzem ve azizdir. Adelet tevziinde zulmeden hâkim, bu nokta-i nazardan hayat hakkına kastetmiş, bir nevi katildir. Hatasının da, su-i kasdının da affa kabiliyeti yoktur...

Yayınlandığı yer Arşiv

Bir kıyametin arefesindeyiz, memleket sathı vaveylalara boğulmuş; hançereleri yırtılırcasına çığlık çığlığa insanlar, telâş ve heyecan içinde koşuşturuyorlar. Bu, kıyamet öncesinin dehşetini yaşatan felâket ilanı genç bir aşüfte değil, asırlık bir acûze: “Laiklik elden gidiyor!..”

Cumhuriyet’le yaşıt bu kart acuzeyi kamçılayıp memleket sathını galeyana getirten, Erdoğan’ın İspanya’da söyledikleri:

"Başörtüsü takana, 'Sen siyasî simge olarak takıyorsun' deniliyor. O da, 'Hayır, ben siyasî simge olarak takmıyorum' diyor.

Yayınlandığı yer Arşiv
Cuma, 03 Haziran 2011 19:08

Baykal ve yargı

CHP lideri Baykal dünkü konuşmasında Sarkozy ve Merkel’in Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki saygısız ifadelerine sert tepki gösterdi, çok da iyi etti. Diplomasi farklı faktörleri de dikkate alarak ‘diplomatik dil’ kullanabilir. Böyle durumlarda ülkelerin tepkisini muhalefetin seslendirmesi isabetlidir.
Sarkozy’nin bildik ‘Fransız şovenizmi’ ile Merkel’in bildik ‘Hıristiyan’ tutkusu AB’yi bir siyasi ilkeler birliği olmaktan uzaklaştırıyor, AB’ye zarar veriyor!

Yayınlandığı yer Taha Akyol
Perşembe, 02 Haziran 2011 15:24

Militan Yargının Vatana İhanet Zırvalığı

İnsanlar gibi, devlet ve iktidarlar da istinad noktası ararlar; bir yerlere dayanma ihtiyacı fıtri bir ihtiyaçtır. İnsan öncelikle âilesine dayanır, dayanmak ister. Çünkü muhabbet gibi merhamet ve himâyeyi de orada görmüştür.

Devlet ve iktidarların birinci sıra istinad noktası millet. Millete dayanmakta güçlük yaşayanların istinad noktası ise ister istemez diktatörce bir kaba kuvvet olur: haşin ve zâlim bir kuvvet. Bu kuvveti de çoğu zaman kendileri inşâ ederler. Diktatör arpalığının birinci sıra gözdesi ordu, sonra yargı, sonra diğer bürokratlar ile mürâî aydınlardır…
Türk milleti târihi boyunca böylesi tuhaf ve küçültücü bir tecelliyi çok çarpıcı bir şekilde Cumhuriyetin kuruluşu ve sonrasında yaşar. Sebep, yeni devletin Batılıların telkinlerine açık ve onların himâyesinde boy atmasıdır. Milletin

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 01 Haziran 2011 19:08

Yargıyı Reddediyorum

Devletin sebeb-i vücudunda öncelik adaletindir. Fıtraten birlikte yaşamaya meyyal ve mecbur beşeriyetin karşısına, emeğe terettüb eden neticelerin becayişinde, adalet mutlak bir zaruret olarak çıkar. Marangoz ile terzi, demirci ile peynirci çalışmalarının neticelerini becayişle sair ihtiyaçlarını karşılama mücadelesi verirken birbirlerine zarar vermemeliler. Kuvvetli zayıfı ezmemeli, âlim câhili aldatmamalı; zekîlerin yanında ahmaklar da hayatlarını emniyet içinde devam ettirmelidirler.

Fertler arası sulhu temin edecek bir adalet mercii olmazsa, dünya, kuvvetli ve zekilerin zâlimâne saltanat diyârı, zayıf ve câhillerin ise mazlûmâne cehennemi olur.

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 01 Haziran 2011 16:44

Yargı ve Devlet Terörü

Yargı ve devlet terörü!
Korku, insandaki en zayıf damar... Terörü besleyen bereketli memba da o, korku damarı... Kitleleri korkutarak sevketmek, ikna ederek sevketmekten çok daha kolay. Terör, müşterekleri olan üç beş tarife sığdırılabilir; ama terörist, cemiyetin her sınıfından, her seviyesinden olabilir; menşei her yer olabilecek bir bukalemun. Bâzen bir teşkilât, bazen de bir müessesenin bağrında hayat bulabilir. Hattâ zaman zaman devlet de terörist gibi, terörle varlığını kabul ve idame yoluna girebilir. Devletin bir tedhişçi gibi davranması, yakın geçmişimizin nâdiratlarından değildir.

Yayınlandığı yer Arşiv

Tuyan Tasarım