Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: referandum

Şimdi Üstad Bediüzzaman hayatta olsa, referandumda “evet” veya “hayır” derdi, demek; kimsenin hakkı olmadığı gibi, haddi de değildir. Bediüzzaman’ı kendi zehabına kurban eden bu hadsizliğe göz yumulamaz, yutkunarak geçiştirilemez.


Bediüzzaman’ın kendi zamanında benzer vakalarda takındığı tavrı ve düşüncesini ortaya koymak, oradan bir neticeye varmak başka; kat‘iyet ifade eden böylesi bir hüküm, büsbütün başkadır.


Yayınlandığı yer Önce Kelam


Hz. Üstad’ın Demokrat Parti’yi desteklemesinin belli başlı sebeplerini iki ana hususta toplamak kabil görünüyor:


1-Bu desteğin birinci âmili, Demokrat Parti’nin mutlak hayır olması değil, CHP iktidarının arzettiği büyük tehlike karşısındaki ana güç olmasıdır. Hareket noktası Demokrat Parti’yi iktidara getirmek değil, CHP’yi iktidara getirmemektir.


Çünkü Halk Partisi iktidara gelecek olursa, komünist kuvveti aynı partinin altında bu vatana hâkim olacaktır. Halbuki, bir Müslüman kat'iyen komünist olamaz, anarşist olur. Bir Müslüman hiçbir zaman

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Perşembe, 09 Haziran 2011 12:15

İç savaş “Evet”ten evlâdır!..

Referandum’dan evet çıkma ihtimalinin taşıdığı riski(!) bir iç savaşla telâfi etmeyi göze almak ya cinnet eseridir, ya da hıyanet... İnegöl ve Dörtyol’da tertiplenen hâdiselerin hedefinin referandumun önünü kesmek olduğunu görmezlikten gelmek, tertibin dışında kalanlar için korkunun hâkimiyetinden değilse, şuur felcindendir.
Koca bir ilçede Türkler ile Kürtleri birbirine kırdırmayı hedefleyen tertibin JİTEM koktuğu ortaya dökülenlerle kesinlik kazanmak üzere. Hiç kimse ortaya dökülen bilgilerin yersiz, bu kadar çok tesadüfün de cidden “tesâdüf” ve mâsumâne rastlantılar olduğunu söyleyemez.

Yayınlandığı yer Arşiv

12 Eylül’de Anayasa paketine “Evet!” demek, haysiyet ve iz’an borcumdur; vatanperverliğimi târihin şuuruna tescil ettirmek, gelecek nesillerin ittiham yüklü bakışları altında demokrasi ve hürriyet sahnesine başı dik çıkma “berât”imdir.
Şurası muhakkak ki, 1920’li yıllarda Ankara’da boy atan zihniyet, millete rağmendir. Çünkü milletin bütün değerlerini red, inançlarını tahrib ve târihini inkâr üzerine kuruludur. İnşâ safhasının muhalif ve muarız gücü, doğrudan millettir. Onun için devlet terörünün şeni vâsıtaları İstiklâl Mahkemeleri kurulur, onun için bebelere ağlama yasağı getiren Takrir-i Sükûn zemini ihdas edilir, onun için Ankara zihniyetine yönelen itirazlar büyük isyanlar gibi gösterilip dehşetli katliamlarla bastırılırlar.

Yayınlandığı yer Arşiv

Demokrasi ile idâre edildiği iddiası taşıyan bir ülke düşünün: Seksen küsür yıllık ömrünün otuz yılı mutlak bir istibdad ile geçmiş, katı bir şeflik idaresi. Geri kalan elli yıla ise iki darbe, bir kaç muhtıra şekil vermiş. Kapatılan siyasi parti adedi ise yirmi dört; küçük çaplı bir kabristan demek; siyasî parti kabristanı. Mezar kazıyıcılar yirmi beşincinin defin merasimi hazırlığında... Son kurban cüsseli olduğundan merasim debdebeli ve dağdağalı olacağa benziyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Tuyan Tasarım