Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: ordu

Düşmanlarının bir kaç asırlık desise ve kuşatmalarının neticesinde tarih sânesinden çekilen Osmanlı, ölümüyle Hrıstiyan Batı’ya târifi imkânsız bir bayram sevinci yaşatmıştı. Sevinçlerinin bir daha bozulmamasının teminatı olarak inşâ ettikleri Ankara diktatörlüğünün birinci vazifesi, Osmanlı’nın bütün müesselerini tahrib; ikincisi ise milleti din ve târihinden koparıp hiçliğe mahkûm etmekti. Yaklaşık bir asırdır Ankara Muktedirleri, bir fikr-i sâbitle hep bu habis maksadı tâkib ettiler.

Yayınlandığı yer Önce Kelam

Devletlerin sebeb-i vücudu istinâd ettikleri millettir. Meşruiyetlerini de, güçlerini de bu istinâddan alırlar. Eski tâbirle mazruf değil, zarftırlar; mektubu olmayan zarf yok hükmündedir; millet istinâd etmeyen devlet de öyle…

 

Şurası muhakkak ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan beri millete istinâd etmedi. Millete istinâd etmedi, çünkü millete rağmen ve milleti arzu etmediği bir istikamette değiştirmek üzere Osmanlı’nın altıyüz yıllık hasımlarının telkin ve dayatmaları istikametinde kurulmuştu. Din ve târihin amansız münkiriydi…

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 08 Haziran 2011 19:47

Ordu dindar mı?..

Balyoz Darbe Plânı’nın kopardğı cehennemi gürültü artan bir şiddetle devam ediyor... Senaryonun detayları amme efkârına tosladıkça, vicdanların feryadı muhtelif ızdırablarla şahlanıyor. Kimi, “Millete bu düşmanlık yapılır mı, bu kadar alçaklık olur mu?” deyip plânlayıcıları hedef alırken, ordu çevreleri, “Hiç ordu milletin ibadethânesini bombalar mı? Ne biçim iftiradır bu?” diye feryad ediyor.
Bütün bu hercümercin arenasında dikkati mucib hayatî nokta Genelkurmay ve ordu çevrelerinin ordunun din düşmanı olmadığı, “gavur ordusu” olmadığı noktasından müdafaya geçmiş olması. “Değiliz, gavur ordusu değiliz! Din düşmanı değiliz!” diyorlar.

Yayınlandığı yer Arşiv

Mevzuu görmezlikten gelmek için kaç gündür kendimle mücâdele veriyorum; olmadı, yapamadım. Genelkurmay’ın terör zanlılarına yaptığı göz yaşartıcı rahîmane hapishane ziyaretinden bahsediyorum. Yazmayacaktım, yazmak istemedim. Korktuğumdan mı? Hayır... Ne var ki ayıp da değil, sadece JİTEM’in işlediği cinâyetler bile böylesi bir korkuya haklılık kazandırır. Ancak, korku meselesi değil. Tâbîr-i avamla kabak tadı verdiği için. Biraz da hissiyatımı kelepçeleyen beyhûdelik hissi... Ne söylersen söyle, ne yaparsan yap, nasılsa bir şey değişmiyor, hâlet-i ruhiyesi...

Yayınlandığı yer Arşiv

Bir kıyametin arefesindeyiz, memleket sathı vaveylalara boğulmuş; hançereleri yırtılırcasına çığlık çığlığa insanlar, telâş ve heyecan içinde koşuşturuyorlar. Bu, kıyamet öncesinin dehşetini yaşatan felâket ilanı genç bir aşüfte değil, asırlık bir acûze: “Laiklik elden gidiyor!..”

Cumhuriyet’le yaşıt bu kart acuzeyi kamçılayıp memleket sathını galeyana getirten, Erdoğan’ın İspanya’da söyledikleri:

"Başörtüsü takana, 'Sen siyasî simge olarak takıyorsun' deniliyor. O da, 'Hayır, ben siyasî simge olarak takmıyorum' diyor.

Yayınlandığı yer Arşiv
Cuma, 03 Haziran 2011 14:12

Kapalı bir toplum olarak ordu

Haber dünkü Hürriyet'in manşetindeydi. Önemli görevlerde bulunan iki general istifa etmişler.
"Şok istifa" ile ilgili iki iddia dolaşıyormuş kulislerde. Bir tanesi istifaların Ergenekon'la ilgili olma ihtimali. İkincisi de generallerin özel hayatlarıylaÖ
Şu anda hangi iddianın doğru olduğunu bilebilecek durumda değiliz.

Yayınlandığı yer Gülay Göktürk
Cuma, 03 Haziran 2011 11:49

Ordu Açılımı

Bir teğmenin eline bir bomba verip pimini çekmesinden sonra mevziden mevzie dolaşırken bombanın patlamasıyla birlikte ölen genç askerin babası, dün sabah bizim gazetedeki haberi görünce koşa koşa askerlik şubesine gitmiş.
“Bu haber nedir” diye sormuş.
Şubedeki görevliler ona aynen şunu söylemişler.
“Sen o gazetede yazılanlara inanıyor musun?”

Yayınlandığı yer Ahmet Altan
Perşembe, 02 Haziran 2011 15:03

Baykal ve Ordu

Demokrasi, tabusu olmayan idare şekli. Nihaî hudut, millî irâde. Adalet tevziinde hâkim merci, hukuk... Hukuk karşısında herkes eşittir... Yegâne dokunmazlık, yasama dokunulmazlığı. Bu dokunmazlık masûmiyet değil, masûniyet ilânı; hukukî dokunmazlık. Fakat amme hissiyat ve efkârı serbesttir; masûniyeti kabul, masûmiyeti reddeder.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a yönelik Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’dan gelen hukukî iddianın memleket sathını hercümerc etmiş olmasının üzerinde durmayacağım. Bu cehennemî kargaşayı besleyen unsurlar hakkında herhangi bir fikrim olmadığından değil, aksine uzak duruşumun sebebi, bu silâhşörler arenasında akl-ı selim ve itidalin kaybolmuş olması.

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 01 Haziran 2011 20:09

Ordu-Devlet'in Göz Yaşartan Merhameti, Yahut...

Mevzuu görmezlikten gelmek için kaç gündür kendimle mücâdele veriyorum; olmadı, yapamadım. Genelkurmay’ın terör zanlılarına yaptığı göz yaşartıcı rahîmane hapishane ziyaretinden bahsediyorum. Yazmayacaktım, yazmak istemedim. Korktuğumdan mı? Hayır... Ne var ki ayıp da değil, sadece JİTEM’in işlediği cinâyetler bile böylesi bir korkuya haklılık kazandırır. Ancak, korku meselesi değil. Tâbîr-i avamla kabak tadı verdiği için. Biraz da hissiyatımı kelepçeleyen beyhûdelik hissi... Ne söylersen söyle, ne yaparsan yap, nasılsa bir şey değişmiyor, hâlet-i ruhiyesi...

Yayınlandığı yer Arşiv

Tuyan Tasarım