Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: millet
Çarşamba, 08 Haziran 2011 14:19

DUR DE! DUR DE! DARBELERE DUR DE!

Yanımda kadim dostum Abdurrahman Iraz, İstiklâl Caddesi’ni dolduran mâşerî kalabalığın korosuna hançeremizi yırtarcasına iştirak ediyoruz:

 

“Dur de! Dur de! Darbelere dur de!”

 

Tuhaf bir kalabalık, en kesif yerinden alınmış bir Türkiye kesiti, usâre bir fotoğraf... Sırtı ve omuzları açık bir genç kızın ıslak gözleri, aynı yaşlarda tepeden tırnağa bir tesettürlü kızın gözlerine kilitlenmiş, karşılıklı ellerini şaklatarak avaz avaza aynı marşı söylüyorlar:

 

“Cuntaya hayır, demokrasiye evet!..”

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye, seksen küsur yıllık bir savaş meydanı değil, esirlerin gladyatörlere katlettirildiği kanlı bir arena... Esirlerin hayat hakkı tek şarta bağlı: Susmak... Susmak ve efendilerinin bütün arzularına râm olmak... Arada bir de efendilerinin ayaklarını yalayıp hayatlarından ne kadar memnun olduklarını da gönülden ifâde, şükrân ve merbudiyetlerini de ilân etmeleri gerekir. Yâni bu esarete gönüllü olmaları da hayatta kalmalarının temel şartlarındandır.


Milletin esâret hayatının yegâne sebebi, ecdâd ve mânevî redd-i mirâs dâvâsında Cumhuriyeti kuranların yanında yer almaması. Batı peyki bir küçük devletin inşâsına koyulanların en ciddi mükellefiyeti, bu istikamette millete de boyun eğdirmektir.

Yayınlandığı yer Arşiv

“İzm’ler, idrârkimize giydirilen deli gömlekleridir.” der, Meriç. Kemâlizm, üstüne örtüldüğü şuuru felce uğratan bir şal, iflah etmeyen bir zehr-i katil. Cumhuriyet târihi, bir milletin şuurunun bir izme iğdiş ettirldiği, kurban verildiği emsâlsiz bir trajedinin târihidir. Yeryüzünde sığınacak bir avuç kara parçası bulmaması iktizâ eden bu vebâ, kuvvetin hamîliğinde Anadolu sathını vatan edinir.Cihânşümûl bir devlet ve medeniyetin mirasçıları bu izmin çanağında düşünce dilencisi durumuna düşürülür. Koca bir milletin karîhası sığ, tezâdlarla dolu bir izmin çelik korsesine hapsedilir. Bu deli suyunu ilk içenlerin bekçiliğinde, delirme zulmü bütün millete teşmil edilmek ve ebedileştirilmek murad edilir. CHP, Ordu, Üniversite, Yargı, Bürokrasi ve Cumhuriyet aydınının biricik vazifesi, bedeli ne olursa olsun, bu izmi ebedmüddet kılmaktır.

Yayınlandığı yer Arşiv

Ankara cephesinde yeni bir şey yok... Siyasî partiler kabristanında hummalı bir faaliyet var; mezar kazıyıcılar bütün güçleriyle kazma sallıyorlar. Yeni mevtanın cesedi oldukça büyük, milletin yarısı kadar... Salâsı okunan, cenaze merasimine hazırlanılan ölü: Ak Parti...

Baş savcının iddianâmesi, kapatma ilâmıdır... Derbederliği, tımarhaneden fırlamış hastaların hercümercini andıran intizamsızlığı aynı emniyet-i nefsten geliyor: Devlet biziz, güç bizde... Hukukî bir iddianâme hazırlama zahmetine katlanmayan baş savcının tavrından çıkarılacak en bedihî ders, dâvânın hukukî olmadığıdır. Bu kadar da değil, iddianamenin zevâhiri kurtarmaktan ibaret olduğu da ortada.

Yayınlandığı yer Arşiv

Târih hâfızadır, milletin hâfızası... Târihini kaybetmiş millet, hâfızasızınıyitirmiş insan gibidir... Bütün tecrübe ve bilgilerini kaybetmiş; aydınlıkları, yerini zifiri karanlığa bırakmıştır. Yaşayabilmesi, herşeyi yeniden öğrenmesiyle mümkün... İnsanlığın müşterek malı olan ilim ve irfân, onun için meçhuldur; onları elde etmesi için asırlara ihtiyacı vardır. Zirâ, bu altın meyvalar insanlık tarihinin mirasıdır; def’i değil, tedricî ve birbirilerini tâkib eden merhalelerin kucağında serpilip gelmişlerdir. Her asrın, her devrin bu müşterek mirasta hissesi vardır.

Yayınlandığı yer Arşiv

Demokrasi ile idâre edildiği iddiası taşıyan bir ülke düşünün: Seksen küsür yıllık ömrünün otuz yılı mutlak bir istibdad ile geçmiş, katı bir şeflik idaresi. Geri kalan elli yıla ise iki darbe, bir kaç muhtıra şekil vermiş. Kapatılan siyasi parti adedi ise yirmi dört; küçük çaplı bir kabristan demek; siyasî parti kabristanı. Mezar kazıyıcılar yirmi beşincinin defin merasimi hazırlığında... Son kurban cüsseli olduğundan merasim debdebeli ve dağdağalı olacağa benziyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Avrupa Birliği, Türkiye için Zümrüd-ü Anka diyarıdır, efsâneler ülkesi... Refah ve saâdetin kol gezdiği, insanların huzur içinde hayat sürdüğü, kurt ile kuzunun sulh içinde birlikte yaşadığı Kaf Dağı’nın arkasındaki memleket. Meriç nehrinin öteki kıyısından başlayan, hayâl ile hakikatin birbirine karıştığı bu büyüleyici dünya, maâlesef bize ebediyetler kadar uzak bir yerde... Askerî darbeler, yargı hamleleri, cübbeli üniversite mensublarının Aslanlı Yol mitingleri, menfaatini milletin zararında gören türedi zenginlerin kin ve nefret kusan neşriyatları, şeflik istibdadının mirasçısı CHP’nin dinmek bilmeyen iktidar hırsı, her derde devâ diye takdim edilen resmî ideolojinin kâbuslardan ağır bedbin havası, nihâyet pençelerinde kan damlayan Ergenekon’un yeni av arayışları, bu masal ülkesiyle aramızdaki uçurumu sonsuza inkılâb ettiriyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye bir ürpertici sekerâtı yaşıyor, millete rağmen bir asır hüküm sürmüş meş’um bir iktidarın sekerâtı. Meşrûiyetini hiçbir zaman milletten almamış, kuvvete istinâd eden, entrikaların semirttiği bir öcü, bir gulyabânînin mevti bu... Millet haysiyet ve ırzına sahip çıktığı için kansız kalan bu vampirin son oyunu “uzlaşma” tuzağı... Elinden kaçırmak üzere olduğu milleti bu tuzakla bir daha kafeslemenin, şah damarını biraz daha emmenin derdinde.

Yayınlandığı yer Arşiv

Bir kıyâmetin arafesindeyiz; memleket sathını sarsıntılar beşik gibi sallıyor; zirveleri yıldırımlar dövüp tutuşturuyor; gök çöktü, çökmek üzere... Bu felâketi hazırlayan sebepler muhtelif görünse de, fışkırdıkları kaynak aynı. Bir inkılâbın çelikten pençelerinin inşa edip şekillendirdiği devlet ile, bir daüsılâ hasretinin hayâllerini beslediği milletin değerleri tezâd içinde. Birinin; öl dediğine; diğeri; yaşa, diyor...

Kurtuluş savşının zor şartlarında hayat bulan yeni devletin düşmanlarına taahhüdü, Batılı bir sistem inşâ etmektir.

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye’nin bütün problemleri, bütün meseleleri, bütün rahatsızlıkları aynı kaynaktan fışkırıyor: Cumhuriyet devrinin kuruluş zihniyetinden... Millete rağmen, millete inad girilen yolda yürümenin güçlüklerini aşmak için millete karşı kurulan her mânia bir problemin, her barikat bir değil, bin güçlüğün sebebi.

Devrin Ankara zihniyetinin arkasındaki güç millet değil, Batılı güçler; daha dün habis çizmeleri ile gırtlağımıza basıp boğmaya çalışan Haçlılar. Jön Türklerden beri Batı’ya Perestiş eden zavallı Osmanlı aydınının en zayıf bakayâsı olanların ellerine geçen fırsatı o istikamette değerlendirmek istemelerinden tabiî ne olabilirdi? Öyle de yaptılar..

Yayınlandığı yer Önce Kelam
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

Tuyan Tasarım