Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: hasan cemal

Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yı 12 Mart darbe döneminden ve o yıllarda çektiği acılardan tanıyorum, hayatta demokrasi ve insan hakları çizgisindeki yürüyüşünü biliyorum.

İstanbul’daki bir KCK operasyonunda önceki gün gözaltına alındığını öğrenince aklıma üç soru takıldı.

Yayınlandığı yer Hasan Cemal
Pazartesi, 27 Haziran 2011 19:57

Biz bölücü değiliz şiddet istemiyoruz

 

“2011 çözüm yılı olmalı, yoksa direniriz. Çok kritik bir kavşaktayız. TBMM tatile girmeden önce milletvekili krizi ve yeni anayasa konusunda olumlu bir tavır belirlerse, barış sürecini derinleştirir”

 

“Artık şiddet istemiyoruz. Bölücü değiliz. Başkan Apo bir ay önce devlete üç protokol verdi. Bu protokoller barış için ikinci açılım niteliğindedir, şiddetin tümden devre dışı bırakılmasını öngörüyor”

Yayınlandığı yer Hasan Cemal
Çarşamba, 22 Haziran 2011 11:12

CHP ne zaman ciddiye alınır?..

Sayın Kılıçdaroğlu; “CHP neden kaybediyor, Ak Parti niçin kazanıyor?” sorusunu ciddiyetle araştırmak yerine, kabahati önce halkta aramak hiç yakışık almadı

Stockholm sendromu... Kendisine eziyet edeni sevmek diye tarif edilebilir.

Anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu partisinin yetkili organında, Ak Parti’nin yüzde 50 oyundan söz ederken, ‘Stockholm sendromu’ benzetmesi yapmış...

Ama nasıl yapmış, AK Parti’ye oy verenleri hangi bağlamda böyle bir illetin kurbanı olduklarını öne sürmüş, pek o kadar belli değil.

Yayınlandığı yer Hasan Cemal
Çarşamba, 15 Haziran 2011 10:05

Yeni anayasada uzlaşma, dağda sessizlik!

Şu sıralar, 12 Haziran sonrası kulaklara en çok çalınan sözcük uzlaşma ya da yeni anayasa için uzlaşma...

Tayyip Erdoğan, muhalefetin kapısını çalacağını, sivil toplumla diyalog kanalları açacağını söylüyor.

Ve ekliyor:

“Kılıçdaroğlu’nun da kapısını çalacağım.”

Yayınlandığı yer Hasan Cemal
Perşembe, 09 Haziran 2011 00:28

Evren, Hasan Cemal'i nasıl azarladı?..

Karaçi, 12 Aralık 1982.

Canım sıkkın. Uyku tutmadı. Sabahın köründe Pekin’e uçacağız.

Kafam Evren’e takılı.

İki haftalık Uzakdoğu seyahati için uçağımız Ankara’dan yeni havalanmıştı. Dışişleri sözcüsü Büyükelçi Nazmi Akıman geldi yanıma:

Yayınlandığı yer Hasan Cemal

Türkiye, yarıaçık devâsâ bir cezaevi... Yahut düşman muhasarası altındaki hisar. Düşman Haçlı ordularını devşiren Avrupa değil, bütün dünyâ. Millet korku ve telaş içinde, surlarda gedikler açtırmamak için müteyakkız olmaya mecbur. Müteyakkız olmak def‘i a’da için kifâyet etmez, hak ve hürriyetlerinden, refah ve saâdetinden de vaz geçmek zorunda . Yaşamak istiyorsa, yeri bu kapalı hisardır; zirâ dışarıda ölüm kol geziyor. Millet’in mükellefiyeti, hisarın bekçilerine itaat etmekten ibaret... Zirâ bir hisarın kalın surları arasında da olsa, hayatını onlara borçlu...

Yayınlandığı yer Arşiv
Pazar, 05 Haziran 2011 17:38

Hilalin içinden uluyan bozkurtla...

BRÜKSEL

Bayrak kırmızısı bir zemin üstünde beyaz hilalin içinden başını gökyüzüne kaldırmış uluyan siyah bir bozkurt...

Bizdeki Ülkücüler’in kırk yıllık flamasını arabanın torpido gözünden çıkarıp dikiz aynasına asıyor.

Aynadan da bana göz kırpıyor:

Yayınlandığı yer Hasan Cemal
Çarşamba, 01 Haziran 2011 20:32

Hasan Cemal! Yerin Milliyet Değil, Taraf'tır

Türkiye, yarıaçık devâsâ bir cezaevi... Yahut düşman muhasarası altındaki hisar. Düşman Haçlı ordularını devşiren Avrupa değil, bütün dünyâ. Millet korku ve telaş içinde, surlarda gedikler açtırmamak için müteyakkız olmaya mecbur. Müteyakkız olmak def‘i a’da için kifâyet etmez, hak ve hürriyetlerinden, refah ve saâdetinden de vaz geçmek zorunda . Yaşamak istiyorsa, yeri bu kapalı hisardır; zirâ dışarıda ölüm kol geziyor. Millet’in mükellefiyeti, hisarın bekçilerine itaat etmekten ibaret... Zirâ bir hisarın kalın surları arasında da olsa, hayatını onlara borçlu...

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 01 Haziran 2011 19:03

Zola ve Hasan Cemal

ZOLA’YI GÖLGEDE BIRAKAN ADAM: HASAN CEMÂL!..

İlk gençliğimin düşünce ve hayâl mâbedi önceleri Balzac’dı. Romancının ummanları andıran muhayyilesinin hududlarını keşif cehdim, nice uykusuz gecelerle bir kaç yıl devam etti. Sonra Zola’yı keşfettim. Balzac’a göre daha sığ, daha bedbin ve daha dar bir muhayyile... Romancı Zola’yı sevmedim, hiç değilse Balzac’ın yanında dünyamda hep bir gölge gibi kaldı: Silik ve müphem... Ta ki, Dreyfus Dâvâsı münasebetiyle takındığı haysiyetli ve cesur tavrıyla karşılaşıncaya kadar. O andan itibaren Romancı Zola’yı bütünüyle unuttum,

Yayınlandığı yer Arşiv

Tuyan Tasarım