Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: devlet
Çarşamba, 08 Haziran 2011 20:04

Yargı ve devlet terörü!

Korku, insandaki en zayıf damar... Terörü besleyen bereketli memba da o, korku damarı... Kitleleri korkutarak sevketmek, ikna ederek sevketmekten çok daha kolay. Terör, müşterekleri olan üç beş tarife sığdırılabilir; ama terörist, cemiyetin her sınıfından, her seviyesinden olabilir; menşei her yer olabilecek bir bukalemun. Bâzen bir teşkilât, bazen de bir müessesenin bağrında hayat bulabilir. Hattâ zaman zaman devlet de terörist gibi, terörle varlığını kabul ve idame yoluna girebilir. Devletin bir tedhişçi gibi davranması, yakın geçmişimizin nâdiratlarından değildir.

Yayınlandığı yer Arşiv

Taraf Gazetesi’nin gündemden hiç düşmeyen “İrtica ile Mücãdele Eylem Plânı” vesikasını neşretmesinin üzerinden aylar geçti. Genelkurmay Başkanı’ının itici ve rencide edici bir tavırla, ekranların karşısında “Kâğıt parçası” dediği bu vesikanın kâğıt parçası olmadığı son gelişmelerle maşerî vicdanda kat’iyet kazandı. Aynı kat’iyeti hukuk zemininde kazanır mı, Türkiye gibi tuhaf bir memlekette bu mümkün olabilir mi? Bilmiyorum, hattâ sanmıyorum; zaman gösterecek.

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 16:55

AK PARTİ’NİN DEVLETLE İMTİHÂNI

AK Parti, kitlelerin ümidi, milletin iktidara yürüyen ekibiydi, mektebli yüzüydü halkın... Devlet, onların mü’min parmaklarında yeniden şekillenecek, zâlim ve cebbar asırlık müstebid, yerini rahmanî bir meleğe bırakacaktı. Kozanın sert kabuğu yırtılacak, hürriyete kanat çırpacaktı kelebek. Ülkemiz bu kadroların himmetiyle sulh ve selâmete kavuşacak, Dicle kıyılarınının iki bin yıllık hülyâsı hakikat olarak tecelli edecek, kurt ile kuzu Mezopotanya’nın kadim sularına kardeş kardeş birlikte eğileceklerdi... Heyhat!... Olmadı, olmuyor...

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 16:42

ENGİN CEBER CİNÂYETİ VE DEVLET GÜCÜ

“Katil olmayan ve yeryüzünde fesad çıkarmayan birini öldüren bütün insanları katletmiş gibidir”*, Allah’a göre. Mü’minleri bağlayan İlâhî hüküm, mutlak nass... İnsan hayatı kadar mukaddes, kanı kadar âli, can ve mal emniyeti kadar ehemmiyetli hiçbir mesele yok. Muktedir olanların birinci vazifesi, raiyyetlerinin can ve mal emniyetlerini temin etmektir. Devletin kahredici gücü dâhile yönelse, zulme inkılâb eder. Devlet nizâmı altında kişinin idamına muhakeme ile hükmolunsa adalettir, muhakemesiz infaz: Cinâyet...

Yayınlandığı yer Arşiv

Mevzuu görmezlikten gelmek için kaç gündür kendimle mücâdele veriyorum; olmadı, yapamadım. Genelkurmay’ın terör zanlılarına yaptığı göz yaşartıcı rahîmane hapishane ziyaretinden bahsediyorum. Yazmayacaktım, yazmak istemedim. Korktuğumdan mı? Hayır... Ne var ki ayıp da değil, sadece JİTEM’in işlediği cinâyetler bile böylesi bir korkuya haklılık kazandırır. Ancak, korku meselesi değil. Tâbîr-i avamla kabak tadı verdiği için. Biraz da hissiyatımı kelepçeleyen beyhûdelik hissi... Ne söylersen söyle, ne yaparsan yap, nasılsa bir şey değişmiyor, hâlet-i ruhiyesi...

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 14:23

ERGENEKON YAHUT DEVLETİN ÇÖKÜŞ ÎLÂMI...

Ergenekon, hayâlle hakikatin bir birine karıştığı efsâne!.. Bir milletin muhteşem târihini bir inkıraz noktasında vahşi bir kurdun rehberliğinde necâtla taçlandıran masal!.. Hakikatten çok, hayâl; muhayyilenin derin ümitsizliklerinin meyvası, kaç asırlık hikâye... Türk’ün bin yıllık dinî mefahirinden yüz çeviren ırkçı bir şuurun bu ümid kaynağına göre, Türk ne zaman bir sıkıntıya düşse, hayat memat imtihanıyla karşı karşıya kalsa, esrarengiz bir gücün rehberliğinde mutlaka kurtulur. Ergenekon Efsânesi’nin kurdu’nun İstiklâl Savaşı esnâsında yerini bıraktığı Mustafa Kemâl’in, devrin Türkçülerince, “bozkurt” diye isimlendirilmesi de bu inançtan mülhem, onun eseri.

Yayınlandığı yer Arşiv

Kaht-ı ricâl... Yeni nesillerin meçhûlü tâbir, lügatlarda kısaca; “adam kıtlığı” diye yer alıyor. Osmanlı topraklarında mefhumun serpildiği devir, Tanzimat ve sonrası. Devlet-i âliye’nin çoraklaşan toprak ve müesseselerinde yetişmeyen devlet adamı kıtlığını ifade etmek için bolca kullanılmış. Ciddi bir felâketin habercisi değil, kendisi olan devlet ricalinin kıtlığı, bugün de hall-i müşkil dertlerimizin en hayatî olanlarından biri.

Muazzam bir coğrafyanın asırlar süren bekçiliği ve düşmanlarının dessasâne entrikalarının neslini kuruttuğu devlet adamı eksikliği Osmanlı’nın yıkılışında hâtırı sayılır âmillerdendir. Türkiye Cumnhuriyeti’ne geçiş yaptığımızda ise devlet ricâli bütünüyle erimiş, küçücük ve zayıf bir zümreye intikal etmişti.

Yayınlandığı yer Arşiv
Salı, 07 Haziran 2011 18:59

DEVLET TERÖRÜ, YAHUT KARŞI TERÖR!

Devlet, teröre tevessül eder mi? Evet, tevessül de eder, tenezül de... Devlet terörü, iki ayrı arenada arz-ı endam eder. Birinci arena; ülke sınırlarının dışı, başka ülke toprakları. Devlet, imar ve ihya mükellefiyeti şöyle dursun, ekseriyetle tahribinde menfaat gördüğü bu arenada, terör atını keyfince oynatır. Ülke sınırlarının dışında devlet terörü, millî menfaatlerin hadimidir. Daha çok, emperyalist güçlerin başka ülke topraklarında ihyâsına çalıştıkları bu terör, mensuplarını, çoğu zaman o ülkenin muhalif gruplarından devşirir. Umumiyetle de yerli terörü organize ederek hedefe ulaşma gayreti güder. ABD ve bir zamanlar Rusya’nın bu tarz bir terörü bütün dünyâda organize ettiği, sağır sultanın da malumu.

Yayınlandığı yer Arşiv

Hukuk tevziinde hâkim, devlet olmalı. Devlet, kanûnlar çerçevesinde adalet dağıtır. Adalet, suçluyu cezalandırmak, mazlumu korumak ve mükafatlandırmaktır.
Devlet bu aslî vazifesinde acze düşer veya şeriklerin türemesine göz yumarsa, ülke felâkete sürüklenir. Memleket sathında adaletin kalmadığı düşüncesi kitleleri bedbinleştirir; ya zorbaların safına sürükler, ya herkes kendi çapında zorba kesilir.

Yayınlandığı yer Arşiv
Salı, 07 Haziran 2011 17:47

DEVLET, MUKADDES BİR PUT DEĞİL...

Dünyânın her yerinde devletin sebeb-i vücudu; milletin saâdet ve bekâsıdır. Devlet, mukaddes bir put değil, milletin emrinde vazgeçilmez bir vasıtadır. Kıymeti kendisinde değil, millete gördüğü hizmettedir..

Devlet, mabed değildir... Herhangi bir ideolojinin havariliği için vücut bulmamıştır, hiçbir izm’in bekçiliğiyle de mükellef değildir. Yegâne mükellefiyeti, milletin sâdetidir. Milletin inançlarına, yaşama tarzına hürmet, biricik vasfıdır. Karşısında eğildiği tek güç, millettir. Millet varsa, devlet vardır.

Yayınlandığı yer Arşiv
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

Tuyan Tasarım