Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: akp
Çarşamba, 08 Haziran 2011 16:55

AK PARTİ’NİN DEVLETLE İMTİHÂNI

AK Parti, kitlelerin ümidi, milletin iktidara yürüyen ekibiydi, mektebli yüzüydü halkın... Devlet, onların mü’min parmaklarında yeniden şekillenecek, zâlim ve cebbar asırlık müstebid, yerini rahmanî bir meleğe bırakacaktı. Kozanın sert kabuğu yırtılacak, hürriyete kanat çırpacaktı kelebek. Ülkemiz bu kadroların himmetiyle sulh ve selâmete kavuşacak, Dicle kıyılarınının iki bin yıllık hülyâsı hakikat olarak tecelli edecek, kurt ile kuzu Mezopotanya’nın kadim sularına kardeş kardeş birlikte eğileceklerdi... Heyhat!... Olmadı, olmuyor...

Yayınlandığı yer Arşiv
Çarşamba, 08 Haziran 2011 16:46

AK PARTİ VE KÜRT MESELESİ!

AK Parti, Kürt Meselesi’nin halli için bir şans, bir fırsat olabilirdi... Olmadı, olamıyor, olamayacak!..Bin yıllık bir beraberliği öldürücü sancı ve acıların eşliğinde parçalayıp bölecek derin bir uçurumadan, iyeden iyiye sarkar olduk. Düşmemek için tutunmaya çalışanların sayısı, her ân daha da azalıyor: Yorgun, bezgin ve yeis içindeyiz...
Düşüp parçalanmamızı bekleyenlerin alkışları, çoğumuza uçurumun derinliklerini pırıltılı gösteriyor. Halbuki uçurumun dibinde bizi bir başka baharın beklediğini müjdeleyenlerin rüyâlarını, parçalanmış hayâlimiz süslüyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye, seksen küsur yıllık bir savaş meydanı değil, esirlerin gladyatörlere katlettirildiği kanlı bir arena... Esirlerin hayat hakkı tek şarta bağlı: Susmak... Susmak ve efendilerinin bütün arzularına râm olmak... Arada bir de efendilerinin ayaklarını yalayıp hayatlarından ne kadar memnun olduklarını da gönülden ifâde, şükrân ve merbudiyetlerini de ilân etmeleri gerekir. Yâni bu esarete gönüllü olmaları da hayatta kalmalarının temel şartlarındandır.


Milletin esâret hayatının yegâne sebebi, ecdâd ve mânevî redd-i mirâs dâvâsında Cumhuriyeti kuranların yanında yer almaması. Batı peyki bir küçük devletin inşâsına koyulanların en ciddi mükellefiyeti, bu istikamette millete de boyun eğdirmektir.

Yayınlandığı yer Arşiv

Avrupa Birliği, Türkiye için Zümrüd-ü Anka diyarıdır, efsâneler ülkesi... Refah ve saâdetin kol gezdiği, insanların huzur içinde hayat sürdüğü, kurt ile kuzunun sulh içinde birlikte yaşadığı Kaf Dağı’nın arkasındaki memleket. Meriç nehrinin öteki kıyısından başlayan, hayâl ile hakikatin birbirine karıştığı bu büyüleyici dünya, maâlesef bize ebediyetler kadar uzak bir yerde... Askerî darbeler, yargı hamleleri, cübbeli üniversite mensublarının Aslanlı Yol mitingleri, menfaatini milletin zararında gören türedi zenginlerin kin ve nefret kusan neşriyatları, şeflik istibdadının mirasçısı CHP’nin dinmek bilmeyen iktidar hırsı, her derde devâ diye takdim edilen resmî ideolojinin kâbuslardan ağır bedbin havası, nihâyet pençelerinde kan damlayan Ergenekon’un yeni av arayışları, bu masal ülkesiyle aramızdaki uçurumu sonsuza inkılâb ettiriyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye bir ürpertici sekerâtı yaşıyor, millete rağmen bir asır hüküm sürmüş meş’um bir iktidarın sekerâtı. Meşrûiyetini hiçbir zaman milletten almamış, kuvvete istinâd eden, entrikaların semirttiği bir öcü, bir gulyabânînin mevti bu... Millet haysiyet ve ırzına sahip çıktığı için kansız kalan bu vampirin son oyunu “uzlaşma” tuzağı... Elinden kaçırmak üzere olduğu milleti bu tuzakla bir daha kafeslemenin, şah damarını biraz daha emmenin derdinde.

Yayınlandığı yer Arşiv

Danıştay saldırısının hedefi, ya doğrudan mütedeyyin kitlelerdir, ya dolayısıyla... Doğrudan mütedeyyin kitlelere yönelik bir kastın olup olmadığını, adlî takibatın seyrinden anlayacağız. Saldırgan, mütedeyyin kitleleri topun ağzına sürmeye çalışan bir tertibin tetikçisi mi? Bilmiyoruz. Lâkin, kuvvetli ihtimal... Kuvvetli ihtimâl, çünkü mevcut iktidardan müşteki, hukuk tanımayan ve meşruiyet aramayan dahilî ve haricî mihrakların bu kabil tertipleri için, ülkemiz, bulunmaz arena. Elli küsur yıldan beri, bu tarz tertiplerin mazbahaya çevirdiği topraklarımızda insanlarımız, darbe veya benzeri teşebbüsleri kolaylaştırmak için boğazlanıyor.

Yayınlandığı yer Arşiv

Türkiye’de siyâset, köksüz müessese; bütün geçmişi üç çeyrek asır... Liderle başlayıp liderle bitmesi, Mustafa Kemâl’den yâdigar... Altıyüz yıllık Devlet-i Aliye’yi ademe mahkûm eden İnkılâb Lideri’nin yalnızlığı, günün şartlarından kaynaklanıyordu. Etrafındakilerin mükellefiyeti, lideri tasdik etmekten ibaretti. Bir de alkışlamak... Liderin yakın çevresinin düşünce adına attıkları adımlar, kıraldan fazla kıralcılık, demeye şâyân, garip mürailikler... Mustafa Kemâl, devrinin sahnesini yalnız başına dolduran baş rol oyuncusu, daha doğrusu, tek oyuncu... Gerisi, bir alay figüran...

Yayınlandığı yer Arşiv
Cuma, 03 Haziran 2011 16:36

AKP Kaybetmedi, ancak uyarı aldı...

Bu seçim sonuçlarını değerlendirirken, önce kampanyanın nasıl geçtiğine ve beklentilere dikkat edelim.
Türk toplumu bu seçimi bir yerel seçim değil, bir genel seçim gibi algıladı. Daha doğrusu koşullar, işin rengini değiştirdi ve tüm gözler genel oy dağılımına yöneldi.

Yayınlandığı yer Mehmet Ali Birand

Tuyan Tasarım