Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Alper Görmüş
Alper Görmüş

Alper Görmüş (6)

21 Kasım 1952’de Kars’ta doğdu. Babası öğretmendir ve 2 kardeşi vardır. Çocukluk ve ilk gençlik yılları Alibeyköy’de geçti. Haydarpaşa Lisesi’nde parasız yatılı okudu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. 1977-80 arasında Aydınlık Dergisinde çalıştı. Dergi 12 Eylül Darbesinde kapatılınca 1986’ya kadar çiçekçilik, halıcılık, muhasebecilik, kitapçılık, elektrik malzemesi satıcılığı gibi işlerle uğraştı. Anabritanica’nın çıktığı dönemlerde redaktörlük yaptı.

1986’da Nokta’ya girdi. 3-4 yıl sonra Aktüel dergisine geçti. 1995’te dergideki bir haberde “terör örgütünün propagandasını yapma” suçundan 3 ay cezaevinde yattı. Ahmet Altan döneminde kısa süreli bir Güneş Gazetesi deneyimi oldu. Daha sonra Yeni Şafak’ta Kürşat Bumin’le birlikte “Medyakronik” köşesini hazırladı

27 Ocak ve 3 Şubat’ta bu sayfada yayımlanan iki yazıda, “darbe girişiminde bulunmanın suç teşkil etmeyeceği” yönünde bir kamuoyu yaratmak üzere girişilen “entelektüel” çabalara dikkat çekmiş; o günlerde parmakla gösterilebilecek kadar az olan bu çaba sahiplerinin yakın bir zamanda bir “lobi” teşkil edebileceğine dair endişelerimi dile getirmiştim.

Anladım ki, bir “günlük”te darbe girişimi gibi “hard” bir malzeme varsa, “darbe”yle doğrudan doğruya ilgili olmayan malzemenin kaderine düşen şey “üvey evlat” muamelesi görmektir. Fakat bu beni rahatsız ediyor. Çünkü böylece, bu günlüklerdeki, ilk anda dikkat çekmeyen fakat daha derin zihniyet analizlerine imkân veren ayrıntılar kamuoyunun göz menziline bile girmeden uçup gidiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, “Ergenekon eşittir Tuncay Güney” demiş, “Büyük Gazete” de “ağzına sağlık” imâlı bir hacimle CHP yöneticisinin sözlerini sayfalarına taşımış (18 ocak).

Ergenekon soruşturmasının son dalgasına ilişkin bazı yorumlar, tıpkı önceki dalgalarda olduğu gibi soruşturmanın ve davanın özünü gözden kaçırtacak nitelikteydi... En veciz ifadesini, “Bu insanlar mı terörist?”, “Hayatlarını dağlarda ülkeyi korumak için tehlikeye atmış bu paşalar mı suçlu?” türünden duygusal itirazlarda bulan bu bakış, toplumun hiç de küçük sayılamayacak bir bölümü tarafından da benimseniyor.

Aziz Nesin’di galiba, “Türkiye’de” demişti, “herkesin iki mesleği vardır; birincisi kendi mesleği, ikincisi şairlik...”
Sonra Atilla Dorsay, Nesin’in bu tespitinden yola çıkarak aynı şeyin sinema eleştirmenliği için de geçerli olduğunu söylemişti.

Başlığım, 28 aralık tarihli Hürriyet’in bir haberinin başlığının aynısı... Haberde, “Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum” kampanyasına imza koyan gazetecilerin bu fiillerinin gazetecilik mesleğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı sorgulanıyordu. Benim de aralarında bulunduğum beş gazetecinin (Mete Çubukçu, Ragıp Duran, Ahmet Hakan, Doğan Tılıç) görüşlerinin yer aldığı Sefa Kaplan imzalı haberi, üzerinde uzun süredir düşündüğüm ve bir türlü bir sonuca varamadığım “gazetecinin siyasi metinlere imza atması” meselesini sizlerle birlikte tartışmada bir fırsat olarak değerlendirmek istiyorum.

Tuyan Tasarım