Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Etikete göre gösterilen ögeler: fetullah gülen
Cumartesi, 12 Ağustos 2017 12:10

Bediüzzaman’ın Hukukunu Müdafaa Etmek!..

Hakkın müdafaasını başkasına bırakmak, kendi alçaklığını ilân etmekdir! O alçaklardan değilim, olmayacağım da. Hak ve hakikati haykırmaktan korkup zillet içinde bir hayata yapışmaktansa, her türlü bedeli de ödeyerek ölmeyi tercih ederim.


Bu ülkenin son bir asrında iftihar edebileceği, kendisine âid tek bir kahraman, tek bir değer varsa; o da Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleridir. Cumhuriyet maskesi arkasında katı bir istibdadın ınkılâb adı altında bütün değerleri bir tahrib sarasının hedefi hâline getirildiğinde, millet adına karşı çıkmış tek kişidir Bediüzzaman. Kamal Atatürk ve hâlefi İnönü’ye kafa tutmasının bedelini de dünyevî hayat ve saâdetini fedâ ederek ödedi. Sürgünlerin, zindanların, idamla yargılanmaların, su-i kasdların îmânını sarsamadığı bu büyük insanın asıl zaferi ise, o ağır şartlarda Kur’an’ın parlak bir tefsiri olan Risâle-i Nur Külliyatı’nı kaleme alması ve bir huruc olan Nurculuk hareketini başlatmış olmasıdır.


Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 19 Temmuz 2017 10:18

Dilipak Ne Dediğinin Şuurunda mı?

Kaynağından içmediğiniz hiç bir su hakkında bildikleriniz, hakikati ifade etmeyecektir. Zirâ kaynağından uzaklaştıkça her su bir parça bulanıp, bir parça kirlenir. Fışkırdığı kayalıktan billur şakırtılarla hayat saçan su, döküldüğü uzak denize karıştığı noktada bulanık ve kirlenmiş olabilir.

Bu kevnî hüküm, mânevî, ictimâî ve siyâsî meselelerde de câridir. Hattâ dinler için de öyle... İlâhî kaynaktan “hak” olarak nüzûl eden muharref Hırıstiyanlık ve Yahudilik, bugün sebeb-i necâd ve Cennet değil, sebebi helâket ve Cehennemdir. Şimdi bu durumda haşa sümme Allah’ı mı suçlayacağız, ululemr Peygamberlerini mi?

Yayınlandığı yer Önce Kelam

Şehzâde Katli” mevzuunu yazınca, küçük bir kıyametin koparılacağını bekliyordum elbet; bir yerde öyle de oldu. Mevzua muttali olanların takındığı tavır ve yorumlar, bu satırları yazmaya mecbur bıraktı.


Bahis mevzuun geçtiği hemen her metin veya sohbetin nihaî noktada gelip Hz. Hızır ile Hz. Musa (A.S.)’a dayanması, Kehf Suresi’nde geçen bu kıssayı, bir daha hatırlamamızı iktiza ediyor. Ancak kıssayı iki kısım halinde nakledeceğiz. Birinci kısım, kıssanın hikâye kısmı; ikincisi ise Hızır (A.S.)’ın kıssanın hikmetlerini izah ettiği kısım. Buyurun:

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 24 Ağustos 2016 16:13

Semih Terzi Ermeni miydi?

Kırk yıldır, kalıcı olmasını istediğim düşüncelerimi yazarak ifâde ederim. Yazmanın da, yüksek sesle düşünmenin de hassasiyet gerektirdiği zamanlar, yerler ve mevzular vardır. Makaleye başlık teşkil eden sualin cevabını ararken de benzer bir hassasiyet ihtiyacı içinde olduğumu söylemek isterim.


Mevzua geçmeden bir ara sual daha soralım:


Semih Terzi Kimdir?


Yayınlandığı yer Önce Kelam


1959’da Sinop’da doğmuş, Ahmet... Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun. Şimdilerde Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde hoca. Ekranların tanıdık yüzlerinden vak’anüvis Ahmet Şimşirgil, önceki akşam da Toplumsal Hâfıza” diye bir programda dağarcığını sergilemiş.


Hocanın dağarcığına geleceğim ama önce şu lanet olası “toplumsal”a takıldım. Sanırım “ictimaî” kasdediliyor. Bin yıllık irfânımızı tahrib etmek için uydurulmuş "tilcik"lerden olunca entelektüel kıymeti artıyor, belli ki. Kısacası, programın dilimizdeki ismi “İctimaî Hâfıza” veya “Cemiyet Hâfızası” olmalıydı. Birazıcık hamaset koksun istiyorsanız, “Millet Hafızası” da denebilirdi.

Yayınlandığı yer Önce Kelam

 

15 Temmuz İşgal ve iç savaş teşebbüsü bir anda ülkeyi yangın yerine çevirdi. Her yerde cehennemî bir gürültü hükümrân!. Kafalar adedince farklı düşüncelerin uçuştuğu tuhaf bir panayıra düşmüş gibiyiz.

 

Gürültünün en tuhaf kaynağı ise boy boy TV ekranları... Vaktinde hiç bir işe yaramamış emekli askerler, hiçbir istihbarî bilgiyi zamanında merciine ulaştıramamış emekli istihbaratçılar, suya sabuna dokunmamış elleri esans kokan emekli elçiler, bir baltaya sap olmamış bürokrat eskileri bir kanaldan diğer kanala koşuşturup duruyor. Her birisi vatan kurtaran kahraman edasındaki bu tuhaf ve rengarenk kafilenin içinde bazen çok şaşırtıcı isimler de arz-ı endam edebiliyor.

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Cumartesi, 06 Ağustos 2016 12:50

KUTLUAY, LEKESİZ, YENİ ŞAFAK VE BEDİÜZZAMAN

 

Yaşar Kutluay:

1931’de Silifke’de doğmuş. İlk ve orta tahsilini Mersin’de tamamladıktan sonra, soluğu Ankara Atatürk Lisesi’nde almış. İslâmiyet’i Kemalizm’e uydurmak için 1949’da Kurulan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk talebelerinden olan Kutluay, aynı fakültede doçentliğe kadar yükselmiş.

 

Fakültenin bu acar talebesinin Arapça, Farsça ve İngilizceyi iyi bildiği, İtalyanca ile İbraniceyi de anladığı kayıtlarda yer alıyor. Türkçeyi de sayarsanız, altı dil bilen bir akademisyen ile karşı karşıya kalırsınız.

Yayınlandığı yer Önce Kelam

 

Yayınlandığı yer Önce Kelam

Bir önceki yazıda Üstad Hazretlerinin vefatından sonra Nurculuk Hareketi’nin geçirdiği iki fetret devrini hulâsa etmeye çalışmıştık. Fakire göre, birinci fetret, Kayalar Abinin hedefe konulup, cemaatin ounun sevk ve idare kabiliyetinden mahrûm bırakılması ve dehşetli bir korku zeminin meydana getirilmiş olmasıdır.


İkinci fetret ise, altmışlı yılların ortalarından itibaren, bilhassa Zübeyir Abinin büyük gayretleri ile toparlanmaya başlamış olan hareketin önünü tıkayan iki ölüm ve bir hicret vakasının peşpeşe gelmesiyle başlar: Mustafa Nezihî Polat ve Zübeyir Abinin vefatı, Bekir Berk’in ise dehşetli bir iftiranın mahkûmu olarak hicrete mecbur bırakılması. Bütünü hatırlamak isteyenler, bir önceki yazıya bakabilirler.


Yayınlandığı yer Önce Kelam

İslâm dünyasının son bin yılda yakaladığı en büyük intibah, Üstad Bediüzzaman’ın Risâle-i Nur’la başlattığı büyük uyanıştır. Bu, İslâm medeniyetinin aslî kökleri üzerinde yeniden boy atması, mânen kaç asırdan beri hükümfermâ olan Batı medeniyetinin hâkimiyetinin çökmesidir.


Bu parlak dirilişi dehşet içinde tâkib eden ceddimizin kãtili Batı, Risâle-i Nur hareketini akîm bırakmak için Üstad’a hayatı zindan etmekle kalmaz, bin türlü desise ve tertibi de üst üste sahili döven dalgalar gibi Nurcuların üstüne salar.

Yayınlandığı yer Önce Kelam
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

Tuyan Tasarım