Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Ordu-Devlet'in Göz Yaşartan Merhameti, Yahut...

Ordu-Devlet'in Göz Yaşartan Merhameti, Yahut...

Mevzuu görmezlikten gelmek için kaç gündür kendimle mücâdele veriyorum; olmadı, yapamadım. Genelkurmay’ın terör zanlılarına yaptığı göz yaşartıcı rahîmane hapishane ziyaretinden bahsediyorum. Yazmayacaktım, yazmak istemedim. Korktuğumdan mı? Hayır... Ne var ki ayıp da değil, sadece JİTEM’in işlediği cinâyetler bile böylesi bir korkuya haklılık kazandırır. Ancak, korku meselesi değil. Tâbîr-i avamla kabak tadı verdiği için. Biraz da hissiyatımı kelepçeleyen beyhûdelik hissi... Ne söylersen söyle, ne yaparsan yap, nasılsa bir şey değişmiyor, hâlet-i ruhiyesi...

Necib Türk basını gibi, suya sabuna dokunmayan mevzularda mangalda kül bırakmayan demokrat aydınlar kafilesi de, bir kaç istisnanın dışında, meseleyi görmezlikten geldi. Görmedikleri için mi? Hayır... Herkesin fıtraten korumakla mükellef olduğu ilk şey, önce hayatı... Hayatı koruma korku ve endişesi, ömür boyu yakamızı bırakmaz. Koruyabilir miyiz? Ne gezer!.. Târih ölmeyen tek bir insanı kaydetmiyor, ölmemenin yolu yok... Her nefis ölümü tadacaktır, İlâhî hüküm. Buna rağmen korkmak fıtrîdir, hayatımızı tehdid eden herşeyden korkarız. Kahredici birinci tehdid silâhtan gelir; zirâ, sebeb-i vücudu hayatı sonlandırmaktır...

Askerin mütehakkim tavrını da elindeki silâh besliyor, gördüğü vehmedilen itibar da büyük çapta onun eseri,. Elbet de askerlik mesleğinin kudsîyeti bizzatihi her türlü itibâr ve hürmete şâyândır. Doğru... Lâkin müntesibleri de sadece askerî vazife ifâ ediyorlarsa... Askerlik mesleğinin tabiî muktezâsının dışına taşan asker korkutur, sun’i bir itibâr ve hürmet görür, ama gönüllerde yeri olmaz. Delil mi istiyorsunuz? En parlak askerlerin bile emeklilik hayatlarına göz gezdirmeniz kâfi: Ne bir ışıltı, ne bir muvaffakıyet müşahade edebilirsiniz. Çoğu zaman münzevî, bedbin ve psikolojik arazlarla mâlûl bir emeklilik hayatının trajedisi ile karşılaşırsınız... Vatanı kurtarmak terânesiyle orduyu harekete geçirip vatanı batıran ve milletin geleceğini mahveden Evren’e bakınız. İlerlemiş yaşında, ruhunun hangi zaaf ve açlığını tatmin ettiği meçhul bir gayretle çıplak kadın resimleri çizip duruyor. Ne muazzam bir hüsn-ü âkibet, değil mi?..

 

Emekli askerlerin siyâsî arenadaki bütün arayışları hüsranla noktalanmıştır. Ordunun milletten gördüğü itibarın devam edeceği ümid ve vehmi ile başlatılan bu arayışlar çoğu zaman sadece elim hüsranlarla bitmemiş, alay konusu da olmuştur. Sunalp Paşa’nın mâcerâsını hatırlayanlar hükmü teyid etmekte zorlanmayacaklardır. Genç nesiller ise, biraz sabır tavsiye ediyorum. Zirâ “Efsâne komutan” diye takdim edilen, başı Ağrı dağı kadar dik ve mağrur Osman Pamukoğlu Paşa siyaset arenasına yalın kılıç fırlayıverdi. Kurduğu partinin milletten alacağı oy ve âkibetini hep birlikte göreceğiz. Sağol Paşa, gözü karalığına cidden ihtiyaç vardı.

 

Mevzua dönersek... Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Mendi’nin Ergenekon dâvâsından tutuklu emekli paşalara yaptığı ziyâret Ordu-Devlet pervasızlığının demokrasiye karşı işlediği bir cürümdür. Genelkurmay’ın kararıyla gerçekleştirilen ziyaretin elçisi, amme efkârında şaibe altındadır. Şaibe altındadır, zirâ Kıbrıslı Gazeteci Kutlu Adalı cinâyeti ile ilgili AİHM’de yargılanmış ve bu dâvâda pasif davrandığı suçlamasıyla AİHM Türkiye’yi suçlu bulup 95 bin Euro cezaya mahkûm etmiştir. Yâni Genelkurmay’ın elçi tercihi bir hatanın eseri değilse, kabulü imkânsız bir kastın eseridir.

Sonra, Genelkurmay “Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.” diyor. Terör zanlılarına ordunun gösterdiği bu “tüzel” ilgiye giydirilen insânî maske, meşruiyet berâtı olamaz. Bu mantıkla hareket edecek olursak, askerlik yapmış PKK’lılar da dahil, bütün zanlı ve suçluların Genelkurmay’dan böyle insanî bir ilgi ve himâye görmesi iktizâ eder. Aynı mantıkla diğer bütürn resmî müesseselerin de bağırlarından fışkırmış suçlu ve zanlılarına kol kanat germesi insaniyet muktezâsı olur. Bu dâhiyâne düşüncenin sahibi ya ordu ile dalga geçmek istemiş, yahut bütün bir millet ve dünya ile.

 

Nihâyet, “Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.” deniliyor... Amenna ve saddakna demek içinizden geliyor mu, yoksa hâfızalarınızda hükmü tekzib eden yakın tarihin resmîküşâdı mı başlıyor? Ali Çavuş’a, “İyi çocuktur.” diye sahip çıkan yakın emekli Büyükanıt Paşa’mızın sebebiyet verdiği Şemdinli kepazeliği bütün canlılığıyla ortada değil mi? Hukuku katletmekle kalmayıp aksiyle becayiş ettiren bu tavır, ordunun müsellâh yapısından gücünü almamış mıydı? Herhangi bir sivilin şehadeti bu kadar makbul olur muydu? Sivil mahkemenin 40 yıl hapsine hükmettiği çavuşu ilk celsede beraat ettiren Askerî mahkeme sırtını yasladığı silahtan muhrum kalsa bu hükmü verebilir miydi? Bu hüküm amme efkârınca kabul görmüş müdür? Yahut sivil mahkeme mâsûm çavuşa 40 yıllık hapis vercek kadar zâlimce mi davranmıştı?

 

Ya ordunun bağrında kurulan JİTEM’in işlediği cinâyetler?.. Onlar da hukuka duyulan “saygı”nın gereği miydi. Diyelim ki, muvazzaflar bir şekilde Ergenekon şebekesinin içinde görünmüyorlar, peki emeklilerinden kurulu bu şebekenin unsurlarını yetiştiren ordu hiç mi bundan rahatsızlık duymaz? En kâmil yaştakileri ilk fırsatta hayatî suçlar işliyor ve suç işlemek için teşkilâtlanıyorsa Genelkurmay’ın yapacağı tekşey insanî ziyaretlerde bulunmak mıdır?..

 

Uzatmayalım... Ordu bütün demokratik ülkelerdeki gibi aslî vazifesi olan güvenliği, sivil iktidarın kayıtsız şartsız emrinde kalarak, deruhte etmeye râzı olup kışlasına çekilmediği müddetçe Türkiye iflâh olmaz. Memleketin hayatî problemi, belki de yegâne problemi budur. PKK meselesi de dâhil, gerisi bu problemin halliyle birlikte kendiliğinden çözülür... Merhum Özal’ı rahmetle anıyorum, ekonomik muvaffakiyetlerinden değil, bu problemi görmüş ve cür’etle üzerine gitmeye en azından teşebbüs ettiği için . Ama ömrü daha fazlasına vefa etmedi, şimdi millet başka bir baharı bekliyor: Tam demokrasi ve hürriyet baharını. Yakındır İnşaallah...

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım