Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Üzmez Bahanesiyle Din ve Dindara Vurmak

Üzmez Bahanesiyle Din ve Dindara Vurmak

Hüseyin Üzmez, yıllardır görüşemediğim, eski bir dost... Kendisine istinad edilen yüz kızartıcı duruma cidden düştü mü? Bilmiyorum, mümkündür.... Mümkündür, çünkü beşerdir, nefis taşıyor... Esfel-i sâfilin ile âlâ-i illiyin arasındaki bütün mertebeler insan içindir... Günahtan mâsûn olanlar ya melektir, ya da hayvan.. İsmet sıfatı ise, sadece peygamberlere has. Günâh ve zulmün her türlüsü insanda mâkes bulur... Târih–i beşer hükmün şâhidi...

Üzmez için de mümkün olan, vâki midir? Olmamasını ümid ederim... Zirâ haysiyet kırıcı, zelil edici bir vaziyet. Dünyada da ahirette de cezayı mucib... Mahkeme safahatının bu eski dostun temizlenmesiyle neticelenmesi temennimdir...

Bir beşerin zaafı etrafında koparılan gürültü, vaveyla sahiplerinin nâmusundan gelse, baş tacı ederim. Lâkin maksadın farklılığını sızdıran emareler, en az Üzmez’e istinad edilenler kadar iğrenç... Üzmez’in bu memlekette yaşayan yüzde doksan dokuzun müslümanlığını aşan bir tezâhürle İslâmiyet’e taraf çıkıp hakkında serd-i kelâm etmesi, İslâmiyet ve müslümanlar aleyhine kullanılmak isteniyor. Bu tarz ima ve takbihler ile islâmiyete gölge düşürmeye çalışmak, en yumuşak tabiriyle câniliktir, deni bir iftiradır...

Müntesiplerinin günâhlarıyla cihânşümûl bir dini mahkûm etmeye teşebbüs, alçakça bir cinayettir. Bu dinmez gayzın sebebi, yirmili yıllarda başlatılan redd-i miras harekâtıdır. Bin yıllık bir târihin inkârı yolunda teşebbüs edilen tahribkârlık istisna tanımaz. Ecdadını tel’in yolunda her türlü iftirayı bayraklaştıranların birinci hedefidir din. Düşmanlarının reddine muvaffak olamadığı bir medeniyeti yok sayan dâhilî hamakat, bugün bir günâhkârın şen’i fiilinden medet umuyor...

Günâh üzerine boy atmış habis bir medeniyetin muhibleri, seyyiatın bütün envaına hayat verdiklerini gizlemeye çalışıyorlar. Tefessüh etmiş Batı medeniyetinin yeryüzünü günâh gayyasına çevirdiğini görmezlikten gelip, bir müntesibinin zaafıyla saadet kaynağımız, insaniyet-i kübra olan İslâmiyeti karalamak, kimsenin haddi değildir. Her türlü cinsî sapıklığa kanun meşrûiyeti arayan rezil bir dünyanın havariliğini üstlenmişlerin, Üzmez’e atfedilen çirkin fiil ile son din ve müntesiblerini küçük düşürmeye çalışmaları, beyhûde gayrettir.

Mü’min dikkatli olmak zorunda; zırhı, tevbe ve istiğfar ile nefs-i emmarenin telkin ve teşviklerinden Allah’a sığınmaktır. Kelime-i şehâdetle günâhlardan mâsûn kalmak mümkün olsaydı, son nefese kadar dehşetli bir mücadeleyi vermek zaruretiyle başbaşa kalmazdık. Nefis terbiyesiyle ömürlerini tüketen evliyaullahın makamlarının nasıl çileli bir hayatın neticesi olduğunu görmezlikten gelip edna bir unsurunun günahlarına büyük bir hakikati çiğnetmek vicdansızlıktır. İnsaf’ın şe’ni bu çirkin fiilin Üzmez’in inancından değil, beşerî zaaflarından geldiğini görmektir. Üzmez’den çok, bu vesileyle İslâmiyeti öne çıkarıp suçlu makamına oturtmak, şeni bir alçaklıktır.

Ömrünü açık avretle geçiren keçinin, bir kazaya kurban giden koyuna gülmesinden daha eblehçe bir vaziyet bu. Sığındıkları hisarın münşilerinin günâh ve sapıklıkları hâtırâtla müdellel olanlara düşen, bu vakâ karşısında kendi günahlârını hatırlayıp mahcubiyetle başlarını eğmeleri olmalıydı. Ama hayır, öyle yapmıyorlar, bir fâninin çirkin bir zaafıyla ebediyeti gölgelemeye çalışıyorlar. Bu herzegûlere değil, ama mü’minleri kuvvetli bir hakikatı hatırlatmak isterim:

“İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir göz yummakla gece olmaz.”

Müsterih olunuz...

30/4/2008 Çamlıca

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım