Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Zola ve Hasan Cemal

Zola ve Hasan Cemal

ZOLA’YI GÖLGEDE BIRAKAN ADAM: HASAN CEMÂL!..

İlk gençliğimin düşünce ve hayâl mâbedi önceleri Balzac’dı. Romancının ummanları andıran muhayyilesinin hududlarını keşif cehdim, nice uykusuz gecelerle bir kaç yıl devam etti. Sonra Zola’yı keşfettim. Balzac’a göre daha sığ, daha bedbin ve daha dar bir muhayyile... Romancı Zola’yı sevmedim, hiç değilse Balzac’ın yanında dünyamda hep bir gölge gibi kaldı: Silik ve müphem... Ta ki, Dreyfus Dâvâsı münasebetiyle takındığı haysiyetli ve cesur tavrıyla karşılaşıncaya kadar. O andan itibaren Romancı Zola’yı bütünüyle unuttum,

hiç değilse Balzac’a ezdirmemek için hâfızamdan tardettim. Zola, benim için romancı değil, yüzyıla damgasını vurmuş bir kahramandı artık: Düşünce kahramanı...

 

Alfred Dreyfus,Fransız ordusunda Yahudi asıllı bir subay... 1894’de, Almanlar’a Fransız ordusunun sırlarını satmak ittihamıyla askerî mahkemenin karşısına çıkarılır. Mahkeme’den önce, iki yaftanın mahkûmudur: Yahudi ve casus... Târihin hâfızasına bütün detaylarıyla kazınmış bu vakâyı tekrara ne hâcet? Ana hatlar kâfi... Bin türlü aleyhte tertibin kurbanı Dreyfus, ömür boyu sürgüne mahkûm edilerek Şeytan Adasına gönderilir... İftiraya uğradığına dâir dedikoduların fısıltısı zamanla yerini uğultuya bırakır ve nihâyet bir düşünce adamın erkekçe sesi bir şamar şiddetiyle amme vicdanında yankılanır. Romancı, bu zulmün karşısında haykırmaya karar vermiştir. Zola’nın bir asrı kucaklayan sesi : “İttiham ediyorum!” diye sayhalaşır, Fransa âfâkında...

Giyotin’in mucidi Fransız “yargı”sı, bu kahraman sesi de boğmak ister. Netice: Bir yıl hapis, 3000 Frank para cezası... Ama zulûm âbâd olmaz... Zola, Dreyfus ve bir avuç düşünce adamının târihin kalbine cür’et ve irâdeyle kazıdıkları bu çetin mücadele 7 yılın ardından beraat ve iâde-i itibârla neticelenir...

Türkiye, bir izmin cehenneme çevirdiği memleket... Bu çorak topraklarda bir asırdan beri sâdece zehirli sarmaşıkların boy atmaya hakkı var. Tabiî ve vazgeçilmez bütün haklar, izne tâbi. Hayat hakkı kadar aziz, düşünce hürriyetinin tek serbestiyeti, zorba bir zümrenin cinâyetlerine mâzeretler uydurmaktan ibaret. Düşünce adamı, bu müstebid inşânın hisarlarına taş taşıdığı nisbette muteber: Hamallığı ile mütenasib bir itibâr... Haysiyet kırıcı, şerefsizce bir yükseliş...

Bütün bunları yarım asırdan beri, sistemin çarkları içinde yetişmiş Zola arayan birinin ruh dünyasını, derin hasret ve sussuzluğunu bir nebze aksettirmek için ifâde ettim... Ve müjdeliyorum! Bizim de bir Zola’mız var artık: Hasan Cemâl...

Evet, Hasan Cemâl en az bir Zola’dır... Yalnız değil şüphesiz, sahnede başkaları da var. Ama âfâkı daha çok onun onun sesi dolduruyor, hisarın sütünlarını onun yumrukları sarsıyor. Düşünce hayatına Marksist bir kapıdan giriş yapan, darbelere zemin hazırlamak için mücâdele veren Cemâl’in çeyrek asırda kazandığı demokratik irtifâ gerçek bir kazanç, gerçek bir zaferdir. On yılda bir darbelerin çökerttiği kurşunî bir kubbenin altında hürriyet ve demokrasi mücadelesi vermek, sadece hakperestlik gerektirmiyor, her türlü dünya nimetinden vazgeçmenizi,hattâferagat-ı hayat etmenizi de iktizâ ediyor. “Güvercin ürkekliği”nin cânilerin merhametini celbetmediğini bile bile haykıracak, mazlumların saâdet ve geleceklerine hayatınızı fedâ edeceksiniz...

Tehdid ve iftiraların sağanağı altında tereddüde düşmeyecek, ölmeden önce sizden sonrakilere nefes aldıracak bir iklime vücud vermek için,soluk tüketeceksiniz... Menderes gibi büyük vatanperverlerin âikebetlerine bakıp ürpermeyecek, Susurluk ve Şemdinli düzenbazlıklarına aldırmayacaksınız. Darbe zeminlerinde askerî birifing kuyruklarına giren “Yüksek Yargı” mensuplarının 367 maskaralığıyla içine düşürüldüğü vaziyetten ürkmeyeceksiniz. Devasa bir ahtapot gibi, bütün hayat damarlarınızı boğan, vahşi bir canavar gibi gelleceğinizi boğazlayan “Ergenekon”un, kan damlayan dişleri arasında tıslamaları andıran tehditlerine, beş para ehemmiyet vermeyeceksiniz. Kolay mı?..

Hayatınızdan vazgeçmişseniz, kolay... Ama muvakkat ve doğduğunuz gün, ölüme mahkûm edilmiş zayıf bir hayatı koruma budalalığı içinde korkuya mağlub düşmüş iseniz, imkânsız... Bu memlekette doğruları haykırmak, Zola’yı bine katlamaktır. Hasan Cemâl Zola’nın papucunu yalnız başına dama atmıştır. Varol Cemâl, nûr ol!..

Senâ gibi görünen ifadelerime delil mi istiyorsunuz? Cemâl’in son yıllarda bu sahada yazdığı hemen bütün yazıları... İşte binlercesinden sâdece küçük bir buket... Bu topraklarda yaşayan her fâninin ismini hürmetle yâd ettirecek bir ummandan hayat suyu damlalar, bir kaç gün önceki bir makalesinden:

“‘Küçük Ergenekon’ operasyonunda 47 kişi tutuklu. Yakın siyasal tarihimizin bu en önemli soruşturması eğer Susurluk gibi, Şemdinli gibi bir yerlerde tıkanır kalırsa yazık olur.

Ama soruşturmanın seyri, ‘küçük’ten ‘büyük’e doğru ilerlerse, bu ülkede demokratik hukuk devleti yolunda çok büyük bir mesafe kaydedilmiş olacaktır.

Hukuk harekete geçebilecek mi?

Bir başka deyişle:

Darbeciler için de sivil yargı yolu açılabilecek mi?..

Bu soruyu düşünün.

Bu sorunun yanıtını en başta düşünmesi gerekenler, yalnız gerçek hukukçular değil, aynı zamanda demokrasiyi içtenlikle benimsemiş siyasetçiler, tabii en başta da iktidarda olan siyasetçilerdir.

Düşünün, lütfen görmezlikten gelmeyin, “2003-2004 darbe tertipleri ne oldu?” sorusunu da.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinde yer alan darbe tertipleri nedeniyle Nokta dergisi kapanmış, Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş hakkında da iftira ve hakaret iddiasıyla dava açılmıştı.

Alper Görmüş beraat etti.

N’olacak şimdi?

Ayrıca, günlüklerin emekli Oramiral Örnek’in Deniz Kuvvetleri’ndeki bilgisayarından çıkmış olduğu, Emniyet’in resmi raporuna da bağlandı. Haber olarak çok oldu kamuoyuna yansımasından bu yana...

N’olacak şimdi?

Bu darbe tertiplerinde örneğin isimleri geçen zamanın Jandarma Komutanı (ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı) Orgeneral Şener Eruygur hakkında, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman hakkında yargının kılı kıpırdamayacak mı? Yargı onlara soru bile sormayacak mı?

Sarıkız soruşturulmayacak mı?

Ayışığı soruşturulmayacak mı?

Kod isimleri bu olan ‘darbe tertipleri’ne dokunulamayacaksa, bu ülkede nasıl olup da bir daha ‘hukuk’tan söz edilebilecek?

Onlar hakkında hukuk harekete geçmeyecekse, bu ülkede nasıl olup da bir daha ‘Demokratik hukuk devleti’nden dem vurulabilecek?

Tek kelimeyle ayıp!”

* * * * * *

“İsmet Berkan, yedi günlük Ergenekon dizisinde tam yedi adet darbe tertibini anlattı. Bunların üzerindeki perdeyi tümüyle kaldırmadan, ‘darbeciler’e yönelik olarak hukuku harekete geçirmeden, yalnız ‘Küçük Ergenekon’a dokunmak, korkarım, sonuçsuz kalabilir.

Hukuk, darbecilere dokunabilecek kadar gerçek mi bizim memlekette?..”

* * * * * *

Hasan Cemâl ile hiç tanışmadım, muarefem yok... Düşünce dünyalarımız hayli farklı, apayrı iklimlerin, bambaşka coğrafyaların insanıyız. Dindar mı, namaz kılar mı? Bilmiyorum, hiç merak da etmedim. Ama Hasan Cemal nazarımda, Hürriyet Kahramanı Rezneli Niyazi’yi gölgede bırakmış, Dreyfus Dâvâsının büyük Zola’sınıtahtından indirmiş bir kahramandır...

18/4/2008 Çamlıca

 

Son değişiklik Çarşamba, 01 Haziran 2011 19:06
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım