Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Bu ülke Kürt Meselesi’ni çözemezse, çökecek...

Bu ülke Kürt Meselesi’ni çözemezse, çökecek...

Ne zamandır doğru dürüst bir yazı yazamıyorum.. Elim ne ruh iklimi bir şiir kitabına uzanıyor, ne bir romanın büyüleyici dünyası muhayyilemi kamçılıyor, ne de billur şakırtıları andıran bir eski zaman bestesinin dâvetine koşabiliyorum...
Gözlerimin önünde paramparça olmuş kanlı bedenler, kulaklarımda ruhumu yakıp küle çeviren kanayan şefkat ve sevgilerin avaz avaza çığlıkları... Elleri böğründe yavrularının ölüm haberi ve parçalanmış bedenlerini beklemekten yorgun düşmüş anaların ızdırabı damarlarımda çıngıraklı yılan zehri gibi dolaşıyor. Bu bedbaht ülkede yaşayıp çocukların rüyası kadar renkli şarkılar söylemek ne mümkün!

Az sonra düşmekte olduğu uçurumun dibindeki kayalıklara çarpıp parçalanacak kazazedenin çâresizliğiyle telaş içinde feryâd ediyorum... Her yazım onun için bir çığlık, satırlarım onun için keskin bıçak gibi... “İmdaaat!”, diye bağırmaktan yoruldum...

 

 

Bütün ırkları, bütün renkleri kardeşlikte eşitleyen bir dinin mensubları olduğumuzu unutturan Batı destekli Ankara zihniyetine koca bir memleketin saâdet ve geleceğini kurban verdik, ülkem yangın yeri... Halbuki Türkü-Kürdü, Arabı-Arnavudu; siyah ile beyazı aynı potada eriten, alnına ve kalbine “mü’min ve kardeş” mührü basan bir medeniyetin çocuklarıyız. Birbirimizin gırtlağına sarılmamız, târihin tefsirinde acze düşeceği bir çılgınlık, bir gözü dönmüşlük...

 

Değil Türkiye’yi bölüp parçalamak, İslâm ülkeleri ile aramızdaki sınırları kaldırmanın, hiç değilse yumuşatmanın mücadelesini vermemiz; şuur ve aklın gereğidir. Bizi kardeşlerimizle karşı karşıya getiren, birbirimize ezelî düşmanlar gibi telkin eden Batılı entrikalardan yakamızı kurtarmaya mecburuz. İçimizden birilerinin eliyle Ankara’da inşâ edip sergiledikleri ırkçı tezgâhın bedelini ödemeye râzı değiliz. Bizler kardeşiz, bin yıldır birlikte yaşıyoruz...

 

Bu memleketin çocuklarını bütün değerlerine düşman yetiştiren bir zihniyetin bekçiliği mü’minlere düşmemeli, mü’minler bu Süfyanist yapının hâmîsi kesilmemeliler. Milliyetçilik maskesi arkasında sergilenen devlet ırkçılığına destek vermek cemaatlerin işi olmamalı... Her mukaddesin menşei dindir; dine muarız olan, mukaddes değil, mel’undur. Osmanlı için sarfedilen “Mukaddes Devlet” tâbirinin de menşei dindi... Aslî vazifesi dine düşmanlık olan Ankara zihniyetine “Mukaddes Devlet!” nazarıyla bakmak, iki ayak üzerinde yürüyor diye insan telâkkî edip Eb-u Cehil’e muhabbet göstermekten farksızdır..

 

Bu ülke Kürt Meselesi’ni çözemezse, çökecek; bölünüp parçalanacaktır!.. Siyâsî tarafgirliği olan, siyâsî tavrı olan biri değilim. AK Parti iktidarına verdiğim desteğin sebebi, mü’min oluşlarına olan samimî inancımdır. Biliyorum ki, Kürt Meselesi’nin en kestirme çözümü İslâmiyet gibi büyük bir müştereğimize hürmetten geçiyor. Karıncanın hukukunu koruyan bir dinin mensubları olduğumuzu unutturdular; haksızlık, zekâ alâmeti olarak hürmet ve muhabbetle selâmlanıyor.

 

Gelişmekte olan, ekonomisi büyüyen bir Türkiye’yi ezelî düşmanlarımızın istememelerinden daha tabiî ne olabilir; istemiyorlar... Bu oyuna geldiğimiz için seksen küsur yıldır huzur ve sükûn görmedik. Gözlerimizin ışıltısı sönmüş, yüzlerimiz kaskatı; dudaklarımızın uçlarından bîçârece tebessümler bile gezinmez olmuş. Neden? Batının telkin ettiği hayâsız ve zulüm dolu bir zihniyeti ayakta tutacağız diye... Yazıktır, günâhtır...

 

Bu ülkenin derin vâdilerinde, sarp dağlarında kurt ile kuzu birlikte yaşayabilir, yaşamalı.. İrfân ve medeniyetimiz bu sulh zeminini temin etmeye müsaitdir... Bütün yapmamız gereken 1920’lerdeki kasdî kırılmayı reddetmek, yok saymaktır. Mankurtlaştırıldığımızın farkına varmak için bir asır yetmediyse daha ne kadar kan ve göz yaşının akması gerekecek?

 

Samimî inanç ve kanaatimi söylüyorum: Kürt Meselesi’nin çözümü Ankara’dadır; Kandil veya Şırnak’ta değil... Bu çıplak ve kesin hakikati AK Parti kadrolarının farketmesini bekliyor ve ümidimi muhafaza ediyorum. Devletin asırlık yanlışlarından hareketle bu mesele çözülemez.. Çözümü PKK’nın insafına bırakmak büyük vebaldir... Gül de Erdoğan da bir milletin çiğnenmiş, pâyimâl edilmiş hukukunun vebâliyle âhirete gitmeyi göze alabilecek durumda değiller, çözüm için daha cesur ve daha gayretli olmaları gerekiyor.

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

1 Yorum

  • Yorum Bağlantısı zafer yazan zafer

    Bu sorun ancak ve ancak Bediüzzamanın göstermiş olduğu yoldan başka olamaz.onun dışındaki yolar karanlıklıdır.ve tehlilelidir hem dünyası hemde ahireti gedebilir..

    Cuma, 15 Temmuz 2011 14:11

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım