Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Altın bir eşikteyiz, önümüzde yepyeni bir günün fecri..

Altın bir eşikteyiz, önümüzde yepyeni bir günün fecri..

Zulüm yüklü asırlık bir gecenin karanlığını yırtıp saâdetli bir günü müjdeliyen bu fecir aydınlığı, milletin eseridir.. Bir asra yakın kendisin hor görüp, her türlü kuvvet ve zorbalıkla hukukunu çiğneyen ceberrut Ankara’nın taşlaşmış kalbini parçalayan dinamittir, milletin “Evet!” çığlığı.
12 Eylül 2010’da Anadolu’nun bozkırlarından sarp dağlarına, yüksek yaylalarından derin vâdilerine dalga dalga yayılan “Evet!” çığlığı, yüzyılı telef edilmiş bir milletin hürriyet bestesidir. Bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapmış bir kavme Batıperest Ankara İstibdadının cebir ve entrikalarla revâ gördüğü zulmün sonunu müjdeleyen referandum, milletin demokrasi bayramıdır...

 

Evet, altın bir eşikteyiz, önümüzde yepyeni bir günün fecri; karanlığı dehleyen aydınlığın saâdetini yaşayacağız. Taşkınlığa gerek yok, mûtedil olacağız... Bize yakışan, hasım ve düşmanlarımıza karşı bile insan kalmaktır. Hukukumuzu çiğnetmeyecek, ama başkalarının da hukukunu çiğnemeyeceğiz. Adaletin tecellisi, intikam değil; hakkın tevziidir; intikam hisleriyle hareket etmeyeceğiz. Hasımlarımızla yer değiştirip, onlar gibi zâlim olmayacağız... Farkımız, mü’min olmaktır; öyle kalmalı...

 

Kemalist vesâyet, ırkçı tavır ve zulmüyle memleketi bir iç savaş ve bölünmenin eşiğine getirmişti. Zirâ Kürt Meselesi, bu zihniyetin eseridir, Kürtlerin değil. Bu zulüm rejimi yerini demokrasiye bıraktıkça Kürt Meslesi’ni çözme şansımız da artmış olacaktır. 12 Eylül Referandumu Kürtlerle Türklerin bin yıllık kardeşliğini kıyamete kadar uzatacaktır, uzatabilir...

 

AK Parti, Kürt Meselesi’nin Ankara kaynaklı olduğunu görmeli artık... Çözüm, PKK ve taraftarları ile boğuşmakta değil, devlet olarak yapılması gerekenleri yapmaktadır... “Önce silâhlar sussun, sonra hallederiz!” mantığı devlete yakışmaz... ¬ Bunun, “Sen namaz kılarsan ben de kılacağım!” demekten farkı, daha tehlikeli ve daha zararlı olmasıdır. Namaz, başkasının kılıp kılmamasına göre farzıyet kazanıp veya kaybetmez... Devlet olarak vazifen, bu memlekette yaşayan herkese haklarını bütünüyle eşit vermektir. Müstebid Ankara iktidarının Kürtleri inkâr edip zulmeden zihniyetinden vazgeçmeyi başkasının tavrına bağlamak doğru olmadığı gibi, insanî de değildir.

 

Şüphesiz bu asırlık istibdad, sadece Kürtlere çektirmedi; kendisine tâbi olmayan herkese benzer zulümler yaşattı. Kürtler kadar Müslümanların da hissesine ağır ızdırablar düştü... Allah demenin yasaklandığı, elifbaların bile Amerikalı papazın yedi ceddine rahmet okutacak bir küstahlıkla yırtılıp yakıldığı upuzun yıllar yaşadı Müslümanlar, işkence dolu bir zindan gecesi yaşar gibi... Müslümanın kavmî mensubiyeti ırkçı ve münkir Ankara’nın insafını hareketlendirmiyor, Müslümanın Türk olması bir şey ifâde etmiyordu. Geçtiğimiz bir asırda devletin şerrinden emin olanlar, sadece kayıtsız şartsız itaat edenlerdi. Mükâfatları, canavarca bir hayvanlığa rızaya mukabil, bol keseden devlet ulufesi almaktı. Bütün imkânlar onlara akıyordu, bin yıllık bir mâzi ve ecdâda yaptıkları ihanetin acısını taşıyabilsinler diye.

 

Evet, 12 Eylül Referandumu bir milâddır... Bir fecrisâdıktır... Yerini erken bir karanlığa bırakmamasının şartı, bu parlak nimeti şükürle karşılayıp dört elle sarılmaktır. Daha çok demokrasi ve daha çok hürriyetle devamına çalışma mükellefiyeti bu vatanda yaşayan herkes için insanlık borcu olmalı. Zirâ, vesâyet ve istibdattan çok çektik, bu fırsatı kaçırmamalı; yeni istibdatların gelişine kaderî fetva zemini teşkil edecek bir lakaydlık ve tembelliğe düşmemeliyiz. Vesselâm, bugün dünden daha çok çalışmalıyız, haydi vazife başına!.. Millet hizmet, ecdâd liyâkat isbatı bekliyor...

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım