Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Yüz yıl sonra gelen bu fırsat kaçmamalı!

Yüz yıl sonra gelen bu fırsat kaçmamalı!

Hangi şartlar ve sebeplere istinad ederse etsin, kaskatı bir istibdadın hükümrân olduğu Abdulhamid devrinden kurtuluş müjdesi olan II. Meşrutiyet, Osmanlı milleti için büyük bir fırsattı. Her fırsat gibi, uzun bir sabır ve tahammülün mükâfatı olarak gelmiş, hürriyet ve demokrasinin aslî nimetlerini taşıyordu.
Millet ne bu fırsatı anlayabildi, ne de taşıdığı büyük nimetleri gördü. Takdir görmemiş her fırsat gibi kaçtı. Millet, içtimaî ve ferdî hayatının saâdeti olan o büyük nimetlerden yüz yıllık bir zaman için mahrumiyetle cezâ gördü.

Nimete selâm ve muhabbetle kucak açmak, gönderene teşekkür ve hürmettir; devamına sebep olur. Aksi, nimet sahibine karşı nankörlüktür, çoğu zaman gazabını harekete geçirip nimetsizlikle cezalandırılmaya sebep olur.

 

 

İkinci Meşrutiyet’in devrin şartlarında ne kadar büyük bir nimet olduğu millet tarafından anlaşılıp sahiplenilmeyince İttihad ve Terakki Cuntası devreye girip Sultan Abdulhamid’in “zayıf istibdadı”ına rahmet okutan dehşetli bir istibdadla milleti inim inim inletti. Fırsat kaçmış, hürriyet nimeti çekip gitmişti...

 

Cumhurîliği isminden ibaret Cumnhuriyet devrinin mîmarları ise derslerini İttihatçılardan devşirmiş, onların ikinci sınıf unsurlarıydılar. İster istemez hayranlıklarıyla yaşadıkları seleflerinin idâre tarzına yöneldiler: İstibdada... Daha zâlim, daha rezil, daha alçakça bir istibdada...

 

Seksen küsür yıldır çatlama ve kırılmalara rağmen saltanatını icra eden bu müstebid yapının eserleri ortada. 1950’ye kadar olan devir, yekpâre ve taşlaşmış bir istibdad devridir. Sistemin inşâ ve devamı bütünüyle zorbalığa emanet edilmiş, millet sistemin düşmanı ilân edilmiştir. Çünkü millet mürtecidir... Mürteci, az veya çok İslâmî bir hayat arzulayanların tamamı, sisteme göre. Yazık ki, memlekette herkes Müslüman, herkes mürtecidir. Onun için de düşmandır. Kısa bir devir için hükmün iki istisnası var: İnkılâbların tesisinde hazır kuvvet olarak kullanılan Aleviler ve gayr-i Müslimler. Hakimiyet tesisinden sonra bu iki unsur da istibdad ve zulme payanda olmalarının bedelini hayatları ile ve dehşetli zulüm görerek ödediler. Aleviler, Dersim’de Ankara’nın irâdesiyle dehşetli bir katliamla telef edildiler, gayr-i Müslimler de bu topraklara bir daha dönmemek üzere dehlendiler.

 

1908 Meşrutiyetinin üzerinden bir asır geçti... Fırsat bir daha kapıyı çalıyor. 12 Eylül referandumu asırlık bir zulüm ve istibdad devrini kapamaya aralanmış bir kapıdır. Millet ya, “Evet”le bu kapıdan girip hürriyet ve demokrasinin bütün nimetlerine doğru büyükçe bir adım atmış olacak, ya da “Hayır”la bu saâdet kapısını kapatacak, bu büyük fırsatı tepmiş olacaktır.

 

“Hayır”; fail-i Meçhul cinâyetler, darbeler ve kanûn kılıklı zulmün devamına rızâ ile fetva vermektir. Bedeli bir yüz yıla daha mal olabilecek bir körlüktür “Hayır”. Bu körlüğe asla düşmemesi gerekenlerin başında Kürtler var.. Çünkü Ankara’nın dağıttığı dehşetli zulmün büyük hissesi hep onlara düştü. Zulüm görmek, horlanmak, aşağılanmak onlar için lânet bir kadere dönüştü Cumhuriyet devrinde... Sonra sistemin ikinci büyük mağduru Müslümanlar... Elifba okuduğu için zindanlara atılanlar, sakalı kazınıp aşağılanan din adamları, başörtüsü sebebiyle hayatları karartılanlar, “Mürteci!” diye horlanan, düşman addedilen ve düşman muamelesi gören Müslümanlar...

 

Bu iki kitlenin “Hayır” demesi, dehşetli bir zulme dâvetiye çıkarmaktır. Akıllanmadığını, şuurlanmadığını itiraf ile bir asırda çektiği zulmün devamına fazlasıyla müstehak olduğunu ilân etmektir.

 

Ey Kürtler! Hiç mi aklınız yok, hiç mi düşünmüyorsunuz ki, “Hayır”la varlığınızı toptan reddetmiş ve sizi bir asırdır yok sayıp zulüm altında inleten bir rejimin devamına rızâ gösteriyorsunuz.

 

Ve ey Müslümanlar! Ey İslâm Cemaatleri!.. İslâmî hayatı tahribde târihin emsâlini kaydetmediği bu süfyanist yapının devamına “Hayır”la nasıl destek verecek ve Huzur-u İlâhî’ye nasıl çıkacaksınız?!

 

Yüz yıl sonra gelen bu fırsat kaçmamalı! Milletin ferâseti bu sefer gâlib gelecektir; zirâ zulmün cenderesinden geçti, dehşetli bir ders ve tâlimi var. “Hayır”la dehşetli bir hatâ yapmayacak, “Evet”le huzur ve saâdetinin kapılarını aralayacaktır.

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım