Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Cemaatler Simonlaşır mı?

Cemaatler Simonlaşır mı?

Son fitili bir polis memuru ateşledi: Hanefi Avcı.. Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. Bütün bakışlar aynı toz bulutuna kilitlenmiş, bütün dikkâtler orada toplanmış. Emniyet mensubunun kitabı yok satıyor. Eser, Avcı’ya mânen ne kazandırır veya ne kaybettirir, henüz meçhul. Mâlûm ve mutlak olan, kitabın yazarına da yayıncısına da büyük paralar kazandıracağı...
Okuma fırsatı bulamadığım bir kitaba dâir yorumlarda bulunmayacağım. Başkalarının yorumu üzerine yorum inşâ edilmez. Bu hâdiseyi uzun zamandan beri yazmayı düşündüğüm cemaatler meselesine küçük bir vesile yapmak istiyorum.

 

Cumhuriyet devrindeki cemaat mebzuliyetinin sebebi, devletin kaskatı ideolojik yapısı... Bütün düşünceleri zararlı, bütün inançları köhne ve bütün farklılıkları tehlikeli addeden ideolojik ve müstebid devletin şerrinden kurtulmak isteyenlerin arayışa geçmeleri, zarûretin tâ kendisi. İnançları horlanan, varlıkları tehlikeli addedilenlerin bu kahhar güç karşısında kenetlenmeleri kaçınılmazdır. Öyle de olur...

 

Anadolu’nun ücrâ köşelerinde çoğu Osmanlı ulemâ ve meşayihinden zâtların ferdî arayışları sonbaharda toprağa serpilen tohumlar gibi yeşerir, bir müddet sonra. Kimi, kardelenler misâli kışın zor şartlarında boy atar, Bediüzzaman gibi; kimi, filizlenmek için baharın yumuşak iklim ve sıcak ışıltısını bekler. Ama neticede Türkiye bir cemaatler fidanlığına inkılâb eder.

 

Çoğunun ilk zamanlarda devletle münâsebeti yoktur, münzevi, ürkek ve saklıdırlar. Başlarına gelebilecek en tehlikeli şey, devletin sert bakışlarına tesadüf etmektir. Uzak dururlar... Ama değişen şartlar ve birlikte yaşama mecburiyeti ikiliyi daha sık karşı karşıya getirir. Her karşılaşma iki taraf için de yıpratıcıdır, ama asıl zararı cemaatler görür. Zirâ, devlet bin türlü entrika ve tuzaklarla cemaatlerin safvetini kirletmeye, âhenklerini bozmaya çalışır. Bâzen de mukaddeslerini kullanır cemaatlerin. Cemaatleri, gerçekte hiç ehemmiyet vermediği, bayrak, vatan, namus, inanç, şehitlik ve benzeri mefhumlar ile iğfâl eder..

 

Öyle bir ân gelir ki, devlet zulmü altında Ankara zihniyetine hasım olarak boy atan cemaatler, bir müddet sonra bir çok meselede kendilerini hiç değişmemiş, hiç taviz vermemiş bu kaskatı ve kendilerinden olmayan düşman zihniyetin yanıbaşında ve ona parelel bir vaziyette görürler. Havuza su ile birlikte irin de akmaya başlamış ve su kirlenmiştir. Cemaatlerin büyük günahı, İlâhî olanın yerine Ankara’nın sâkim düşüncelerini koymakta beis görmemeleridir; Allah’ın ne dediğinden çok, zaman zaman Ankara’nın ne dediğine kulak kabartmalarıdır.

 

Cemaatleşme bir ihtiyaçtan doğar, ferdin kendisi gibi olanlarla dayanışma ihtiyacından. Sizin gibi düşünen, sizin gibi inanan ve sizin gibi yaşayanlarla birlikte olmak, öncelikle emniyet hissi verir, sonra huzur duyarsınız. Sizin gibi olmayanların cemaate dâhil olmaları veya sızmaları tesânüdü bozar ve cemaat dağılmazsa bile hız keser. Devlet, cemaatleri dağıtmak için bütün taktik ve silâhlarını kullanıyor. Doğrudan cemaat düşmanlığı olan irtica öcüsünün iş görmediği yerde bir alay ajan salıverilir cemaatlerin içine: İşi tahrib ve bozmak olan, fitne ve bozgunculukla yol alan, cemaatleri dağıtmak için uğraşan, kafataslarının içi boşaltılmış bir yığın mankurt sürüsü dolaşır cemaatlerin içinde.

 

Ve maalesef, “Kol kırılır yen içinde..” şümûlüne devletin ajanları da dâhildir, onlar da bu şemsiyenin altında korunurlar... Halbuki cemaatlerin sadâkati hak ve hakikate olmalı, kendinden sandığı muzır veya zayıf unsurlarına değil. Kendisinden sanıp devlet ajanının hukukunu korumak isteyenlerin birbirileriyle tutuştuğu kavgaların nice bölünmelere sebep olduğuna kaç sefer şahid oldum.

 

Avcı, Simon benzetmesinde belki haklı değildir, ama cemaatler bunu erken bir ikaz olarak görmeli ve Simonlaşmaktan korkmalıdırlar. Uhrevî necât, dünyevî muvaffakiyette değil, Allah’ın rızasını kazanmaktadır. Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir.

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım