Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Yalanlar bitti!.. Kürt Meselesi Çözülmeden Terör Bitmez!

Yalanlar bitti!.. Kürt Meselesi Çözülmeden Terör Bitmez!

Râkib, zayıf tarafını kollar; öldürücü darbeliri en zayıf tarafını arar... Ayaklarından tırmanmaya başlayan küçücük karıncalar yaralı noktanı bulur, oradan ısırmaya başlar. Ceylan sürüsünün otlağında pusuya yatan Aslan dehşetli gücüne rağmen hasta, yaşlı veya yavru gibi zayıf ve tecrübesiz olanları gözüne kestirir.
Terör, neticedir; sebeplerin bağrından fışkıran kirli bir kaynak... Türkiye’nin terör meselesinden önce Kürt Meselesi vardır. Türkiye, Kürt Meslesini demokratik, insanî ve İslâmi bir zeminde bütünüyle çözmediği müddetçe içimizi kan ağlatıp, iki büklüm diz çöktürten terörden kurtulamayız.

Bir asırdır yalan söyleyen hâkim bir zihniyet ve gücün yalan, yanlış ve haksızlıkta ısrar etmesinin doğurduğu bu netice ile mücâdelenin en kestirme yolu yalandan, yanlıştan, haksızlıktan vaz geçmektir.

 

 

Bin yılın İslâmiyet, târih ve vatan birliği potasında kaynaştırıp yekvücud ettiği Türk ve Kürtleri birbirine düşman hâline getiren Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki sâkimliktir. Kürtlerin kimliklerini, dillerini, âdetlerini reddedip cehâlet ve fakiriliğe mahkûm etmekle de iktifa etmeyip def-i hâcet sıklıkları içinde gelen darbe devirlerinde de başlarına vura vura düşman hale getiren devletin resmî ideoloji hezeyânı ile Kürt Meselesi çözülemez. Kürt Meselesi çözülmeden de terör çüzülemez. Kürt Meselesi’nin çözümünü önce terörün durması şartına bağlayanlar ya aldanıyorlar, ya da aldatıyorlar, yalan söylüyorlar.

 

Bugün dağlarda hiçbir vahşi hayvanın tahammül edemeyeceği şartlarda yaşayan PKK’lılar, gökten şeytanî bir kudret tarafından hayatımızı cehenneme çevirmek üzere indirilmediler. Başlarken bu kalabalıkta da değillerdi. Durduk yerde canları sıkıldığından keyif ve zevk kastıyla da o hayatı tercih etmiş değiller. Ne sıkıntıları vardı, ne dertleri vardı; demekle de dertsiz ve sıkıntısız olduklarını isbatlamış olmazsınız. Sadece Kürtleri değil, bir asırdır Türkleri de kandırıyorsunuz. Ankara’nın Türk ve Kürt’ten çok, bu memleketin hasımları ve onların bir avuç perestişkârlarına hizmet eden resmî politikalarının neticesi olan bu illetten kurtulmanın en kestirme yolu, bu iki kavmin kardeşçe yaşadığı bin yıla geri dönmek, oradaki bağları hayatlandırmaktır.

 

Herkes biliyor ki, bu kardeşliğin aslî unsuru İslâmiyet’tir. Ama Ankara’nın değil İslâmiyet’e, en basit tezâhürlerinden olan başörtüsüne bile tahammülü yok. Cumhuriyet bütünüyle İslâmiyet’e muhalefet ve düşmanlık üzerine kurulmuştur; aksini söylemek rezilce bir yalandır.. Orduevinin kapısından başörtüsü sebebiyle içeriye alınmayan anneye oğlunun cesedini, “şehid” diye teslim etmek, alçakça bir mürailik ve dehşetli bir zulümdür. Bu çapta bir iki yüzlülükle yol almanın imkânı yok.Türkiye’de devlet yalan istihsâl fabrikası gibi çalışıyor. Anadoludaki bin yıllık tarihimizi bile 19 Mayıs 1919’dan başlatacak kadar sefilce yalanlar söylüyor resmî zihniyet. Düne kadar Kürt kelimesini sadece, “Onlar dağ Türkleridir!” derken telâffuz edebilen bir zihniyetle bu dehşetengiz derdimize deva bulamayız.

 

Şurası muhakkak ki, Şeyh Said ve Dersim katliamlarının bir benzerini tekrarla Kürtleri bütünüyle imhâ etmenin bir yolu da yoktur artık, dünyanın şartları bu geçmiş zaman zulmünün tekrarına imkân bırakmıyor. Kaldı ki, o katliamlar netice verseydi aynı problem kırk elli yıl sonra daha gür boy atmazdı. Bu yanlışın başlangıç emârelerine İttihat ve Terakki’nin ırkçı arayışlarında rastlansa bile gerçekte Cumhuriyetle yaşıttır... Hak ve hakikatı daha fazla ketmetmenin, saklamanın imkânı yok...

 

Okurlarım, devletten kastımın sivil iktidarlar olmadığını bilirler. Devletlere vücud veren milletin varlığı, saâdet ve bekâ arzusudur. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti Devleti millete rağmen bir inşâdır; milletin bütün değerleri düşman addedilmiş ve millet iç tehlike olarak vasıflandırılmıştır. Milletin değerlerinin hayatî ve aslî unsuru dindir. Dini bütünüyle gericilik ve bedevî Arabların hezeyanı olarak gören bir zihniyetin varlığının devamını millete bağlaması düşünülemezdi. Onun için kendisine payandalar bulur. Devlet; Ordu, CHP, Yargı, Üniversite, Batıcı aydın ve bütünüyle bürokrasinin millete rağmen işbirliğinden müteşekkil bir inşâdır nazarımda. Hakikatin bu olduğu da seksen küsur senenin şahidliğiyle sâbittir.

 

Özal ile başlayan çözüm arayışları, şen’i bir el ve düşman bir güç tarafından önü kesilmek istenen “Demokratik Açılım” ile zirvesini buldu. AK Parti’yi bu vatanda yaşayacak olan gelecek nesiller bütünüyle alkışlayacak, rahmetle yâd edeceklerdir. Hiçbir netice elde edememiş olsalar bile bu samimî arayışın mükâfatı olarak gelecek nesillerin gönüllerinde hep iyi bir yerleri olacaktır, AK Partililerin.

 

Erdoğan, samimî, dürüst ve cesur bir insandır... Kabrin arkasında dehşetli bir hesap gününün herkes gibi kendisini de beklediğine inancı tam ve tereddütsüzdür. Onun için diğerlerine benzemiyor, onun için Erdoğan ve ekibi bu asırlık dertlerimizden kurtulmamız için iyi fırsattır...

 

Kulaklarını eski seslerin tamamına kapamalı, yalanlarının ruhunu zehirlemesine fırsat vermemelidir. Onların bütün çözümleri çözümsüzlük, bütün doğruları hakikatsız ve yalandır. Devlet, bir yalanın üzerine inşa edilmiştir, doğruları yok... Bu yolda muvaffak olmanın ilk şartı, Ankara’nın bütün telkinlerine sıkı sıkıya kapılarını kapatmaktır. Doğrular sizdedir... İslâmî kardeşlik doğrudur; bin yıllık târih ve vatan birliği doğrudur; Kürtlerin de hayvan değil, insan oldukları doğrudur; demokratik hak ve hürriyetler doğrudur... Kürtler’in düşman oldukları yalandır, Kürtlerin dağ Türkleri oldukları da yalandır...

 

Uzatmaya gerek yok: Hâkem Allah’dır... Mü’min, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de isteyen, kendisi için istemediğini Müslüman kardeşi için de istemeyendir. Bundan daha kucaklayıcı bir çözüm yok.

 

Yaşasın İslâmiyet!.. Yaşasın İslâm kârdeşliği... Yaşasın Türk ve Kürdün bin yıllık din, tarih ve vatan kardeşliği... Kahrolsun ırkçılığın her türlüsü... Kahrolsun bölücülüğün her türlüsü... Kahrolsun terör!..

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım