Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Türkiye Solu iflâh olur mu?

Türkiye Solu iflâh olur mu?

Başlıktaki soruya tereddütsüz, “Hayır!” demek, güç şüphesiz. Ama çok daha güç olanı, “Evet!” demek... Sol’un Türkiye’deki geçmişi, hükmü isbata kâfi gelir. Ancak maksadım, kronolojik bir çalışmanın rehberliğinde geçmişi geleceğin aynası yapmak değil.
Bahsi tahlile mecburuz... Dünyanın bütün ülkelerinde Sol’un alemi: Sosyalizm... Sosyalizm, büyüleyici kelimelerin vatanı: Hürriyet, eşitlik, adâlet gibi uğrunda nice hayatlar fedâ edilmiş mefhumlar yaşar bağrında. Sol ırkçılık yapmaz, Sol “ulusalcılık” da yapmaz; aksine dünyanın her yerinde faşizm ve kaba ırkçılığa düşmandır. “Devletçilik” ile ise başı hiç hoş değildir.

Nasıl olsun ki, komünizm ve anarşizmin bu öncü kuvvetinin asıl iddiası devletsiz, herkesin eşit ve hür, şahane serbest yaşadığı bir masal nizâmı kurmaktır...

 

 

Yukarıdaki târife uymayan hilkat garibesi Sol, sadece Anadolu topraklarında yaşar. Haklı sebepleri var şüphesiz... Daha doğrusu, mecburiyetleri var, çıkmazları var...

 

Aşağı yukarı Sol’un bir istilâ hareketi ile dünyanın fethine çıktığı yıllar, Anadolu’da da tüyler ürpertici bir hercümercin yaşandığı yıllardır. 1917 Bolşevik İhtilâli sonrasına rastlayan bu devir, Osmanlı’nın târih sahnesinden çekilmeye başladığı, Anadolu topraklarında işgal ve savaşın içiçe hükümrân olduğu yıllar. Sonrasında Cihân Devleti yıkılmış ve Osmanlı’yı yıkıp topraklarımızı işgal eden Batılı düşmanlarımızın telkinleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin inşâsına başlanmıştır...

 

Devletin varlığı ve şeklinin nasıl olması gerektiği hususunda Devlet-i Aliyye’nin düşmanları ile hemfikir olan yeni Ankara muktedirleri, toptan bir red ve inkâr dâvâsıyla işe koyulurlar. Osmanlı’yi hatırlatacak her şey merdut, her tedâî tehlikelidir; yok edilmeli. İnkılâb sağanağı bu ruh hâli içinde başlar...

 

Aynı devirde Anadolu topraklarına kök salmaya çalışan Sol ile yeni devletin kuvvetli müştereği: Osmanlı’nın can damarı, hattâ hasımlarına göre, bütünüyle Osmanlı demek olan dini, tehlikeli ve düşman addetmektir. Kelimeyi sert bulanlar, yumuşatabilirler: muhalefet, red, beğenmemek gibi...

 

Müşterek düşmanları sebebiyle biri diğerinin varlığına ihtiyaç duyan bu iki hasım gücün biraraya gelmesi, zarurete yakın bir ihtiyaçtır; tokalaşır, kucaklaşırlar... Devleti temsil eden CHP ile Sol’un izdivacı, bu mecburiyet altında ve gönülsüzce başlar. Zaman içinde birbirilerine alışmakla birlikte bu çarpık evliliğin nesli devam etmez. Daha doğrusu katır misali bir veledi netice verir: Ne beygir, ne de eşek olan, nesli devam etmeyen bir üçüncü cins...

 

Onun için Sol gibi görünen Türkiye Solu, hiçbir şekilde mesafe alamamış, iflâh olmamıştır. Onun için varlık sebebi ve mecburî vazifesi, milletle hasım resmî düşünce ve devlete payandalık yapmak olan CHP’nin kucağında boğulup kalmıştır...

Türkiye Solu’nun iflâh olması, yakasını bütünüyle CHP’den kurtarmasıyla kabil... CHP’nin iflâhı ise, Kılıçdaroğlu’nun bir entrika ile başa geçmesiyle değil, bugün bütünüyle mânâsızlaşmış, zarar vermekten başka bir şey ifâde etmeyen resmî ideolojiden yakasını sıyırıp kendisine farklı bir yol çizmesiyle mümkün olabilir. Cidden mümkün mü?.. Kolay değil!

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım