Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » HASAN CEMÂL! YERİN MİLLİYET DEĞİL, TARAF’TIR.

HASAN CEMÂL! YERİN MİLLİYET DEĞİL, TARAF’TIR.

Türkiye, yarıaçık devâsâ bir cezaevi... Yahut düşman muhasarası altındaki hisar. Düşman Haçlı ordularını devşiren Avrupa değil, bütün dünyâ. Millet korku ve telaş içinde, surlarda gedikler açtırmamak için müteyakkız olmaya mecbur. Müteyakkız olmak def‘i a’da için kifâyet etmez, hak ve hürriyetlerinden, refah ve saâdetinden de vaz geçmek zorunda . Yaşamak istiyorsa, yeri bu kapalı hisardır; zirâ dışarıda ölüm kol geziyor. Millet’in mükellefiyeti, hisarın bekçilerine itaat etmekten ibaret... Zirâ bir hisarın kalın surları arasında da olsa, hayatını onlara borçlu...

 

Bu şenî vaziyet hakikat değil, bir öcü masalı: Bütün bir milleti susta tutan asırlık bir yalan; habîs bir hezeyan, meş’um ve upuzun, asrı kucaklayan bir hipnoz seansı bu. Saâdetlerini milletin hak ve hürriyetlerini garatta gören, çoğu eli silâhlı muktedirlerin uydurduğu bu yalanın bekâsı için sahnelenen entrikalar, beşer târihinin birinci sıra zulümleri arasında yer almaya şâyeste. Devletin bütün hâkim unsurlarıyla seksenbeş seneden beri milleti susta tutmak için mürâât ettiği istibdad, Ortaçağ müstebidlerine rahmet okutur cinsten. Türkiye, yetmiş milyon insanın değil, yetmiş milyon hayvanın yaşadığı bir ülke. Mümeyyiz vasfı konuşmak olan insanı susmaya mahkûm edip dilsizleştirirseniz, kendiliğinden hayvanlığa inkılâb eder. Evet, yetmiş milyonluk zavallı bir sürüyüz...

 

Büsbütün haksızlık yapmış olmayalım, her hükmün istisnâları olur, bu hükmün de var... Cumhuriyet devri, sadece susturulmuşların, sindirilmişlerin, hayvanlaştırılmışların hikâyelerini kaydetmez; konuştukları için öldürülenlerin, enselerinden kurşunlananların, darağaçlarında can verenlerin, zindanlarda ömrü tükenenlerin hikâyeleri de kanatlanır satır aralarında...

 

İnsanca yaşamayı bu millete fazla görenlerin estirdiği devlet terörü, tertipleyicilerinin sonunu hazırlamak üzere. Sırtına devlet urbası geçirenlerin millete tahakküm ve zulümleri, bir avuç serdengeçtinin karşı duruşu ve kahramanca müdâfaalarıyla inkıraza yüz tutmuş vaziyette. Aramız da başı dik ve tunçtan heykeller gibi dolaşan bu fedâîlerin kahramanlığını takdire kalemim kifâyet etmez, acz içindeyim. Şu kadarını beşar tarihinin alnına bir serlevha olarak nakşetmek isterim ki, nazarımda Ahmed Altan ve ekibi, Plevne kahramanı Osman’dan daha kahramandırlar.

 

Düşman kuşatması altında olduğumuz korkusunu seksen küsur yıl memleket sathına yayarak saltanatlarını sürdürenlerin başkumandanına bu kahramanlardan birinin vurduğu şamar, bir ceberrut devrinin sonunu ilân etmiştir. Ahmed Altan isimli bu serdengeçtinin sesi, hergeçen gün memleket âfâkını okyânusların büyük dalgaları gibi dövüp duruyor:

 

“Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?

Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?

Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?

Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.

Bunlar bizi korkutmaya yetmez.

Ha, sanmayın ki bu ülkede “derin devlet” dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.

Sadece umurumuzda değil.

Bunu anlayabiliyor musunuz?

Bazı insanların, ülkeleri özgür ve mutlu olsun diye her şeyi göze alabileceğini kavrayabiliyor musunuz?” (1)

 

Taraf Gazetesi’nin çatısı altında biraraya gelmiş bu bir avuç korkusuz insanın mücâdelesi yetmiş milyon ve evlatlarının saâdetini müjdeliyor. Yetmiş milyona düşen, bu serdengeçtilere sâhib çıkmaktır. Zor günler geçiren Taraf’a sâhib çıkmanın en zararsız, en tehlike arzetmeyen şekli, hergün fırından ekmek alır gibi, bayiden bir “Taraf” almaktır. Bu vesileyle okuyucularımdan ricâ ediyorum, hergün bir Taraf mutlaka alınız. Elinizdeki kuruşlar son ekmek paranız olsa bile ekmek değil, Taraf alınız... Zirâ ekmeksiz yaşanır, ama hürriyetsiz yaşanmaz. Taraf, hürriyetimize açılmış muhteşem bir kapıdır, kapanmasına göz yummayınız. Göz yummayınız ki, korkularımızı kahramanlıklarıyla paçavraya çeviren bu bir avuç kahramanın soluğu kesilmesin, sesleri kısılmasın... Taraf almak, sadece okuyucularım için değil, bütün müslümanlar için de bir vecibedir. O müslümanlar ki, âhiret inancına sâhib oldukları hâlde, âhirete tam kanaat getiremeyen, dünyâ hayatının da âhirine yaklaşmış altmışlık Ahmed Altan, ya da cins-i lâtif Yasemin Çongar kadar korkusuz olamıyorlar. Veyl o îmâna ki, “kavga meydanıma tek hayatlılar çıkmasın” diyen Bediuzzaman’ın îmânıyla aynı ismi taşıyor..

 

Hasan Cemâl’i bir yazımda, “Zola’yı gölgede bırakan adam!” diye selâmlamış, “Bu memlekette doğruları haykırmak, Zola’yı bine katlamaktır. Hasan Cemâl, Zola’nın papucunu yalnız başına dama atmıştır. Varol Cemâl, nûr ol!..”(2) diye alkışlamıştım. Son yazısında Taraf’a sâhib çıkarak hüsn-ü zannımı bir daha tevsik ettiği için bahtiyârım. Cemâl, hakperest yazısını şu satırlarla tuğralıyor:

 

“Bu gibi ayıpları bıkmadan usanmadan sergilediği, haberleştirdiği, en çarpıcı biçimde vitrinlediği ve ayıpların köklerine inerek yorumladığı, bu konuda yürekli ve samimi olduğu için, lafı hiç dolandırmadan söylediği için seviyorum Taraf gazetesini.

Taraf'ın bugün yaptığını yapabilmek kolay değil. Herkesin kabul edebileceği klişelerle, çok genel doğrularla gazetecilik yapmıyor Taraf çünkü. Eli sürekli arı kovanının içinde... Demokrasinin, hukuk devletinin, insan hakları ve özgürlükler düzeninin dikenli alanlarında, düzene en aykırı görüşleri de savunarak, korkmadan başı dik dolaştığı için önemsiyorum Taraf'ı.

Ve inanıyorum, Türkiye ayıplarından günün birinde kurtulacak ve bunda Taraf'ın katkısı da unutulmayacak.

Zor günler yaşayan Taraf çalışanlarını kutluyorum, gazetelerinin birinci yıldönümünde...” (3)

 

Hasan Cemâl, hakperest ve kahraman bir insan. Bu cesur insanın nazarımda yeri Milliyet değil, Taraf’tır.

Hasan Cemâl! Samimiyetine inanırım, son yazın da bunun muhkem bir delili. Bilirim ki paraya ihtiyacın yok, bu saatten sonra bütün akarın kesilse bile mevcud olan hayatının idamesine kâfi gelir. Şöhret budalası da değilsin, mürâilikten de uzaksın... Sormak zorundayım: Neden Taraf’ın bir avuç kahramanına Taraf çatısı altında destek vermiyorsun? Emin ol ki, böylesi bir tavır, bütün bir milleti sana medyun-u şükrân edecektir. Ve Taraf’ın bütün hasenatına ortak olacaksın. Hadi davran be büyük insan! Yerin Milliyet değil, Taraf’tır.

 

 

(1) http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=6

 

(2) http://www.hyilmaz.net/Sayfala.asp?nereye=YAZIOKU&ID=477

 

(3)http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1019599&AuthorID=63&Date=23.11.2008&b=Turkiyede%20ayiplardan%20kurtulmak%20icin%20Taraf%20gazetesi...&a=Hasan%20Cemal&ver=75

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım