Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » ANAYASA MAHKEMESİ REJİMİ FESHETMİŞTİR!

ANAYASA MAHKEMESİ REJİMİ FESHETMİŞTİR!

Bir müslüman için Türkiye’de yaşama zarureti, acıya, ızdıraba mahkûmiyet demek... İnançlarını yaşamak, mukaddeslerine hürmetle riâyet etmek, dünyânın her yerinde insan hak ve hürriyetlerinin besmelesi iken, sözde demokrasi ile idâre edilen memleketimde: cinâyetlerin büyüğü... Devlet mekanizmasınca câni sayılmamanız, inançlarınızı terketmenizle kabil. İnançlarınızı terketmek, bir nevî hayvanlaşmak... Bir nevî değil, düpedüz hayvanlaşmak...

 

Hayvanlaşmak istemeyen mü’min, direnmek mecburiyetinde... Direnmenin bedeli ağır: Eğitimle kazanılan muasır irfândan mahrûm kalmayı göze alacaksınız, meslek sahibi olmamayı sineye çekeceksiniz, mesleksizlik sebebiyle düzgün bir işin sahibi olmamaya rıza göstereceksiniz... Bir da başı örtülü bir mü’mine iseniz, bâzı çevrelerce cüzamlı muamelesi görerek aşağılanmaya, tahkir edilmeye de hazır olacaksınız...

 

AYM’nin başörtüsü yasağı ile alâkalı “gerekçeli” kararı, müslümanların bu memlekette yaşama hakkına son vermiştir... Bu memlekette huzur içindeki müslümanlar: Ölü olanlar; yaşayanlar ızdırab içinde... Izdırab ve yeis içinde... Zirâ demokratik yolda hak arayışlarının önü çelikten bir blokla kapatılmıştır... AYM meclisin elindeki kânun yapma hakkını selbetmiş, milletin rejime olan inançlarını yıkmış, derin bir ümitsizliğe sebeb olmuştur. İnançlarıyla yaşamak isteyenler, çâreyi meclis çatısı altında değil, başka yerlerde, başka mekanizmalarda aramaya mecbur bırakılmışlardır. Müslümanlar için yol ikidir: Ya inançlarını terkedecekler, yahut rejimi soluksuz bırakanların pençelerini gırtlaklarından söküp atmak için daha çok çalışacak, daha çok direneceklerdir... Zayıflar için daha ehven bir yol ise, doğup büyüdükleri toprakları gözyaşları içinde terkedip, büyük mürâi Demirel’in tavsiyesine uyup Arabistan ve İran’a sığınmaktır.

 

Türkiye’de eskiden de “Hâkimiyet milletin” değildi, hiçbir zaman da olmadı... Ama hiç değilse, bu parlak ifâde bir ümitti... Anayasa Mahkemesi, bu ümidi de milletin sinesinden söküp aldı. Meclis’in alnında büyük harflerle çakılı duran ifade, artık elem verici bir küfür gibi duruyor. Meclis başkanına tavsiyem, o büyük harfleri oradan söküp almasıdır, ikide bir gözleri ilişip hakaret acısıyla kıvranmamak için elzemdir bu... Ya da asilce bir nutkun ardından önce kendisi istifa etmeli, diğerlerine de nümune-i imtisâl olmalıdır...

 

Zavallıca bir hâkimiyet temsili oyununu oynamaya devam etmektense, milletin sinesine sığınıp hıçkırıklarını dindirmek çok daha insani, çok daha dürüstçedir. Anayasa Mahkemesi’nin hukuk ve haysiyetini payimal ettiği Meclis ve vekillerine düşen, bu alçaltıcı durumdan kurtulmak için mücadele vermektir... Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etmek, milletin haysiyetine fiil-i şenide bulunmaktır; milleti iğfal etmek, milleti kandırmaktır. Sebeb-i vücudu olan “yasama” hakkı elinden alınan meclise düşen, millete dürüst davranmak, içine düşürüldüğü zavallılığı bütün çıplaklığıyla millete anlatıp yardım istemektir.

 

Bir milletin en hayatî hukuku olan din ve inanç hürriyetini, dinî hayattan nasibsiz, dinle dost olmayan bir kaç yargıcın hukuksuz insafına terkedip seyirci kalmak, Meclis’i büsbütün yerin dibine batırır. Bahçeli haklı: Meclis, yapabileceklerinin tamamını cesurce ve zaman kaybetmeden yapmaya mecburdur. Aksi takdirde millet kendi hukukuna sahip çıkmasını bilir ve bilecektir... AYM hukuksuzluğa meşruiyet beratı verdiğinde bu beratin millet tarafından da istimal edileceğini hesaba katmaya mecburdu... Demek ki bunu göze aldılar... O zaman AYM mi yaman, millet mi? Göreceğiz...

 

AK Parti’ye gelince... Bu ekibi zaman geçtikteçe tanımakta iyice zorlanıyorum... Doğrudan hedefe yürümeyi beceremedikleri gibi, tâli yolları da kullanmayı bilmiyorlar... Dolayısıyla milletin necatı olan AB hedefine yürümekte gösterdikleri isteksizliğin kendi geleceklerini de kararttığını ya görmüyorlar, ya da görmek istemiyorlar. Halbuki bu yolda kararlı yürüselerdi, derin devlet ve gizli-aleni uzantılarının baskısı altında bu kadar ezilmeyecek, bu kadar yorulmayacaklardı. AYM’nin fütursuzluğunu besleyen asıl âmil AB hedefinin zaafa uğramış olmasıdır...

 

AK Parti, yaşamak istiyor ve milleti de yaşatmak istiyorsa, bütün imkânlarını AB için seferber etmelidir. Milletin hakkettiği gerçek hürriyet ve demokrasiye ancak bu şemsiyenin altında ulaşabiliriz. Aksi takdirde bizbize kalırız ve seksenbeş yılın hâkim ve mütecaviz güçlerine ırzımızı teslim etmeye mecbur oluruz. Derin devlet ve unsurlarından kurtulmanın en kestirme yolu, samimiyetle AB hedefine kilitlenmek ve zaman kaybetmemektir.

 

Hülâsa, Türkiye’de yol tükenmiş, rejim yıkılmıştır... AYM’nin kararı Meclis’in değil, rejimin fesih ilâmıdır... Millet ya bu hukuksuzluğu sineye çekecek, yahut red ile hukukuna sahib çıkacaktır...

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım