Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Mehmed Bâki Kardeşim

Mehmed Bâki Kardeşim

Fakîre tevcih ettiğiniz suallere esâslı ve muknî cevaplar vermek isterdim. Ne var ki, bu kadarı için benim açımdan, ne zaman ne de zemin müsait. Kaldı ki, makale ve kitaplarımda bu hayatî suallere cevab olacak kâfi miktarda tavzihat var. Buna rağmen, aşağıdaki hulâsa ile teveccühünüze, kücücük de olsa, bir mukabelede bulunmak isterim.
Demokrasiye, ictimâî hayatı idarede karşılaşılan güçlüklere beşerin müşterek aklının verdiği cevapların muhassalası, diye bakıyorum. Şüphesiz semâvî dinlerden de faydalanmış olmakla birlikte, daha çok müşterek aklın asırlar içinde bulduğu cevaplardan müteşekkildir.

Bir çok noktadan Şer’i Şerif’e mukâreneti vardır, inkişaf ettikçe de ona yaklaşacaktır. Zirâ aklın arayışları kemâl buldukça, İnsaniyet-i Kübrâ olan İslâmiyet’e yaklaşacak, en nihâyetinde onu bulacaktır.

 

 

Hulefâ-i Râşidin devrinin o günün şartlarında bugünün demokrasisinin hayli önünde olduğu târihî bir hakikattır. Fakîr’in bu hususta kaleme aldığı “İttihad-ı İslâm ve Hilâfet” adlı mütevazi eser yol gösterici olabilir.

 

Fakîr’in kalemine sıkça mevzu ettiği demokrasi, inkişafla İslâmiyet’e inkılâb edeceğini ümid ettiği hakîkî demokrasidir. Nüvesi, Râşid Halifiler devridir.

 

Hürriyet bahsinde sözü Üstad’a bırakarak müeddeb davranmak isterim. Zirâ daha güzelini söyleyebilecek tâkatim yok. İşte:

 

“Sual: "Hürriyeti bize çok fena tefsir etmişler. Hatta, adeta, ’Hürriyette, insan her ne sefahet ve rezalet işlerse, başkasına zarar vermemek şartıyla birşey denilmez’ diye bize anlatmışlar. Acaba böyle midir?" Cevap: Öyleler hürriyeti değil, helki sefahet ve rezaletlerini îlan ediyorlar ve çocukbahanesi gibi hezeyan ediyorlar. Zîra, nazenin hürriyet, adah-ı şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lazımdır. Yoksa, sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir; belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs-i emmareye esir olmaktır. Hürriyet, umum efradın zerrat-ı hürriyatının muhassalıdır. Hürriyetin şe’ni odur ki; ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın. Fakat, ey göçerler! Sizde olan yarı hürriyettir, diğer yarısı da başkasının hürriyetini bozmamaktır. Hem de kùt-u layemut ve vahşet ile alûde olan hürriyet, sizin dağ komşularınız olan hayvanlarda da bulunuyor. Vakıa, şu bîçare vahşî hayvanların bir lezzeti ve tesellîsi varsa, o da hürriyetleridir. Lakin, güneş gibi parlak, rûhun maşukası ve cevher-i insaniyetin küfvü o hürriyettir ki; saadet-saray-ı medeniyette oturmuş ve marifet ve fazîlet ve İslamiyet terbiyesiyle ve hulleleriyle mütezeyyine olan hürriyettir. Sual: "Nasıl, hürriyet îmanın hassasıdır?" Cevap: Zîra, rabıta-i îman ile Sultan-ı Kainata hizmetkar olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye o adamın izzet ve şehamet-i îmaniyesi bırakmadığı gibi, başkasının hürriyet ve hukùkuna tecavüz etmeyi dahi, şefkat-i îmaniyesi bırakmaz. Evet, bir padişahın doğru bir hizmetkarı, bir çobanın tahakkümüne tezellül etmez. Bir bîçareye tahakküme dahi, o hizmetkar tenezzül etmez. Demek, îman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte, Asr-ı Saadet...” (*)

 

Son iki sualinizin cevabı târihî bir tetebbuâd gerektirir... Millet olarak bu mefhumlara meylimiz, başkasının elindekine duyduğumuz iştihadan değil, meylettiklerimizin güzelliğindendir...

 

Demokrasi ve hürriyet arayışlarının kökleşmemiş olmasına gelince, Osmanlı devri ile Cumhuriyet devrini belki başka zaman ayrı ayrı cevaplamak gerekir. Ancak şu kadarını söylemeliyim ki, zayıf bir istibdada inkılâb etmiş çöküş devrini görmezlikten gelirseniz Osmanlı idâresi, her şeye rağmen demokrasi unsurları itibariyle devrinin yüz akıdır.

 

Cumhuriyet’e gelince... Hürriyet ve demokrasi milletin tercihidir... Halbuki rejim milletin tercihlerini inkâr ve red üzerine kurulmuş, bu durumda ister istemez devlet müstebidleşiyor. Bu elim vaziyetten kurtuluşumuz, devletin milletin değerleri karşısında diz çökmesiyle mümkün, ya da milletin bütün değerlerinden vazgeçmesiyle. İkinci şık muhal olduğuna göre, devlet birgün diz çöküp milletten özür dileyecektir. Emin olunuz...

 

Sevgilerimle...

 

 

(*)http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=TarihceiHayat&Page=72

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Etikete göre ilişkili ögeler

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım