Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » DUR DE! DUR DE! DARBELERE DUR DE!

DUR DE! DUR DE! DARBELERE DUR DE!

Yanımda kadim dostum Abdurrahman Iraz, İstiklâl Caddesi’ni dolduran mâşerî kalabalığın korosuna hançeremizi yırtarcasına iştirak ediyoruz:

 

“Dur de! Dur de! Darbelere dur de!”

 

Tuhaf bir kalabalık, en kesif yerinden alınmış bir Türkiye kesiti, usâre bir fotoğraf... Sırtı ve omuzları açık bir genç kızın ıslak gözleri, aynı yaşlarda tepeden tırnağa bir tesettürlü kızın gözlerine kilitlenmiş, karşılıklı ellerini şaklatarak avaz avaza aynı marşı söylüyorlar:

 

“Cuntaya hayır, demokrasiye evet!..”

 

Az ileride uzun saçlarını at kuyruğu yapmış küpeli bir genç, ak sakallı bir dede ile omuz omuza haykırıyor:

 

“Darbelere karşı omuz omuza!..”

 

Tanıdık simâlarla karşılaşıyoruz. Cemiyetin her sınıfından insanların ses ve kalb atışları birbirine karışıyor. Eski komünistler, yeni sosyalistler, liberaller, her renkten muhafazakâr insanlar omuz omuza aynı reddiyeleri haykırıyor:

 

“Dur de! Dur de! Darbelere dur de!”

 

Bir ara kalabalığın âdedini merak edip teşkilatçı arkadaşıma tahminini soruyorum... İleriye geriye bir kaç bakış attıktan sonra,

 

“Yirmibinden aşağı değil...” diyor...

 

Heyecanlanıyorum, kalbim göğüs kafesimi zorluyor, gözlerimin buğulanmasına mâni olamıyorum, bir hıçkırık gırtlağıma düğümleniyor, Menderes ve arkadaşlarına sesimi duyurmak kastıyla bağırmaya devam ediyorum:

 

“Ne yargı, ne asker, en büyük millet!”

 

21 Haziran 2008 Türk milletinin târihinde bir dönüm noktasıdır... Ceberrutî bir rejimin, bir milyona yakın bir silâhlı gücü iğfal edip namlunun ucu ile milletin hukukunu pâyimâl eden müstebid bir sistemin asırlık hayatı inkıraz buluyor. İstiklâl Caddesi’nde ölüm çanlarını çaldık bir kere, yarı ölü bile olsa, hayatına râzı değiliz, millet bu defni maalmemnuniye gerçekleştirecektir.

 

Mefhumların asırlık maskeli balosu bitti... “Demokrasi” “istibdad”ın maskesi olmayacak, “hürriyet”in arkasında “esâret” saklanmayacak, “adâlet” cübbesi zâlimin sırtında durmayacak artık... “Hukuk” diye, hayatımızı zindanlarda söndüremeyecekler, “eşitlik” zırvasıyla açlığa mahkûm edemeyecekler, “keyifleri”nin başına geçirdikleri “kanûn” külâhıyla susturamayacaklar, susmayacağız artık. Susmayacağımızı gördüler...

 

Komutan kılıklı darbeci hergelelerin emirleri ordunun tabanında makes bulmayacak, bu milletin kahraman evlatları bir kaç tane hain maceraperestin emirlerine riayet edilmeyeceğini öğrendi. Meclisi basmak, televizyonları susturmak için tek bir neferi harekete geçiremezler. Genç bir anne gözyaşları içinde yanında hiç tanımadığı bir başka kadına şunları söylüyordu, bir slogan faslının ardından:

 

“Oğlumu askere gönderirken dedim ki, ‘Bak oğlum, vatan müdafaasında bir avuç toprak için şehid düşmez de gelirsen hakkımı helâl etmem, şehid anası olmak isterim... Ama şayet birgün yeni bir darbe için üstlerinden bir emir gelecek olursa, emre uyarsan hakkım sana haramdır, âhirette de iki elim yakanda olacak... Böylesi bir durumda, silâhını sana emri verenin eline tutuştur, üniformanı sırtından sıyırıp bir kenera koy ve yere otur, emre ititat etme, çünkü bu itiat edilecek emir değildir... En az bir avuç toprak parçasını korurken akıttığın kan kadar azizdir bu durumda akacaksa kanın, sen şehid olursun, ben şehid anası...’”

 

Ana kimsin? Nereden öğrendin bunları, diyemeden bahar şenliğinin mûsikîsi ve hareketin dev bir dalgasıylale onlardan koptum... Kahraman bir millet, bir asır sonra hukukuna sahib çıkmaya karar vermiş hep bir ağızdan haykırıyor. Gözlerim az önceki anneyi ararken kulaklarımda Abdurrahman Iraz’ın gür sesi patlayıp duruyor. İştirak ediyorum, etmeyen nâmerttir:

 

“Dur de! Dur de! Darbelere dur de!”

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım