Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » SİNE-İ MİLLETE DÖNEREK MECLİS VE MİLLETİN HAYSİYETİNİ KURTARINIZ.

SİNE-İ MİLLETE DÖNEREK MECLİS VE MİLLETİN HAYSİYETİNİ KURTARINIZ.

“İzm’ler, idrârkimize giydirilen deli gömlekleridir.” der, Meriç. Kemâlizm, üstüne örtüldüğü şuuru felce uğratan bir şal, iflah etmeyen bir zehr-i katil. Cumhuriyet târihi, bir milletin şuurunun bir izme iğdiş ettirldiği, kurban verildiği emsâlsiz bir trajedinin târihidir. Yeryüzünde sığınacak bir avuç kara parçası bulmaması iktizâ eden bu vebâ, kuvvetin hamîliğinde Anadolu sathını vatan edinir.Cihânşümûl bir devlet ve medeniyetin mirasçıları bu izmin çanağında düşünce dilencisi durumuna düşürülür. Koca bir milletin karîhası sığ, tezâdlarla dolu bir izmin çelik korsesine hapsedilir. Bu deli suyunu ilk içenlerin bekçiliğinde, delirme zulmü bütün millete teşmil edilmek ve ebedileştirilmek murad edilir. CHP, Ordu, Üniversite, Yargı, Bürokrasi ve Cumhuriyet aydınının biricik vazifesi, bedeli ne olursa olsun, bu izmi ebedmüddet kılmaktır.

Bu bekçiliğin mükâfatı şahane bir dünyevî saâdettir. Milletin seksen küsur yıldan beri devam eden açlık ve sefâlet imtihanı, bu mankurtların semtine asla uğramaz. Her zaman beşyıldız mesabesindeki ordu evleri, devlet dinlenme ve eğitim tesisleri milletten garat edilenlerle devletlilerin zevk–ü safâsına hizmet için âmâdedir.

 

 

 

AYM’nin başörtüsünü iptal kararı, Lâikçi Kemâlizm’in şuurlarını felce uğrattığı bir avuç idealistin 411 milletvekilinin iradesiyle temsil edilen millet iradesine tecavüzleridir. Ordunun darbesinden çok daha kahredici, çok daha küçük düşürücü bu tertibin milletin gönlünde meydana getirdiği yara, lâikçi düşüncenin sonunu hazırlayacaktır. Meclise düşen, ya rejimin bu kabulü imkânsız bütün kamburlarından kurtulmak için kolları sıvayıp sistemi kökten değiştirerek referanduma götürmesi, yahut bir an bile beklemeksizin sine-i millete dönmesi olacaktır. Aksi takdirde hiç bir tasarruf ve icraati meşru olmayacak, ciddiye alınmayacak ve ağır bir zilleti millete revâ görenler karşısında sustuğu için millet tarafından cezalandırılacaktır. Bu iki adımdan birini, yahut daha haysiyetlisini atmadığı müddetçe, acze düşürülmüş Millet Meclisini cihân devleti kurmuş kahraman milletimin bir ferdi olarak reddediyorum... Bu dakikadan itibaren meclisin tek mükellefiyeti, milletin haysiyetini kurtarmaktır. Açlığa râzıyız, ama bu haysiyet kırıcı hürriyetsizliğe, istibdada asla razı değiliz, olmayacağız...

 

Bu çirkin şartları değiştirmek için bütün varlığımızı ortaya koyacak, milletin gücüyle bu müstebid inşânın küllerini mutlaka savuracağız. Hiç bir hayat ve dünyevî hiç bir saâdetin bedeli hürriyetsizlik olamaz. Bu haysiyet kırıcı şartlarda yaşamaktansa ölmeyi bin kere tercih edenlerdenim. Din ve vicdan hürriyetine yönelmiş bu teşebbüs, milletin meşru, ama ağır mukabelesiyle cevaplandırılacaktır. Milletin terakki ve saâdetine mal olan bu asırlık müstebid ve hantal yapıdan kurtulmak için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı, olamaz...

 

AK Parti, kapatılması yüzde bin katiyetinde olan dâvânın neticesini, tevekkülle ifadesi mümkün olmayan bir acziyet ve şaşkınlık içinde beklemekten vaz geçmelidir. Kapatılmayı beklemek, millet nezdindeki itibarını zayıflatacak, sandıktaki gücünü kıracaktır. Hamiyet dâvâsında samimi olduğunu, milletin yanında yer alarak ispatlamalı, ayağa gelmiş bu altın fırsatı kaçırmamalıdır. Kahramanların neslinin tükenmediğine AK Partililer şehadet etmeli...

 

Gerçi hemşehrisi olmakla müftehir olduğum Husrev Kutlu’nun kahramanlığı yalnız başına bu isbata kâfidir, ama neden bu büyük kahraman târihin bu sahnesinde yalnız kalsın?.. Bu vesileyle Kutlu’yu zerraat-ı vücudumla tebrik ve taziz ediyor, haysiyetli tavrıyla milletin gönlünde taht kurduğunu ifade etmek istiyorum. Evet, Husrev Kutlu, seyyiat defterleri zulümlerin en şenileriyle dolu, başbakanlar ve bakanları zulmen asmış, darbe yapabilmek için milletin evlatlarının kendi kanlarında boğularak can vermelerine seyirci kalmış, seyirci ne kelime bizzatihi kan akıtmış millete hasım bir cephenin tehditleri karşısında hayatı hâkir görmekle Sokrat’ı sollamıştır. Kutlu haklı, behemehal bir gün son bulacak bu fânî ve kısacık hayat uğruna zilleti sineye çekmek alçaklıktır, insan haysiyet ve şerefiyle uzaktan yakından ilgisi yok.

 

Haşim Kılıç Beyefendi, kararın yazılı gerekçesi açıklanmadan yorum ve telkinlerde bulunulmamasını tavsiye ediyor. Ne o sayın başkan, yoksa yazılı gerekçenizin mutlak bir hakikat sübûtunda olduğu için milletin selâm duracağını mı bekliyorsunuz? Binbeşyüz yıllık semavî bir inancın reddi üzerine kurulmuş bir kararın gerekçesi, aklın bütün serhadlerini yıkmış, bütün ölçülerini tahrib etmiş olmalı. Kastınız, şimdiden söyleyeceklerimizin gerekçe karşısında az kalacağını ima etmekse, haklı olabilirsiniz. Zirâ deliliğin de mertebeleri vardır...

Son değişiklik Çarşamba, 08 Haziran 2011 13:47
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım