Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » YAŞAYAN 100 ENTELEKTÜEL, BEDİUZZAMAN SAİD-İ NURSÎ VE FETHULLAH GÜLEN...

YAŞAYAN 100 ENTELEKTÜEL, BEDİUZZAMAN SAİD-İ NURSÎ VE FETHULLAH GÜLEN...

Bediuzzaman Said-i Nursî... Osmanlı’nın âhir ömründe yaşadığı ve târihe “93 Harbi” diye geçen Osmanlı- Rus Savaşı’nın Devlet-i Âliye’ye ecel terleri döktürdüğü yıl hayata gözlerini açar: 1878... Zifirî bir karanlığı andıran ınkırazımızı aydınlatacak fecir aydınlığıdır, bu tevellüd; güneşi müjdeleyen ilk aydınlık...

Bediuzzaman’ın hayat hikâyesini veya ummanları andıran düşünce dünyasını ifâde için gerekli hiç bir imkâna sahib değilim: Yıllaristiyen büyük bir sabır, bin dörtyüz yılın ilim ve irfân birikimini ihâta eden geniş bir bilgi, bu bilgileri Risâle-i Nur ile telif ve tasnif edecek muhteşem bir zekâ ve muhakeme kabiliyeti ile Meriç’in tabiriyle ,“Türk insanının uyuşmuş şuuruna alevden bir mızrak gibi saplanacak” yakıcı bir üslûb...

Bu unsurlardan daha azıyla bu ummana açılmak imkânsız; aksi, cür’eti aşan bir hâl, zararsız da olsa, bir nevi cinnet...Bir makalenin imkânları ise bu kadarına zâten müsait değil, ister istemez hülâsaya sığınacağım:

 

Eski Sâid bir cengâverdir, gözünü daldan budaktan sakınmayan, soluğu savaş meydanlarını tutuşturan bir kavga adamı; cür’et ve cesâretiyle efsâne kahramanlarına parmak ısırttıran bir serdengeçti. Tarihçe-i hayatı aksi için tek misâl kaydetmiyor. Mutlak olan, ömrünün bu safhasında inandıklarını intac için hayatı hakir gördüğüdür.

Eski Said, haklı bütün tenkidata rağmen, meşruiyetini İslâmiyette arayan bir medeniyetin inkıraz bulmaması için çırpınır. Maksadı, Osmanlı’yı ebed müddet kılacak ıslâhatalara hız kazandırmak ve vücud vermektir. Ne var ki târihin seyrini değiştirmeye muvaffak olamaz. Osmanlı, hazîn ve elîm bir vedâ ile târih sahnesinden çekiliverir.

Cumhuriyet devri ile birlikte Üstâd, sahneye Yeni Said olarak Çıkar; Eski Said’i Osmanlı ile birlikte defnetmiştir. Bu istihâlenin sebebi doğrudan Nebi Aleyhiselatüvesselam’ın binüçyüz yıl öncesinden kulağına fısıldadığı büyük sır ve hakikat dersidir: “Ahir zamanda gelecek o tahribkâr adamın zamanına yetişirsen, iman hizmetine yönel. Zirâ siyaset ile onunla başa çıkılamaz...” mealindeki rivâyetlerden menşur bu ders, Bediuzzaman’da derin bir uçurumun başında uyanan yolcunun ruh hâlini medana getirir.

1923 sensinde bu hakikat dersinin tecellisiyle burun buruna gelince, Eski Said’i defnetmesi vaktinin geldiğinin de idrâkıyla Ankara’dan ayrılıp o çok sevdiği diyarlara, çocukluğunun hür ve sarp coğrafyasına döner. Ama daha bu ilk karşılaşmada bile ciddi bir kurban vermiştir: Biraderzâdesi Abdurrahman... Üstâd’ın hayatında beşer olarak o kadar muazzam bir yere sahip, Üstâd’ıngönül tellerini ihtizaza getirmiş bu kahraman insan, Amca’sının Yeni Said’e inkılab etmek üzere çıktığı Şark seferine iştirak etmeyip yalnız bırakır.

Türkiye’de yeni devrin kopardığı fırtınaların inkılâb sağanağı karşısında Patlak veren Şeyh Said kıyamı, Üstâdı Gazali’leştiren ihtiyarî inzivânın mekânını Erek zirvelerinden, Barla dağ ve derelerine çevirip menfâya inkılab ettirir. Ve Barla, ebediyeti kucaklayan Nebi müjdesinin bütün parlaklığıyla tecelli ettiği, mübarek bir belde olarak târihe geçer.

Küfür ve ahlâksızlığın hırçın dev dalgaları Yeni Said’in Barla’da inşâsına koyulup Risâle-i Nur diye adlandırdığı îmân hisarına çarpıp kırılır. Barla, Şeriat-ı Muhammedî’yi tahrible mükellef ihbarlı bir küfrün hezimete uğradığı mukaddes bir savaş meydanıdır. Bu meydanda hayat bulan her Risâle, küfrün bağrına “alevden bir mızrak” gibi saplanır.

Yeni Said’in etrafında –bugün sayıları milyonrları bulan- değişik evsafta , lâkin aynı hedefe yönelmiş Saidler yetişti. O çok ehemmiyet verdiği cemaat ve şahs-ı mânevî büyükbirhakikatolaraktecelliediphayatbuldu… Birşahs-ı mânevîsuretindetaarruzageçenküfürcenâhınıpüskürtmenin en kestirmeyolu, benzerşekildemukabeleetmekti: Cemaatleşmek… Zayıflarıntesanüdündenazîmbirkuvveteldeetmeyegiden en sâlimyol. Üstâd’aferdîyetmakamında-şuveyabuşekilde- talebelikyapacakşâkirdlerinsayısıparmaklagösterilecekkadar az. Bunlarda, dahaçoktemele ilk harcıdökmüş, hisarıninşasındaamelelikyapmışkahramanvefedâkârinsanlar;sizlergibi,benim de zihnimderesmîgeçitteler;hepsi de büyükinsanlar: Hulusi, Husrev, Zübeyir, Tahirivediğerleri. Onlarınhakkınıdahamüstakilbahislerdeteslimetmekümidvetemennisiyleşimdilikbumakeleninsebeb-ivücudunadönelim.

Bediuzzaman’ıncihânşümûlistidaddakidâvâsını,ciddencihânşümûlkılacakferidmakamındakiçokSaidler’ielbet de Rahmet-iİlâhi’denbekliyoruz. Ancakbuâtiümidvehülyâsınınbirnumunesibabından, dahilîbütünitirazve -kısmeniştirakettiğim-hassasiyetvekayıdlararağmenForeign PolicyDergisi’nin“yaşayan 100 entelektüel”arasındagösterdiğiFethullahGülenHoca’yıferidmakamındaçarpıcıbirşâkirdolarakgördüğümüifadeetmekistiyorum.

DüşüncedünyasınıbüyükçaptaRisâle-iNurlar’ınşekillendirdiğibuhareketadamınıneldeettiğimuazzamnetice, her türlütakdirinfevkindedir.Anlıyorum, itirazediyorsunuz, yerindeendişelerinizvar; doğru… Tarzını, tavrınıRisâlesahifelerindemuayyenolanmeslek-meşrebçizgilerineoturtamıyorsunuz, oturmuyor; kabul… AmabumümtazinsanınRisâle-iNurlar’danaldığıfeyizilegenişdairedemeydanagetirdiğibirhareketileehl-iimanaimdadettiğiortada.“Hem ihlâsvehakperestlikise, Müslümanlarınneredenvekimdenolursaolsunistifadelerinetaraftarolmak” değil mi?SonraGülen’intilmizlerindenolupRisâle’denhabersizkaçkişigösterilebilir?Şüphesizbüyüknehirlerinsularınaçokderelerkatılır, aralarındakirlilerinolmasıdamümkündür. Amabuküçükdereciklerdenhareketlenehriistifâdesizkılmakmümkünmü?

Efendim, bütünüyleÜstâd’ınyolundanyürümüyormuş, yürüyemiyormuş… Bediuzzaman’ındâvâsıbütünüyletekbirinsantarafındanelbet de hamledilemez,..Büyükvemütesanidcemaatlerinşahsımânevîsiilekanatlandırılabilirbirmukaddesgayeyibirkişininomuzlarındagörmek, beşertârihininsıkkayıtlarındandeğildir.Temsilmakamındaolanlarınmükellefiyetiyüküyalnızbaşınakaldırmakdeğil, kaldırılmasınanezaretedebilmektir.“Niçindahafazlasıdeğil”diye,bumuazzamhareketgörmezliktengelinip, kumandanınınhakkıketmedilebilir mi?Onuntarafındaneksikbırakılmışıdahaiyivedahamuhitbirşekildeyapmayamani mi var? Dahaiyisiniortayakoyamayanlaradüşen, bubüyükhareketialkışlamaktır, hiçdeğilsesükuttur; en zararsıztabiriyle, gölgeetmemektir…

“Entelektüel” mefhumunundarvemüphemçerçevesiiçinde de olsa, FethullahGülen’inşahsındanBediuzzaman’ınmukaddesdâvâsınıdünyaammeefkârınatakdimedenecnebîmeslekdaşlarımaşükranborçluyum, busatırlarbirazdabuteşekkürihtiyacındandoğmuştur, öylekabuledilsin…

Hocaefendi’yegelince, Üstâd’ınrehberliğinde –anlayışvekabiliyetlerinisbetinde- inşaettiğibüyükgemisiniyürütmeyeçalışanbumâhirkaptanamuvaffakıyetlerdiliyorum;umarıminsanlığı “sahil-iselamet”eulaştırankaptanlardanolur. Öylegörünüyor…Risâle-iNurveÜstâd’ınmukaddesdâvâsınınintişarınhizmetettiğiiçin de müteşekkirim.

BediuzzamanveNurlariçindahaiyiarayışındaolanlarıngayretleriniisehürmetlekarşılarım.Ancakbunun ilk şartı, birbirileriyleuğraşmaktan –hadikabatabiriylesöyleyeyim: boğuşmaktan- vazgeçip, bumuazzamdüşüncederyasınadalmaktır. İhlâsveuhuvvetesaslarınıbaşkasındanbeklediklerimizinmanzumesiolaraktedrisvetelkinettiğimizmüddetçe, hissemizedüşecekhâsılatektiğimizcinsinedenolacaktır.Kendimiçinduam,Bediuzzaman’aliyâkatlıbirşâkirdolmaktır.Arkasındadevletgücü, büyükordularvebüyüksermayelerolmaksızın,küfrünâlemiboğduğubirzamanda,İslâmiyetgüneşininsöndürülemezolduğunuisbatlayanÜstâd’adeğilhakkıylaşâkirdolmayı, şâkirdolmaümidini bile hiçbirsaâdetedeğişmem, ilânediyorum….

13/5/2008 Çamlıca

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım