Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » AK PARTİ MİLLETLE UZLAŞMALI, MÜSTEBİDLERLE DEĞİL...

AK PARTİ MİLLETLE UZLAŞMALI, MÜSTEBİDLERLE DEĞİL...

Türkiye bir ürpertici sekerâtı yaşıyor, millete rağmen bir asır hüküm sürmüş meş’um bir iktidarın sekerâtı. Meşrûiyetini hiçbir zaman milletten almamış, kuvvete istinâd eden, entrikaların semirttiği bir öcü, bir gulyabânînin mevti bu... Millet haysiyet ve ırzına sahip çıktığı için kansız kalan bu vampirin son oyunu “uzlaşma” tuzağı... Elinden kaçırmak üzere olduğu milleti bu tuzakla bir daha kafeslemenin, şah damarını biraz daha emmenin derdinde.

Odalar birliği “Herkes bir adım geri çekilsin...” buyuruyor... Cevap mevcut istibdâd düzeninde palazlanmış, hayatı ve geleceği millete rağmen devam eden sistemle yapışık gazetenin kaptanından geliyor. Hırant Dink cinâyetinde kâtilin psikolojisini anlamaya çalışan Ertuğrul Bey, suret-i haktan görünen bir tavırla, “olmaz” diyor:

“HERKES bir adım geri mi atacak?Hiçbirimizin yargıdan böyle bir şey isteme hakkı yok.”(*)

28 Şubat mel’anetinin bu gönüllü destekçisi ve teorisyeni, aynı yargının askerden birifing almak için günler öncesinden kuyruğa girdiğinin unutulduğundan hareket ediyor, yahut öyle ümid ediyor. Beyim, hangi yargıdan bahsediyorsun? Birifing yargısından mı, 367 yargısından mı, Şemdinli-Susurluk yargısından mı, yoksa hiç bir kanuna dayanmayan başörtüsü yasağı zulmüne yıllarca seyirci kalan yargıdan mı? Bir söyle hele, inandığın değerler hakkına, paradan başka ama... Çünkü bence hiçbir kudsiyeti yok da, onun için ayırmak istedim.

Özkök’ün uzlaşmadan kastı, AK Parti’nin bir adım değil, bin adım geri atması. Düpe düz intihar talebi... Zirâ, biliyor ki AK Parti’den atmasını beklediği geri adım, partinin intiharı olacak. Bütün iddialarını kaybetmiş, millete taahhüdlerini terkedip hayatını kurtarma derdine düşmüş bir partinin yaşayamayacağını iyi görüyorlar. Bütün dua ve temennileri, AK Parti’nin kendisine biçilen bu hazîn âkibeti, bu hercümerc içinde farketmemesi.

Muhâfazasına çalıştığı sistemin değerleri, târihin kaydettiği bu en cihangir milleti acze dûçar eden, medenî milletlerin iki asır gerisinde bırakan müstebid bir sistemin unsurları. Milletin kanını emen, hayat damarlarını tıkayan, teşebbüs kudretini mahveden, millete rağmen bu ucube sistemin asıl kahredici tarafı, olduğunun aksiyle takdim edilmesi. İnsan hak ve hürriyetlerinin Orta Çağ’ın gerisinde kaldığı, on yılda bir askeri darbelerle milletin nâmus ve haysiyetinin pâyimâl edildiği, devletin labirentleri andıran derin dehlizlerinde çetelerin kol gezdiği bir memlekette, sâdece alçaklar huzur içinde yaşayabilir; nâmusluların böyle bir memlekette yeri yoktur.

Evet, AK Parti’nin bir uzlaşma mecburiyeti vardır; bu taaffün etmiş sistemle değil, milletle uzlaşmak...

Yapılacaklar belli... Sistemin müntesiblerinden gelen bütün telkinlere kulaklarını tıkayıp, aksi ile amel etmek... Öncelikle kesinlikle bilmelidirler ki, kapatılmamak için atacakları tavizkâr her adım, kapatılmaktan daha elîm neticeler doğuracaktır. Kapatılmakla hayatlarını kaybederler, aksi için attıkları her adım hayatları gibi şeref ve haysiyetlerini de kaybettirecek. Millet nezdinde de idama mahkûm olacaklardır.

Mükellefiyetleri, milletin haysiyet ve şerefi olup, kendilerine tevdi edilmiş olan millet iktidarını haysiyetsizleştirmemektir. Bir müstebidin postallarını yalayarak hayatta kalmak, gerektiğinde şereflice ölmeye tercih edilmemeli. Rahat bir yatakta haysiyetsizce ve zillet içinde ölmeyi beklemektense, Yassı Ada’nın darağaçlarında, yağlı bir ilmeğin düğümünde Cennet’e kanatlanmak, bin kere evlâdır.

Üstelik de korkuya hâcet yok... Dünya ve Türkiye şartları bu asırlık müstebidin hayatını boğduğu için sarsıntılar yaşıyoruz. Korkmayınız! Ölen biz değiliz, o; asırlık müstebid...

Ak Parti ne mi yapmalı? Sağdan soldan gelen telkinlere aldırmaksızın, kapatılmasını güçleştirecek bütün adımları hemen atmalı. Keçi gibi ömürlerini açık avretle geçirenlerin, uçuruma sürdükleri koyunun çarnaçar açılan avretini dillerine dolamalarına beş para ehemmiyet verilmez, verilmemeli. Efendim, şık olmazmış... Demek şık olan, daha dün milletin %47 oyu ile iktidara gelmiş bir partiyi şamar oğlanına çevirip, eften püften bahanelerle rezil edip öldürmekmiş. Öyle mi?.. AK Parti bu oyuna asla gelmemili...

Evet Parti kapatılmasını güçleştirip, referandumla birlikte erken seçime gitmekten daha hayırlısı yok. Biliyorum, referandum kelimesi beylerin tüylerini diken diken ediyor, daha doğrusu milletin sandık dâhil her türlü hakemliği bu metagalib muktedirlerin korkulu rüyâsıdır. Ne var ki yapılacak başka bir şey yok: Hâkimiyet ya milletin, ya da bu müstebid yapı ve çetelerinin olacaktır. Hiç şüphesiz, hâkimiyet artık kayıtsız şartsız milletin olacaktır... Bunun siyâsî arenadaki şartı AK Partinin dirayetli durması, sivil hayatta ise milletin hukukuna sahip çıkmasıdır...

"Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!" (**)

27/3/2008 Çamlıca

 

(*) 27/3/2008 târihli Hürriyet Gazetesi

(**) Bediuzzaman Said-i Nursi, Sünuhat, S: 62

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım