Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » DANIŞTAY TERTİBİ VE İKTİDARA DÜŞEN

DANIŞTAY TERTİBİ VE İKTİDARA DÜŞEN

İnancımıza göre, her şeyde bir hayır vardır. Ya doğrudan, ya dolayısıyla... Danıştay tertibi, şüphesiz şer maksatlıdır; bâzı hususî neteceleri itibariyle de şerre hizmet etmiştir. Hiç değilse maktul ve yaralıların hayatlarını hedef alması noktasından şerdir... Bu meş’um tertibin vukuunu istemezdik, olmamalıydı. Lâkin oldu...
Bu sarsıcı tertibin, hayır neresinde mi? Fâil ve azmettiricilerin suçüstü yakalanmış olmaları, hayrın ilki. İkincisi, fâillerin kimliğinin Cumhuriyet devri derin teşekkülleri ve tertiplerine ayna tutması. Hatırladığımız son iki örnek: Şemdinli ve Susurluk... Bedihidir ki, tertibin hedefi, AK Parti iktidarı ve dayandığı kitleyi silindir gibi ezmek, un ufak etmektir.

Daha doğrusu, kendi dölleri olan “irtica” öcüsü ile muhafazakâr kitleleri siyaset sahnesinden söküp atmak, millet varidatının umumî havuzunu teşkil eden devlet nimetlerinden mahrum bırakmaktır.

 

Bu kadar da değil... Milleti, kapalı devre, ismi Cumhuriyet ve demokrasi olan, gerçekte bir Ortaçağ istibdad idaresinden farksız, ucube bir sistemin pençe-i kahrında inlemeye mahkûm etmek. Maksat, sırtını rejimin mukaddeslerine dayayarak asırlık menfaatlerinin devamını sağlamak. Bu habîs maksadın tahakku için atılması gereken zarurî adım: AB yolunu tıkamak; Türkiye’yi medenî dünyadan koparmaktır. İnsanî bir rejimin hükümferma olduğu bir ülkede menfaatler millete bakar, putperestlere değil. Son entrika, sanemperestlerin eseri.

Bu gayr-i insanî maksatların tahakkuku için tezgahlanan tertibin aynasından akseden çehreler, sistemin tanıdık havarilerine âit. Müşterek vasıfları, pençelerinden damlayan kan; mazlumların kanı. Cumhuriyet devri darbe ve tertiplerinin tamamında bu güruhun kanlı ayak izleri var. Katranın tarifine kıyas teşkil edecek karanlık yüzleri, son tertibin aydınlığında bütün çizgilerini ele verdi. Fâillerin kimlik ve irtibatları örtbas edilemeycek kadar alenî... Olup bitenler, her geçen gün biraz daha aydınlanacak. Cani, bir fırsatını bulup intihar etmez, yahut böyle bir tertibe kurban gitmezse, tabii...

Doğrudan bu tezgâhın unsurlarından olmasalar bile, neticelerinden kendi hesaplarına fayda bekleyenler, çok daha iğrendirici, çok daha mide bulandırıcı. Devlet nimetlerinin mirasçısı hırsından yakasını kurtaramayan Baykal ve ehibbası hakkında şu ana kadar suç duyurusunda bulunulmamış olması, iktidar için, gaflet değilse, korkaklıktır. Meşru iktidara karşı, elde hiç bir delil olmaksızın yürütülen nefret kampanyasının hesabını sormamak, iktidar için, üzerine gitmekten çark ettiği Şemdinli hâdisesinden daha elim neticeler doğurur. Danıştay tertibi, hiç şüphesiz, Şemdinli tertibi karşısında gösterilemeyen dirayetin bedelidir. Bu tertipte, “Katil başbakan” kampanyasını organize edenlere karşı,“gerginlik olmasın” ürkekliğiyle alttan almak, daha tehlikeli entrikaları sahneye buyur etmektir.

Onun için, kamera ve ses kayıtları, medya haberleri ışığında değerlendirilip mutlaka suçlulara yargı yolu açılmalıdır; makamı, mevkii ne olursa olsun. Demokrasiyi hedef alan her darbe ve teşebbüse alçakça alkış tutan medya mensupları da, hesap vermesi elzem bir diğer güruh. Darbe, kanunlarda suçsa, eski darbeciler de suçludur. Suçluyu cezalandırmamak, cürümdür; devletin cürmü... Hedefi, bir darbeye kadar uzanmak olan bu habîs tertip vesilyesiyle eski darbeciler cezalandırılmazsa, ülke topraklarını kana boyayan terörün arkası kesilmez. Türkiye’de terörü besleyen unsurların başında, darbe arayışları, ilk sırada. Yakın geçmiş buna şahittir. “Darbe şartlarının teşekkülü için iki yıl bekledik” diyen Evren’in sesi memleket afakında lanetli bir ruh gibi dalgalanıp duruyor.

İktidarın da milletin de geleceği, adaletin tesisiyle mümkündür. Adalet yoksa, zulüm vardır... Zulümle hiç bir devlet abad olmaz, hiç bir millet yaşayamaz, ayakta kalamaz. Iraklılara bugünkü hazin ve elim akıbeti hazırlayan ABD değil, Saddam’ın zulmüdür. Diktatörlerinin zulmüne boyun eğen Iraklı’lar, ABD zulmüne karşı duramazlardı; duramadılar. Bütün insanlar bir sefer ölür. Hazreti Âdem’den beri iki defa ölmüş insan yoktur... Mü’min için, “Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, fâilsiz bir in’idam değil; belki bir Fâil-i Hakim-i Rahim tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, saâdet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyâttır, yüzde doksan dokuz ahbâbın mecmâı olan âlem-i berzaha bir visâl kapısıdır.” ( Bediuzzaman Said-i Nursi, Mektubat,221)

AK Parti müntesiplerini, mü’min ve bu hakikati müdrik biliriz. Ebedî saâdet yolcularına evham ve korkular yakışmaz. Kalb, ya korkunun mekânı olur, ya imanın. İkisini birden barındırmaz. Korkmayınız ve muktedir olunuz. İktidar olduğunuzu hatırlamazsanız, acze düşersiniz; entrikaların birinden sıyrılır, onuna yakalanırsınız... Necat, hak ve hakikata riayet ile hürmet etmektir. Hakkın hatırını kırarsanız, bedelini dünyada da uhrada da ödersiniz; ödetirler... Entrikalar entrikaları, tertipler tertipleri kovalar...

Borcunuz, milletedir; minnet edecekseniz, ona ediniz. Bu milletin, darağacında şehid olan Menderes ve arkadaşlarına sahip çıkmayışını ebedi bir kusur gibi ne yüzüne vurmaya hakkınız var, ne millet ona müstehak. Şartlar çok değişti. Yeter ki karşılaştığınız gayr-ı meşru güçlükleri millete anlatınız. Devlet sırrı, her türlü mel’anet karışısında milleti uyutmak değildir. Demokrasi, halkın irade ve idaresi ise, ecnebî unsurların müdahalesinden milleti haberdar etmeye mecbursunuz. 28 Şubat dayatmalarını millete şikâyet etme cesareti göstermeyen Erbakan, suçludur. Cezasını, milletin tokadıyla ödedi. Benzer bir akibete sürüklenmek, yahut koşmak, aklın zevaline delil teşkil eder. Sizleri akil biliyoruz, öyle olduğunuzu gösteriniz. Bu sureta şer, gerçekte millet hayrına hamile son tertibi millet için bir fırsata dönüştürünüz. Milletin geleceğini boğan bu kanlı eşiğin üzerine adalet kapısını kapatınız.

Gelecek nesillerin hayırla yâd ettiği ecdad olmak istiyorsanız, evham ve endişelerinizle milletin geleceğini karartmayınız. İstanbul, Ulubatlı’ların imanından mirastır, evhamlarından değil... Korkularından hiç değil...

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım