Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » TERÖRİZM YAHUT HÂKİM GÜÇLERİN KORKULU RÜYASI! (2)

TERÖRİZM YAHUT HÂKİM GÜÇLERİN KORKULU RÜYASI! (2)

“Bizde terörü azdıran menşe, iki: Biri mânevî, diğeri maddî... Bu üst iki başlığın altını doldurmak sayfalar gerektirir. Tafsilattan sarf-ı nazar edip hülâsanın himmetine sığınacağız.” demiştik, bir önceki makalede. Ama bundan da önce, terör mihrakları arasından, hâkim güçlerin terörünü ayıralım.
Terör, devletlerin elinde de benzer maksatlara hizmet etse bile, zemini farklıdır.

Dolayısıyla “devlet terörü” başlığı altında söylenebilecekler, bu makalenin mevzuu değildir. 1992’de ilk baskısı yayınlanan “Devlet Terörü” adlı kitabımızdan küçük bir iktibasla bu hususu başka bir makaleye erteleyelim:

 

“Devlet, teröre, iki sebeple baş vurur: Birincisi, mevcut fakat sarsılmaya yüz tutmuş hâkimiyetini idame için. Diğeri, kuruluş safhasında hâkimiyetini tesis etmek için. İkinci şık, bilhassa inkılâb ve şiddetle vücut bulan devletler için hayatîdir. Sistemin genel kabul görmediği ülkelerde ise terör, hemen her zaman devletin birinci silâhıdır.”

Dünyânın her tarafında, insanı insan yapan önceliklerin başında dinî terbiye gelir. Dinlerin sebeb-i vücudu, insana dünyâ ve âhiret saâdeti sağlamak... Zirve, son ve cihânşümûl din İslâm’ın. İslâmî inanç ve terbiye, ferdî ve içtimâî hayatımızın huzur teminatıdır. Güzel ahlâkımızın kaynağı da o. Dini tahribe yönelmek ya ahmakça bir şuursuzluk, ya da hıyanettir.

Bediuzzaman Said-i Nursî, bütün bir ömür idâre makamındakilere yol göstermek için çırpınıp durur. Ama Kâbe yerine Batı’ya müteveccih yeni sistem, bu dost sese kulak tıkar. Bedeli, yarım asırlık içtimâî hercümerc, terör ve kahredici bir hezimet. İşte büyük mütefekkirin afakımızda çınlayıp duran sesi:

“Demek bir Müslüman mümkün değil, başka bir dine girip, ya Hıristiyan ve Yahudi, hususan bolşevik gibi olmak... Çünkü, bir İsevi, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâmı daha ziyade sever. Bir Mûsevî, Müslüman olsa, Mûsâ Aleyhisselâmı daha ziyade sever. Fakat bir Müslüman, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine girmez, anarşist olur; ruhunda kemâlâta medar hiçbir hâlet kalmaz. Vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir olur.” (Emirdağ Lâhikası, sayfa: 458)

Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı korkusu içinde bin yıllık irfan ve inancına sırt dönmesi İslâmî terbiyenin ferdî ve içtimâî hayatımızı terketmesini netice verir. Bu günkü terör zemini bu terkten yâdigâr. Allah sevgi ve korkusu olmayan, inançlarını kaybetmiş, mânevî değer tanımayan, adalet duygusundan mahrum nessillerin ruhî boşluklarının memleketi Cehennem’e çevireceğini hesaplayamayanların, yakınmaya hakları yok. Bu felâket onların eseri... Dinî tercihin en basit ama vazgeçilmez bir tezâhürü olan baş örtüsüne tahammül göstermeyen mekânizmanın, terör karşısındaki bocalayışları niçin şaşırtıcı olsun? Bu körlükle mesafe almak kaabil mi? Hızını alamayan Devlet Başka’nının dinî hayata daha fazla müdahale talepleri karşısında susmak ya da haykırmak arasında hiç bir fark yok... Ne değişecek?

Yine de bir duyan olur ümidiyle bu sağırlar vadisine doğru hakikatı haykırmaya mecburuz:

Türkiye Cumhuriyeti, elli küsur yıllık terör belasından kurtulmak istiyorsa, milletin mânevî değerlerini hayatlandırmanın büyük zaruret olduğunu görmelidir. Hiç bir müessese, millete rağmen istikbale kanat çırpamaz... Devlet, millete hizmet içindir... Devletin millete efendilik taslaması, Batı’nın Orta Çağ ayıbıdır. Bin dört yüz yıllık İslâm târihinde; devlet, milletin hizmetinde olmuştur. Kaldı ki Batı da bu zihniyeti çoktan terketmiş vaziyette. Türkiye önceki asrın başlarında Batı’dan arakladığı bu kötü zihniyet kopyasından kurtulmalıdır artık. Elimizdeki bu abes ve zararlı oyuncakla sadece istikbalimizi kaybetmiyoruz, itibarımız da kalmadı; gülünç duruma düşüyoruz...

İnsanlığın müşterek değerlerinin maarife yedirilmesi, mânevî zemin için payanda teşkil eder. Şüphesiz Milli Eğitim sistemimiz cihanşümûl değerlerin zemini olmalı. Seksen küsur yıllık evhamlar, yerini doğru ve faydalı bilgiye terketmeli. Cehâlet ve dinsizlik dayanışması, terör için bulunmaz fırsattır. Cehâleti ülke sınırlarının dışına atamayan bir maarif sistemi ile yol alınamaz. Netice ortada...

Terörizmi besleyen maddi zemine gelince... Çok söze ne hacet? Her insan müreffeh yaşamak ister. Fukaralık ne kimseye tavsiye edilebilir, ne de taliplisi olur. İşi, aşı olmayan; evsiz-barksız, evlenemeyen; çoğu zaman çöplükteki kedi ve köpeklere gıpta ile bakmak zorunda kalan kitlelerin teröre angaje olması tabiîdir. Fakir kitlelerin ızdırap ve sefaletini gizleyen, derme çatma gece konduların muhasarası altındaki şehir sitelerinde, bir eliniz yağda bir eliniz balda yaşayamazsınız. Varoşların kin ve nefretini derinleştiren, TV magazin programlarının, bu loş ve sefil ızdıraphânelerde hemcinslerinize yaşattığı cinnetin buutlarını hesaplamak zorundasınız. Terörizm belâsından kurtulmak istiyorsanız, üretim imkânlarını teşvik etmek, istihdamı arttırmak ve âdil bir gelir dağılımını temin etmeye mecbursunuz.

Efendi devlet, hizmetkâr devlet demeye şâyân ölçülerde küçülmelidir... Millet ekseriyeti açlık sınırında yaşayan bir devletin, –emniyet teçhizatı hariç- lüks ve debdebe içinde yaşamaya, görüntü saltanatı sürmeye hakkı yoktur. Savaş uçağı almak zaruret olabilir, ama milleti aç bir devletin özel seyahat uçağı olamaz, olmamalı. Emniyet güçlerinin nihaî talebi silâh olmalı, lüks makam vâsıtaları değil.

AK Parti iktidarı hiç değilse sivil devleti küçültmeli, lüks ve israf haydudunu bu fakir milletin sırtından söküp almalıydı. Yapmadılar, yahut yapamadılar... Yapabilirler mi? Evet, hâlâ şansları var, ama samimi olmak kaydıyla.

Yukarıda saydıklarımız ve detayları, terörü ya iflasa ya intihara sürükler. Bakayasından kurtulmak için, hukuk kâfi gelir. Bataklık kurutulmuşsa, haşaratını bekleyen akibet, şu veya bu şekilde son bulmaktır. Karşı şiddete ya ihtiyaç kalmaz, ya da son darbe olur.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım