Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv » Ahmet Altan » Ne mutlu İngilizim diyene...

Ne mutlu İngilizim diyene...

Bilmiyorum o muhteşem filmi seyrettiniz mi.
Gerçek bir olayı anlatıyordu.
Daniel Day Lewis’in oynadığı film, üç İrlandalı serserinin hiç ilgileri olmayan bir suçtan yakalanıp mahkûm olmalarının hikâyesiydi.

İngiliz askerlerinin gittiği bir pub bombalanıyordu ve ufak tefek suçlar işleyen üç oğlan saldırıdan sorumlu tutuluyordu.

O serseri oğlanlardan birinin hapishanede nasıl değiştiğini, nasıl “bilinçlendiğini”, nasıl başka biri haline geldiğini izliyordunuz.

Film çok güzeldi ama özellikle bir sahne beni çok irkiltmişti.

Polis genç oğlana soruyordu:

“Nerelisin?”

Genç oğlan da cevap veriyordu:

“Dublinliyim.”

Polis şöyle bir bakıyordu oğlana:

“İngilizsin yani...”

Bizim ülkemizde de sanırım buna benzer konuşmalara çok rastlanmıştır.

“Nerelisin?”

“Diyarbakırlıyım.”

“Türksün yani...”

Dublinlilerin çoğu İngiliz değil İrlandalı, Diyarbakırlıların çoğu da Türk değil Kürt.

Biri İngiliz vatandaşı, diğeri de Türk vatandaşı olabilir.

Ama ırkları, kültürleri, gelenekleri, dilleri, lehçeleriyle onlar vatandaşı oldukları ülkenin çoğunluğundan farklılar.

Ne yazık ki “devlet” denilen tuhaf “şey” farklılıklardan pek hoşlanmıyor.

İstiyor ki vatandaşlar “tek tip” olsun.

Kavga da bundan çıkıyor zaten.

Çünkü büyük ülkelerin vatandaşlarının bazılarının dini farklı, bazılarının dili farklı, bazılarının ırkı farklı.

Ve, onlar haklı olarak bu farklılık kabul edilsin istiyorlar.

Devletle, vatandaşlarının bir kısmı arasındaki anlaşmazlık buradan çıkıyor.

Çok kan dökülüyor.

İngiltere’de de döküldü.

Burada da döküldü.

Bizde hâlâ da dökülüyor.

İngiliz polisi, “Dublinliyim” diyen çocuğa “İrlandalısın demek ki” dese bu kadar kan dökülmeyecekti.

Ya da Türk polisi, “Kürtsün yani” dese...

Devlet bunu demek istemiyor.

Sonuna kadar direniyor.

Neticede hayatın gerçeği kendini kabul ettiriyor.

Biz uzun yıllar Kürt diye bir ırk olduğunu inkâr ettik.

Kürtçe diye bir dilin varlığını kabul etmedik.

Zavallı Ahmet Kaya’yı “Kürtçe şarkı söylemek istiyorum” dedi diye genç yaşında ölüme gönderdik.

Geçenlerde televizyonda Ajda Pekkan’ı Aynur’la birlikte Kürtçe şarkı söylerken gördüm.

Çok da güzel söyledi.

Ne dünya yıkıldı, ne Türkiye bölündü.

İnsanların Kürtçe şarkı söyleyebileceğini on yıl önce kabul etseydik en azından Ahmet Kaya’yı kurtarırdık.

Ama devletler, “farklı” olanın burnunu sürtmek istiyor.

“Benim istediğim gibi olacaksın” diyor.

Bunu epeyce abartıyor da.

Eğer Kürt vatandaşların çoğunluğunun yaşadığı Güneydoğu’ya giderseniz, özellikle askerî birliklerin yerleştiği bölgelerdeki bütün tepelere aynı cümlenin yazılmış olduğunu görürsünüz.

“Ne mutlu Türküm diyene.”

Bu lafı Kürtlere her gün okutuyorsunuz.

Tamam, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı onlar, ama Türk değiller.

Kürtler.

Ve Kürt olmaktan mutlular.

Onlar ancak “ne mutlu Kürdüm diyene” diyebildikleri zaman Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan mutluluk duyacaklar.

O güne dek hep huzursuz yaşayacaklar, hep kendilerini yabancı hissedecekler, hep birinin kendilerini “zorladığı” duygusunu içlerinde taşıyacaklar.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçenlerde Kürt meselesinde “iyi şeyler olacağını” söyledi.

Bizim Ankara büromuzun öğrendiğine göre bu “iyi şeylerden” biri dağlara taşlara yazılan “ne mutlu Türküm” lafının azaltılması olacakmış.

Bence azaltılması hatta o bölgeden tümüyle kaldırılması çok yerinde olur.

“Ben Kürdüm” diyen birine sürekli olarak, “ben Türküm demedikçe mutlu olamayacaksın” demek “mutlu” bir sonuç vermiyor çünkü.

Artık devletin şu basit gerçeği kabul etmesi gerekiyor.

O insanlar Kürt.

Ve, “ben Kürdüm” diyerek mutlu olmak istiyorlar.

Kürtlerin mutluluğu, Türklerin mutsuzluğu anlamına gelmiyor.

Kürtler Kürt olarak, Türkler Türk olarak mutlu olsunlar, ne çıkar bundan?

Önemli olan insanların mutlu olması değil mi?

Nasıl mutlu olacaklarına devlet bıraksın da insanların kendileri karar versinler.

Böyle yapabildiğimizde “iyi şeyler” olacak.

İyi şeyler olmasını özledi insanlar.

Bu ülkede çok fazla “kötü şey” oldu çünkü.

 

http://www.taraf.com.tr/makale/4501.htm

Eklenme Tarihi: 3/15/2009

Son değişiklik Cuma, 03 Haziran 2011 11:00
Bu kategorideki diğerleri: Ah Bizans »

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım