Ayarlar
Arama

H.Yılmaz Kişisel Blog Sayfası

Twitter Sayfam:

Makalelerim

Buradasınız: Anasayfa » Arşiv

12 Eylül’de Anayasa paketine “Evet!” demek, haysiyet ve iz’an borcumdur; vatanperverliğimi târihin şuuruna tescil ettirmek, gelecek nesillerin ittiham yüklü bakışları altında demokrasi ve hürriyet sahnesine başı dik çıkma “berât”imdir.
Şurası muhakkak ki, 1920’li yıllarda Ankara’da boy atan zihniyet, millete rağmendir. Çünkü milletin bütün değerlerini red, inançlarını tahrib ve târihini inkâr üzerine kuruludur. İnşâ safhasının muhalif ve muarız gücü, doğrudan millettir. Onun için devlet terörünün şeni vâsıtaları İstiklâl Mahkemeleri kurulur, onun için bebelere ağlama yasağı getiren Takrir-i Sükûn zemini ihdas edilir, onun için Ankara zihniyetine yönelen itirazlar büyük isyanlar gibi gösterilip dehşetli katliamlarla bastırılırlar.

Perşembe, 09 Haziran 2011 12:10

Ahmed Altan yahut zulmü dehleyen adam!

Yazan Hüseyin Yılmaz

Hayata benden on yıl önce başlamış, 1950 doğumlu. Türkiye’nin düşünce ve edebiyat dünyâsında kalıcı yeri olan bir babanın oğlu: Çetin Altan’ın. Velûd bir kaleme sahib babasının şöhretini gölgeleyecek rekabet arayışında çâreyi tehlikeleri göğüslemekte bulmuş: Daha cesur, daha gözüpek, zaman zaman daha küstah, daha serâzâd ve daha aykırı olmakta...
Cünûnluk derecesindeki cür’et ve cesareti, Ahmed Altan’ın başkaları tarafından tırmanılması güç burcudur. Ne gücü? İmkânsıza yakın bir güçlük bu... Yalnız başına, bir yığın tehlikeyi göğüsleyerek, bedeller ödeyerek alın teri ile inşâ ettiği Himalayalar kadar yüksek burcunda mitoloji tanrıları kadar yapayalnız, ama hâkim yaşıyor Altan.

Kürt Meselesi’nin tesbitinde samimiyet eseri taşımayanlar çözümü noktasında hezeyâna mecbur kalıyorlar. Son bahtiyârlıkları, “Birlikte yaşamaya mecbur muyuz?” tartışması ile bir çözüm kapısı aralamak ümidi.
Entelektüel bir fantezi olarak elbet de bu suali sormanın mahzuru yok, hattâ suale sosyolojik bir tecessüs urbası da giydirebilirsiniz. Demokratlık adına ise herşeyi konuşur, herşeyi tartışabilirsiniz. Bütün bunların tek şartı var: Samimiyet! Hakikati aramakta samimî olmak.

Perşembe, 09 Haziran 2011 11:45

Türkiye Sağı da ümitsiz vakâ!.

Yazan Hüseyin Yılmaz

Türkiye Solu gibi, Türkiye Sağı da ümitsiz vakâ. Türkiye Solu, Sol olmadığı gibi; Sağı da Sağ değil.. Dünyanın her hangi bir ülkesinde apayrı, birbirinden çok farklı kaynaklardan doğan bu iki ırmak, Türkiye’de aynı kirli kaynaktan fışkırırlar: Resmî ideoloji ve tertiplerinden...
Onun için kavgalı olmalarına rağmen gerçekte birbirilerinden farklı değiller. İnsiyakları, düşünce ve hareket tarzları, mukaddesleri ayniyete yakın bir benzerlik arzeder. Kavgalı oluşlarının sebebi, Sağ ile Sol’un bütün dünyada kavgalı oluşu.. Kavgayı doğuran, taklid insiyakı.

Sayfa 3 / 49

Tuyan Tasarım